#Chp

- Chp haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Chp haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

CHP Bursa İl Başkanı Nihat Yeşiltaş: Adaletin, üretimin ve emeğin iktidarını kuracağız Haber

CHP Bursa İl Başkanı Nihat Yeşiltaş: Adaletin, üretimin ve emeğin iktidarını kuracağız

Program, CHP Karacabey İlçe Başkanlığı ziyaretiyle başladı. İlçe Başkanı Mustafa Utku ve partililerle bir araya gelen CHP Bursa İl Başkanı Nihat Yeşiltaş, örgütlü mücadelenin önemine dikkat çekerek, “Masa başında siyaset yapanlardan olmadık, olmayacağız. Sokakta, mahallede, pazarda, tarlada yurttaşımızla birlikteyiz. Bu mücadeleyi birlikte kazanacağız” ifadelerini kullandı. Türkiye’de yaşanan ekonomik çöküşün ve adalet krizinin bir tercih olduğunu vurgulayan Yeşiltaş, çözümün halkçı, kamucu ve eşitlikçi politikalardan geçtiğini söyledi. TABLO SÜRDÜREBİLİR DEĞİL Daha sonra Karacabey Sanayi Sitesi ziyaretinde esnafla bir araya gelen İl Başkanı Yeşiltaş ve beraberindeki heyet, artan maliyetler, yüksek faiz oranları ve düşen alım gücünün yarattığı tabloyu yerinde dinledi. Yeşiltaş, “Sanayici üretmek istiyor ama finansmana ulaşamıyor. Esnaf ayakta kalmak için borçlanıyor. Üreten cezalandırılıyor, çalışan yoksullaşıyor. Bu sürdürülebilir değil” dedi. CHP iktidarında üretimi önceleyen, esnafı ve KOBİ’leri destekleyen bir ekonomik modelin hayata geçirileceğini ifade etti. MUHTARLARLA ORTAK AKIL VURGUSU Karacabey Muhtarlar Derneği’ni de ziyaret eden Yeşiltaş, Dernek Başkanı Erol Yıldırım ve muhtarlarla mahallelerin sorunlarını değerlendirdi. Yerel demokrasinin en önemli unsurlarından biri olan muhtarların taleplerini dinleyen Yeşiltaş, “Katılımcı, şeffaf ve hesap verebilir bir yönetim anlayışını savunuyoruz. Muhtarlarımızı yalnızca dinleyen değil, karar süreçlerine dahil eden bir anlayışı iktidara taşıyacağız” diye konuştu. “PAZAR YERLERİ ÜLKENİN EN GERÇEKÇİ EKONOMİK GÖSTERGESİDİR” Karacabey pazar yerinde esnaf ve yurttaşlarla da buluşan Yeşiltaş, ekonomik krizin artık günlük hayatın en temel alanında, mutfakta ve pazarda hissedildiğini söyledi. Tezgâhları tek tek gezerek hem esnafın hem de alışverişe çıkan yurttaşların dertlerini dinleyen Yeşiltaş, artan fiyatlar karşısında alım gücünün her geçen gün daha da eridiğine dikkat çekti. “Pazar torbaları boş, yurttaşın yüzü endişeli. İnsanlar çalıştığı halde yoksul, emekli olduğu halde geçinemiyor. Yurttaş soruyor: Bu maaşlarla pazar torbası nasıl dolacak?” diyen Yeşiltaş, bir emeklinin filesine birkaç parça sebze koyduktan sonra fiyat hesabı yapmak zorunda kalmasının, bir annenin çocuklarına meyve alırken tane hesabı yapmasının Türkiye’ye yakışmadığını ifade etti. Esnafın da artan kira, elektrik, nakliye ve hal maliyetleri nedeniyle zor günler geçirdiğini belirten Yeşiltaş, “Burada sadece vatandaş değil, esnaf da ayakta kalma mücadelesi veriyor. Satış yok, kâr yok; ama giderler katlanarak artıyor. İktidar ise hâlâ pembe tablolar çiziyor. Oysa pazar yerleri bu ülkenin en gerçekçi ekonomik göstergesidir” dedi. Mevcut ekonomik tablonun kader olmadığını, bilinçli tercihler ve yanlış politikalar sonucu ortaya çıktığını vurgulayan Yeşiltaş, üretimden kopuk, rant odaklı ekonomi anlayışının hem üreticiyi hem tüketiciyi ezdiğini söyledi. “Bu memleketi pazar yerinde fileyi dolduramayanların sesiyle yöneteceğiz. Yoksulluğu yöneten değil, yoksulluğu bitiren bir iktidar kuracağız. Emekliyi insanca yaşatacak, çalışanı enflasyona ezdirmeyecek, üreticiyi destekleyecek bir düzeni hep birlikte inşa edeceğiz” ifadelerini kullandı. “ORTAK GELECEĞİ ADALET VE EŞİTLİKLE KURACAĞIZ” Daha sonra Karacabey Karadenizliler Derneği ile Bosna Sancak Derneği’ni de ziyaret eden CHP heyeti, hemşehri dernekleriyle ülke gündemini değerlendirdi. Karadenizliler Derneği Başkanı Zeki Baştan ve Bosna Sancak Derneği Başkanı Şadan Erepçin’e misafirperverlikleri için teşekkür eden Yeşiltaş, farklı kültürlerin ve kimliklerin Türkiye’nin zenginliği olduğunu belirterek, “Ayrıştıran değil birleştiren bir siyaset anlayışını savunuyoruz. Acıyı da umudu da birlikte taşıyacağız. Ortak geleceği adalet ve eşitlikle kuracağız” ifadelerini kullandı. BOĞAZKÖY VE SUBAŞI ZİYARETLERİ Program kapsamında Boğazköy ve Subaşı köylerini de ziyaret eden Yeşiltaş, çiftçilerin yaşadığı sorunlara dikkat çekti. Artan mazot, gübre ve yem fiyatlarının üreticiyi üretimden kopma noktasına getirdiğini belirten Yeşiltaş, “Tarlada emek var ama karşılığı yok. Bu tablo plansızlığın ve yanlış tarım politikalarının sonucudur. Üreten kazanamıyorsa o ülkede gelir dağılımında adalet yoktur” dedi. CHP iktidarında planlı üretim modeline geçileceğini, çiftçinin destekleneceğini ve kırsal kalkınmanın öncelik olacağını vurguladı. “KARACABEY DEĞİŞİM İSTİYOR” Karacabey’de gün boyu süren temasların ardından değerlendirmede bulunan CHP Bursa İl Başkanı Nihat Yeşiltaş, halkın erken seçim talebinin her geçen gün daha güçlü dile getirildiğini ifade ederek şunları söyledi: “Karacabey’de gördüğümüz tablo nettir: Halk yoksullaşmış, üretici yalnız bırakılmış, esnaf borç batağında. Bu düzen sürdürülemez. Ancak bir yandan da şunu memnuniyetle görüyoruz; yurttaşlarımız Bursa Büyükşehir Belediyemizin sosyal belediyecilik anlayışıyla hayata geçirdiği çalışmalardan duydukları memnuniyeti açıkça ifade ediyor. Altyapıdan kırsal desteklere, sosyal yardımlardan üreticiye verilen katkılara kadar pek çok alanda hissedilen bu halkçı belediyecilik, doğru yönetimin mümkün olduğunu gösteriyor. Cumhuriyet Halk Partisi olarak adaletin, üretimin ve emeğin iktidarını kurmaya hazırız. Yerelde nasıl halkın yanında bir yönetim anlayışını hayata geçirdiysek, genelde de aynı kararlılıkla bu ülkeyi ayağa kaldıracağız. Karacabey değişim istiyor, Türkiye değişim istiyor. Biz bu değişimi halkımızla birlikte gerçekleştireceğiz.”

CHP Bursa İl Başkanı Nihat Yeşiltaş: Adaletin, üretimin ve emeğin iktidarını kuracağız Haber

CHP Bursa İl Başkanı Nihat Yeşiltaş: Adaletin, üretimin ve emeğin iktidarını kuracağız

Cumhuriyet Halk Partisi Bursa İl Başkanlığı’nın kentteki saha çalışmaları Karacabey’de gün boyu süren yoğun programla devam etti. CHP Bursa İl Başkanı Nihat Yeşiltaş, İlçe Başkanı Mustafa Utku, il ve ilçe yöneticileriyle birlikte gerçekleştirdiği ziyaretlerde esnaf, sanayici, muhtarlar, çiftçiler ve hemşehri dernekleriyle bir araya geldi. Karacabey’de karşılaştıkları tablonun Türkiye’nin içinde bulunduğu ekonomik ve sosyal krizin somut bir özeti olduğunu belirten Yeşiltaş, “Cumhuriyet Halk Partisi olarak adaletin, üretimin ve emeğin iktidarını kurmaya hazırız. Yerelde nasıl halkın yanında bir yönetim anlayışını hayata geçirdiysek, genelde de aynı kararlılıkla bu ülkeyi ayağa kaldıracağız. Karacabey değişim istiyor, Türkiye değişim istiyor. Biz bu değişimi halkımızla birlikte gerçekleştireceğiz.” Dedi. Program, CHP Karacabey İlçe Başkanlığı ziyaretiyle başladı. İlçe Başkanı Mustafa Utku ve partililerle bir araya gelen CHP Bursa İl Başkanı Nihat Yeşiltaş, örgütlü mücadelenin önemine dikkat çekerek, “Masa başında siyaset yapanlardan olmadık, olmayacağız. Sokakta, mahallede, pazarda, tarlada yurttaşımızla birlikteyiz. Bu mücadeleyi birlikte kazanacağız” ifadelerini kullandı. Türkiye’de yaşanan ekonomik çöküşün ve adalet krizinin bir tercih olduğunu vurgulayan Yeşiltaş, çözümün halkçı, kamucu ve eşitlikçi politikalardan geçtiğini söyledi. TABLO SÜRDÜREBİLİR DEĞİL Daha sonra Karacabey Sanayi Sitesi ziyaretinde esnafla bir araya gelen İl Başkanı Yeşiltaş ve beraberindeki heyet, artan maliyetler, yüksek faiz oranları ve düşen alım gücünün yarattığı tabloyu yerinde dinledi. Yeşiltaş, “Sanayici üretmek istiyor ama finansmana ulaşamıyor. Esnaf ayakta kalmak için borçlanıyor. Üreten cezalandırılıyor, çalışan yoksullaşıyor. Bu sürdürülebilir değil” dedi. CHP iktidarında üretimi önceleyen, esnafı ve KOBİ’leri destekleyen bir ekonomik modelin hayata geçirileceğini ifade etti. MUHTARLARLA ORTAK AKIL VURGUSU Karacabey Muhtarlar Derneği’ni de ziyaret eden Yeşiltaş, Dernek Başkanı Erol Yıldırım ve muhtarlarla mahallelerin sorunlarını değerlendirdi. Yerel demokrasinin en önemli unsurlarından biri olan muhtarların taleplerini dinleyen Yeşiltaş, “Katılımcı, şeffaf ve hesap verebilir bir yönetim anlayışını savunuyoruz. Muhtarlarımızı yalnızca dinleyen değil, karar süreçlerine dahil eden bir anlayışı iktidara taşıyacağız” diye konuştu. “PAZAR YERLERİ ÜLKENİN EN GERÇEKÇİ EKONOMİK GÖSTERGESİDİR” Karacabey pazar yerinde esnaf ve yurttaşlarla da buluşan Yeşiltaş, ekonomik krizin artık günlük hayatın en temel alanında, mutfakta ve pazarda hissedildiğini söyledi. Tezgâhları tek tek gezerek hem esnafın hem de alışverişe çıkan yurttaşların dertlerini dinleyen Yeşiltaş, artan fiyatlar karşısında alım gücünün her geçen gün daha da eridiğine dikkat çekti. “Pazar torbaları boş, yurttaşın yüzü endişeli. İnsanlar çalıştığı halde yoksul, emekli olduğu halde geçinemiyor. Yurttaş soruyor: Bu maaşlarla pazar torbası nasıl dolacak?” diyen Yeşiltaş, bir emeklinin filesine birkaç parça sebze koyduktan sonra fiyat hesabı yapmak zorunda kalmasının, bir annenin çocuklarına meyve alırken tane hesabı yapmasının Türkiye’ye yakışmadığını ifade etti. Esnafın da artan kira, elektrik, nakliye ve hal maliyetleri nedeniyle zor günler geçirdiğini belirten Yeşiltaş, “Burada sadece vatandaş değil, esnaf da ayakta kalma mücadelesi veriyor. Satış yok, kâr yok; ama giderler katlanarak artıyor. İktidar ise hâlâ pembe tablolar çiziyor. Oysa pazar yerleri bu ülkenin en gerçekçi ekonomik göstergesidir” dedi. Mevcut ekonomik tablonun kader olmadığını, bilinçli tercihler ve yanlış politikalar sonucu ortaya çıktığını vurgulayan Yeşiltaş, üretimden kopuk, rant odaklı ekonomi anlayışının hem üreticiyi hem tüketiciyi ezdiğini söyledi. “Bu memleketi pazar yerinde fileyi dolduramayanların sesiyle yöneteceğiz. Yoksulluğu yöneten değil, yoksulluğu bitiren bir iktidar kuracağız. Emekliyi insanca yaşatacak, çalışanı enflasyona ezdirmeyecek, üreticiyi destekleyecek bir düzeni hep birlikte inşa edeceğiz” ifadelerini kullandı. “ORTAK GELECEĞİ ADALET VE EŞİTLİKLE KURACAĞIZ” Daha sonra Karacabey Karadenizliler Derneği ile Bosna Sancak Derneği’ni de ziyaret eden CHP heyeti, hemşehri dernekleriyle ülke gündemini değerlendirdi. Karadenizliler Derneği Başkanı Zeki Baştan ve Bosna Sancak Derneği Başkanı Şadan Erepçin’e misafirperverlikleri için teşekkür eden Yeşiltaş, farklı kültürlerin ve kimliklerin Türkiye’nin zenginliği olduğunu belirterek, “Ayrıştıran değil birleştiren bir siyaset anlayışını savunuyoruz. Acıyı da umudu da birlikte taşıyacağız. Ortak geleceği adalet ve eşitlikle kuracağız” ifadelerini kullandı. BOĞAZKÖY VE SUBAŞI ZİYARETLERİ Program kapsamında Boğazköy ve Subaşı köylerini de ziyaret eden Yeşiltaş, çiftçilerin yaşadığı sorunlara dikkat çekti. Artan mazot, gübre ve yem fiyatlarının üreticiyi üretimden kopma noktasına getirdiğini belirten Yeşiltaş, “Tarlada emek var ama karşılığı yok. Bu tablo plansızlığın ve yanlış tarım politikalarının sonucudur. Üreten kazanamıyorsa o ülkede gelir dağılımında adalet yoktur” dedi. CHP iktidarında planlı üretim modeline geçileceğini, çiftçinin destekleneceğini ve kırsal kalkınmanın öncelik olacağını vurguladı. “KARACABEY DEĞİŞİM İSTİYOR” Karacabey’de gün boyu süren temasların ardından değerlendirmede bulunan CHP Bursa İl Başkanı Nihat Yeşiltaş, halkın erken seçim talebinin her geçen gün daha güçlü dile getirildiğini ifade ederek şunları söyledi: “Karacabey’de gördüğümüz tablo nettir: Halk yoksullaşmış, üretici yalnız bırakılmış, esnaf borç batağında. Bu düzen sürdürülemez. Ancak bir yandan da şunu memnuniyetle görüyoruz; yurttaşlarımız Bursa Büyükşehir Belediyemizin sosyal belediyecilik anlayışıyla hayata geçirdiği çalışmalardan duydukları memnuniyeti açıkça ifade ediyor. Altyapıdan kırsal desteklere, sosyal yardımlardan üreticiye verilen katkılara kadar pek çok alanda hissedilen bu halkçı belediyecilik, doğru yönetimin mümkün olduğunu gösteriyor. Cumhuriyet Halk Partisi olarak adaletin, üretimin ve emeğin iktidarını kurmaya hazırız. Yerelde nasıl halkın yanında bir yönetim anlayışını hayata geçirdiysek, genelde de aynı kararlılıkla bu ülkeyi ayağa kaldıracağız. Karacabey değişim istiyor, Türkiye değişim istiyor. Biz bu değişimi halkımızla birlikte gerçekleştireceğiz.”

CHP Bursa İl Başkanı Nihat Yeşiltaş: Türkiye Cumhuriyeti Bir Parti Devleti Değildir Hiçbir Zaman Da Olmayacaktır Haber

CHP Bursa İl Başkanı Nihat Yeşiltaş: Türkiye Cumhuriyeti Bir Parti Devleti Değildir Hiçbir Zaman Da Olmayacaktır

“Vali Erol Ayyıldız’ın başkanlığında gerçekleştirilen bu toplantıda, kentin seçilmiş yöneticilerinin dışlanması; devletin tarafsızlığı ilkesinin açıkça ihlal edilmesidir. Valilik makamı, bir siyasi partinin il binası değildir. Devlet, bir partinin değil; 86 milyonun devletidir. Türkiye Cumhuriyet bir parti devleti değildir, hiçbir zaman da olmayacaktır.” dedi. Bursa Kuzey Çevre Otoyolu Projesi Değerlendirme Toplantısı, Bursa Valisi’nin başkanlığında yapıldı. İlgili toplantının fotoğrafları, valiliğin resmi sosyal medya hesabından "Bursa Kuzey Çevre Otoyolu Projesi Değerlendirme Toplantısı, Sayın Valimizin başkanlığında; Bursa milletvekilleri, AK Parti İl Başkanı, ilgili kurum temsilcileri ve bölge muhtarlarının katılımıyla gerçekleştirildi" ifadeleriyle paylaşıldı. Valiliğin resmi sosyal medya hesaplarından paylaşılan fotoğraflarında, toplantıda milletvekili olarak yalnızca AKP'li isimlerin ve AKP İl Başkanının yer aldığı görüldü. CHP Bursa İl Başkanı Nihat Yeşiltaş, toplantıya davet edilmediklerini belirterek Vali Erol Ayyıldız’a tepki gösterdi. Yeşiltaş’ın açıklaması şu şekilde: “Bursa Valiliği tarafından kamuoyuna duyurulan “Bursa Kuzey Çevre Otoyolu Projesi Değerlendirme Toplantısı”, AKP’nin yıllardır sürdürdüğü ve demokratik teamülleri yok sayan yönetim anlayışının Bursa’daki son tezahürüdür. Bu toplantıya ne Bursa’nın halk tarafından seçilmiş Büyükşehir Belediye Başkanı Mustafa Bozbey, ne Cumhuriyet Halk Partisi Bursa İl Başkanı olarak ben ne de partimizin milletvekilleri davet edilmiştir. Bu tablo, bir “ihmal” ya da “protokol hatası” değil, bilinçli bir siyasi tercihtir. Açık konuşalım: Bu yaklaşım, sandıkta kaybettikleri Bursa’yı masa başında geri alma hevesinin sonuçlarından bir tanesidir. Bu yaklaşım, halkın iradesini içine sindiremeyenlerin devlet gücünü bir parti aygıtı gibi kullanma alışkanlığının sonucudur. Bursa halkı, 31 Mart’ta çok net bir karar vermiştir. Halkımız bu kenti; Cumhuriyet Halk Partili Büyükşehir Belediye Başkanımız Mustafa Bozbey’e, ilçe belediye başkanlarımıza ve halkçı, katılımcı bir yönetim anlayışına emanet etmiştir. Bu iradeyi yok sayan her tutum, doğrudan Bursa halkına karşı alınmış bir tavırdır. Vali Erol Ayyıldız’ın başkanlığında gerçekleştirilen bu toplantıda, kentin seçilmiş yöneticilerinin dışlanması; devletin tarafsızlığı ilkesinin açıkça ihlal edilmesidir. Valilik makamı, bir siyasi partinin il binası değildir. Devlet, bir partinin değil; 86 milyonun devletidir. Türkiye Cumhuriyet bir parti devleti değildir, hiçbir zaman da olmayacaktır. Bunun net olarak bilinmesi gerekir. Buradan Bursa Valisine soruyoruz: Siz, 3,5 milyon Bursalılının mı valisisiniz yoksa bir siyasi partinin mi valisisiniz? Bir diğer vahim olan husus da bu dışlayıcı yaklaşımın ardından AKP İl Başkanı’nın yaptığı açıklamalarla gerçekleri çarpıtma çabası... Bursa’nın yıllardır çözülemeyen, bilinçli biçimde plansız bırakılan ve içinden çıkılmaz hale getirilen tüm sorunları, AKP iktidarının yönetim anlayışının doğrudan sonucudur. Yıllardır “müjde” diye Bursalılara sunulan açıklamalarla geçiştirilen hastane sorunu çözülmüş müdür? Her seçim öncesi yeniden vaat edilen hızlı tren Bursa’ya gelmiş midir? Hava kirliliğiyle mücadelede somut ve kalıcı adımlar atılmış mıdır? Deprem gerçeği karşısında kentsel dönüşüm, ranttan arındırılmış, bilimsel ve halkçı bir anlayışla hayata geçirilmiş midir? Yeşil alanlar korunmuş, Bursa’nın tarım alanları ve su havzaları güvence altına alınmış mıdır? Elbette hayır... Bursa’yı yönettikleri dönem boyunca bu başlıkların hiçbirinde kalıcı, planlı ve halkın yararını esas alan çözümler üretemeyenler; bugün çıkıp CHP’li belediyeleri hedef alarak kendi sorumluluklarını örtbas etmeye çalışmaktadır. Bursa’nın kaybedilen yıllarının hesabını vermek yerine, algı siyasetiyle gerçekleri ters yüz etmeye çabalayan bu anlayış, artık Bursalıları kandıramamaktadır. CHP’li belediyeler, göreve geldikleri ilk günden itibaren Bursa’da bilimsel, planlı ve insan odaklı çalışmalarını başlattı ve bunu başarıyla sürdürmektedir. Ayrıca kimse şunu da unutmasın: Bursa’nın Cumhuriyet Halk Partili milletvekilleri vardır. İnanıyoruz ki Bursa halkı, bu iradeyi önümüzdeki seçimlerde daha da güçlendirecektir. “Parti devleti” hevesinizi Bursa halkının iradesiyle kursağınızda bıraktık. Bırakmaya da devam edeceğiz. Cumhuriyet Halk Partisi olarak; Bursa’yı ilgilendiren her projede şeffaflığı, katılımcılığı ve halkın seçtiği yöneticilerin sürece dahil edilmesini savunmaya devam edeceğiz. Bursa’yı talimatlarla, yerel iradeyi yok sayarak yönetmeye çalışan anlayışa dün boyun eğmedik, bugün de eğmeyeceğiz.”

AK Parti Bursa İl Başkanı Davut Gürkan: “Vatandaşımızın geçim mücadelesi üzerinden siyaset yapanlar, önce kendi yönettikleri belediyelere bakmalıdır” Haber

AK Parti Bursa İl Başkanı Davut Gürkan: “Vatandaşımızın geçim mücadelesi üzerinden siyaset yapanlar, önce kendi yönettikleri belediyelere bakmalıdır”

Vatandaşın yaşadığı ekonomik sıkıntıları istismar eden CHP’nin Bursa’da da algı siyaseti yaptığını belirten Başkan Gürkan, “Yıllarca yönettiğiniz ve rüşvet çarkı üzerine kurulu imar yolsuzluklarıyla Türkiye’nin gündeminde olan belediyelerinizden Nilüfer’de eski belediye başkanınız, eski ilçe başkanınız tutuklu yargılanıyor. Binlerce usulsüz imar uygulamasıyla kamunun ve Bursalıların hakkını gasp ettiğiniz Nilüfer Belediyesi’nde personel maaşlarını ödeyemez duruma geldiniz. İlçe belediyelerinizin neredeyse tamamı borçlarının üzerinde taşınmaz satışı yapmalarına rağmen aynı çaresizlik içindeler. CHP’li belediyelerde tablo böyleyken hala sokağa çıkıp adalet ve yoksulluktan bahsetme cüretini gösterebiliyor olmak büyük bir aymazlıktır” ifadelerini kullandı. “Hemşerilerimizin hakkını aramak için eylem yapacaklarsa da kendi belediyeleri önünde yapabilirler.” Artık tüm ülkenin susuzluk, yolsuzluk, çöp krizleriyle tanıdığı CHP belediyeciliği sayesinde Bursa’nın son iki yılda Türkiye’nin en pahalı ulaşım hizmetini sunan, en yüksek su faturalarının geldiği kentler arasına sokulduğunun da altını çizen Başkan Davut Gürkan açıklamasına şöyle devam etti, “2024 yılında yönetime geldikleri Büyükşehir Belediyesi’nde su veremedikleri Bursa’da; suya yüzde 250, 1 metre yeni yol ve raylı sistem kazandırmadan ulaşıma yüzde 400, otoparklarda yüzde 500’e varan artış yaparak gerçekleştirdikleri fahiş zamların gerekçelerinin mantıklı açıklamasını bile yapamıyorlar. Vatandaşımızın geçim mücadelesi üzerinden siyaset yapanlar, önce kendi yönettikleri belediyelere bakmalıdır. Hemşerilerimizin hakkını aramak için eylem yapacaklarsa da kendi belediyeleri önünde yapabilirler.” Yönettikleri belediyelerde ne somut bir proje ne mali disiplin var… “Yönettikleri belediyelerde ne somut bir proje ortaya koyabilen ne mali disiplini sağlayabilen CHP anlayışının ülke ekonomisi hakkında ahkâm kesmesi abesle iştigal etmektir” diyen İl Başkanı Gürkan, esas olanın kaynakları doğru yöneterek kalıcı hizmetler üretmek olduğunun altını çizdi. CHP’li belediyelerin Bursa’nın en önemli gündemlerinden biri olan kentsel dönüşüm alanında da hiçbir adım atmadıklarını kaydeden Davut Gürkan, “AK Parti olarak hükümetimiz ve yerel yönetimlerimiz aracığıyla milletimize eser siyaseti ile hizmet etmeye devam ediyoruz. Biz polemik değil, hizmet üretiyoruz. Milletimiz kimin boş laf ürettiğini, kimin çalıştığını çok iyi biliyor” ifadelerini kullandı. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan liderliğindeki hükümetin enflasyonla mücadeleden sosyal desteklere, istihdamdan yatırımlara kadar her alanda kararlılıkla çalıştığını ifade eden Gürkan, Bursa’da da eğitimden sağlığa, ulaşımdan kentsel dönüşüme kadar milyarlarca liralık yatırımların hayata geçirilmeye devam ettiğini vurgulayarak; “Bursa’nın da Türkiye’nin de güvencesi her zaman olduğu gibi yine AK Parti’dir, Cumhur İttifakı’dır” dedi.

Başkan Mustafa Bozbey'den deprem bölgesine ziyaret Haber

Başkan Mustafa Bozbey'den deprem bölgesine ziyaret

Cumhuriyet Halk Partisi tarafından 6 Şubat depremlerinin yıl dönümü dolayısıyla düzenlenen anma programları kapsamında CHP Genel Başkanı Özgür Özel, Bursa Büyükşehir Belediye Başkanı Mustafa Bozbey, Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş ve milletvekilleri Kahramanmaraş’ta bir dizi ziyaret gerçekleştirdi. Program kapsamında ilk olarak Kapıçam Deprem Şehitliği ziyaret edildi. Depremde yakınlarını kaybeden ailelerle bir araya gelen heyet, Kur’an-ı Kerim tilavetinin okunması ve duaların edilmesinin ardından mezarlara karanfil bıraktı. CHP Genel Başkanı Özgür Özel, Bursa Büyükşehir Belediye Başkanı Mustafa Bozbey ve beraberindekiler daha sonra Kahramanmaraş Ticaret ve Sanayi Odası’nı ziyaret etti. Sivil toplum örgütü başkanlarıyla bir araya gelen heyet, depremden etkilenen vatandaşlar için yapılabilecek çalışmaları ve destekleri konuştu. Başkan Mustafa Bozbey daha sonra CHP’nin Kahramanmaraş’ta düzenlediği grup toplantısına katıldı. CHP Genel Başkanı Özgür Özel’in halka açık olarak gerçekleştirdiği grup toplantısında, yerel ve genel siyasetteki gündem maddeleri ele alındı. “RABBİM BİR DAHA BÖYLE BÜYÜK ACILAR YAŞATMASIN” Bursa Büyükşehir Belediye Başkanı Mustafa Bozbey, 6 Şubat depremlerinin yıl dönümü dolayısıyla CHP Genel Başkanı Özgür Özel ile birlikte deprem bölgesini ziyaret ettiklerini belirtti. Acıların taze, kaybedilen canların hatırasının ise kalplerde olduğunu söyleyen Başkan Mustafa Bozbey, “Genel Başkanımız Özgür Özel ile birlikte ilk olarak Kapıçam Deprem Şehitliği’ni ziyaret ederek dualarımızla yitirdiklerimizi andık. Kaybettiğimiz tüm vatandaşlarımıza Allah’tan rahmet, ailelerine sabır diliyorum. Rabbim milletimize bir daha böyle büyük acılar yaşatmasın” dedi. “BURSA OLARAK HER ZAMAN YANLARINDAYIZ” Daha sonra Kahramanmaraş Ticaret ve Sanayi Odası’nda sivil toplum kuruluşlarının temsilcileriyle buluştuklarını hatırlatan Başkan Mustafa Bozbey, “Sahada ilk günden bu yana devam eden çalışmalar üzerine değerlendirmelerde bulunduk. Deprem bölgesini ayağa kaldırmak için elini taşın altına koyanların emeği unutulmaz. Bursa olarak her zaman yanlarındayız, dayanışmadayız. Partimizin Grup Toplantısı’nı da Genel Başkanımız Özgür Özel'in liderliğinde Kahramanmaraş’ta gerçekleştirdik. Dayanışmamızı büyütecek, yaraları el birliğiyle, kimseyi arkada bırakmadan saracağız. Birbirimize ses olacağız” diye konuştu.

CHP’nin Marmara Yerel Medya Buluşması Tekirdağ’da Yoğun Katılımla Gerçekleşti Haber

CHP’nin Marmara Yerel Medya Buluşması Tekirdağ’da Yoğun Katılımla Gerçekleşti

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) İletişim Başkanlığı tarafından düzenlenen “Marmara Yerel Medya Buluşması”, Tekirdağ’da gerçekleştirildi. Ramada Otel’de yapılan buluşmaya Marmara Bölgesi’nden çok sayıda yerel medya temsilcisi katıldı. Programa Bursa’dan Vatan Havadis Gazetesi Yönetim Kurulu Başkanları Fatih Gülbulak ve Mustafa Berber ile Vatan Havadis ailesinden Muhabirler Nevin Kuşpınar, İsmet Elmalioğlu, Esra Yokuş, Recep Atış, Yaşar Yokuş ve Buhara Sarıalan katıldı. Bursa’dan ayrıca Tolermedya Yönetim Kurulu Başkanı Yusuf Yıldırım da programa katılım sağladı. Gemlik ilçesinden de yoğun katılımın olduğu buluşmada, Gemlik Gazeteciler Cemiyeti Başkanı Erkan Zambak ve Başkan Yardımcısı Ömer Faruk Demirok yer aldı. Programa ayrıca, CHP Gemlik İlçe Başkan Yardımcısı (Sosyal Medya ve Halkla İlişkilerden Sorumlu) ve Gemlik Körfez Gazetesi İmtiyaz Sahibi Serap Güler ile Yazı İşleri Müdürü Kadri Güler katıldı. Yerel medyanın sorunları ve gazeteciliğin dönüşen yapısının kapsamlı biçimde ele alındığı buluşmaya; CHP Tekirdağ İl Başkanı Cenk Boduç, Tekirdağ Büyükşehir Belediye Başkanı Candan Yüceer ile CHP Medya ve Halkla İlişkilerden Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı ve Adana Milletvekili Burhanettin Bulut da katıldı. Açılış konuşmalarında yerel basının demokrasi açısından taşıdığı kritik role dikkat çekildi. Programın ilk bölümünde “Yerelde Gazetecilik” başlıklı panel düzenlendi. Moderatörlüğünü CHP Ankara Milletvekili Okan Konuralp’in üstlendiği panele; Balıkesir Birlik ve Demokrat Gazeteleri Yazı İşleri Müdürü İlkan Toprak, Yalova Gazeteciler Cemiyeti Başkanı Ayhan Polat, Edirne TGS Temsilcisi Tamer Yavuz ve Muhabir Özer Enginler panelist olarak katıldı. Panelde yerel basının yaşadığı ekonomik zorluklar, basın özgürlüğü ve gazetecilerin çalışma koşulları ele alındı. Öğle yemeğinin ardından gerçekleştirilen söyleşi bölümünde ise gazetecilik, farklı mecralar üzerinden değerlendirildi. Moderatörlüğünü Burhanettin Bulut’un yaptığı oturumda; dijital gazetecilik üzerine Emin Çapa, görsel basın üzerine Yıldız Yazıcıoğlu ve yazılı basının mevcut durumu hakkında İbrahim Kahveci görüşlerini paylaştı. Yoğun katılımla gerçekleşen Marmara Yerel Medya Buluşması, gazeteciler arasında deneyim paylaşımına olanak sağlarken, yerel medyanın güçlendirilmesine yönelik ortak çözüm arayışlarıyla sona erdi.

“Mesleki Eğitim: Bugün ve Gelecek” paneli Bursa’da gerçekleştirildi: “İktidarımızın ilk haftasında MESEM uygulamasına son vereceğiz” Haber

“Mesleki Eğitim: Bugün ve Gelecek” paneli Bursa’da gerçekleştirildi: “İktidarımızın ilk haftasında MESEM uygulamasına son vereceğiz”

Cumhurbaşkanlığı Aday Ofisi Milli Eğitim Politika Kurulu Başkanı Suat Özçağdaş koordinasyonunda tarafından Bursa'da düzenlenen “Mesleki Eğitim: Bugün ve Gelecek” mesleki eğitimin tarihsel gelişimi, mevcut uygulamalar ve geleceğe yönelik modeller kapsamlı şekilde ele alındı. Atatürk Kültür Merkezi Merinos Yerleşkesi Hüdavendigâr Salonu’nda gerçekleştirilen panele Cumhurbaşkanlığı Aday Ofisi Milli Eğitim Politika Kurulu Başkanı Suat Özçağdaş, Muğla Milletvekili Gizem Özcan, siyasetçiler, akademisyenler, eğitimciler, sendika ve sivil toplum temsilcileri büyük ilgi gösterdi. Panelin açılış konuşmasını yapan CHP Bursa İl Başkanı Nihat Yeşiltaş MESEM uygulamasına dikkat çekerek, “Bu sistemin denetimsizliği sonucundaki çocuk işçi ölümleri ve yaralanmaları, hepimizin vicdanında derin yaralar açmıştır, açmaya da devam etmektedir. İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği (İSİG) Meclisi'ne göre her yıl ortalama 70 çocuğumuz çalışırken hayatını kaybetmektedir. Yine ne acıdır ki bu çocuklarımızın önemli bir bölümü eğitim kurumlarında kayıtlı olarak MESEM projesi kapsamında çalıştırılan çocuklarımızdan oluşmaktadır. Bu çocuklarımızın çalıştırıldığı koşullar o kadar ağır ki MESEM’li bir çocuğumuz gün içinde 12 saate varan mesailerde koruyucu ekipman olmadan çalıştıklarını, yetişkinlerin bile yapmakta zorlanacağı işlere koşturulduklarını, iş kazalarının sık yaşandığını ama çoğu kez kayda bile alınmadığını dile getirmektedir. “Bunlar ülkemizin acı gerçeği” Belki söyleyeceklerimi duymak yüreğinizi acıtacak ama ne yazık ki bunlar ülkemizin acı gerçeğidir. Ocak 2024'te staj yaptığı işyerinde başı sac büküm makinesine 16 dakika boyunca sıkışan 14 yaşındaki Arda Tonbul yaşamını yitirdi. Aynı ay 15 yaşındaki Erol Can Yavuz, üzerine devrilen sunta bloklar nedeniyle öldü. Kasım 2025'te Isparta Mesleki Eğitim Merkezi öğrencisi 15 yaşındaki Umut Eren Gökçen, hafta sonu çalışmaya gönderildiği bir inşaatta asansör boşluğuna düşerek ağır yaralandı; iş güvenliği önlemlerinin alınmadığı inşaatta firma ve kamu görevlileri hakkında herhangi bir soruşturma açılmadı. Yine Kasım 2025'te, 16 yaşındaki Alperen Uygun, Mersin Anamur'da çalıştığı asansör firmasıyla gittiği inşaatta üçüncü kattan asansör boşluğuna düşerek hayatını kaybetti. En son Bursa’da bir çocuğumuz eğitim gördüğü alan dışında çalıştırılırken üzerine transpaletin düşmesi sonucu az kalsın hayatını kaybediyordu. Kolunda ciddi kırık ve hasar ile hastaneye kaldırıldı. “Mesleki eğitim, çocuk emeğinin sömürü alanı olamaz” Cumhuriyet döneminde sanayileşmenin en önemli adımı olarak başlayan mesleki eğitimlerin ne yazık ki getirildiği acı durum budur… Buradan açıkça ifade ediyoruz, mesleki eğitim, çocuk emeğinin sömürü alanı olamaz. Eğitim çocuğun üstün yararını esas alır, onu korur ve geleceğe hazırlar. Hiçbir ideolojik gerekçe, bir çocuğun hayatından, güvenliğinden ve eğitim hakkından daha değerli değildir. Çocuklarımızın yeri üretim bandı değil; önce okul sırası, sonra güvenli ve nitelikli istihdamdır. “Eğitim kamusal bir haktır” CHP'nin yeni Parti Programı, bu konuda son derece net bir duruş ortaya koymaktadır. Eğitim kamusal bir haktır. Çocuk ve gencin üstün yararı esastır. Mesleki ve teknik eğitim çocuk işçiliğine, emek sömürüsüne ve güvencesizliğe asla izin vermeyecek şekilde yeniden yapılandırılacaktır. Bu, bizim için bir vaat değil, siyasi sorumluluktur. Bizim anlayışımızda mesleki eğitim sanayinin günü kurtaran ihtiyaçlarına göre değil, ülkenin uzun vadeli kalkınma hedeflerine göre planlanır. Okul–sanayi iş birlikleri pedagojik denetim altında, güvenli ortamlarda ve eğitimin asli amacını zedelemeyecek biçimde yürütülür. Çocuklar 'çalışan' değil, öğrenen bireyler olarak görülür; akademik ve mesleki gelişimleri birlikte desteklenir. İlk seçimde iktidara gelerek, mevcut Parti Programımız doğrultusunda Bursa’da dijitalleşmeyi, yeşil dönüşümü ve teknolojiyi merkeze alan, çağın mesleklerine hazırlayan güçlü meslek liselerini birlikte kuracağız. Emeği değersizleştiren değil, emeği yücelten bir sistemi hep birlikte inşa edeceğiz. Rehberlik sistemleriyle gençlerin yeteneklerine uygun alanlara yönlendirildiği, öğretmenlerin güçlendirildiği, okulların güvenli ve nitelikli yaşam alanları haline getirildiği bir mesleki eğitim modelini hayata geçireceğiz. Ve buradan, Bursa’dan, çok net bir irade ortaya koyuyoruz. Bu ülkenin geleceği ucuz iş gücünde değil, nitelikli eğitimde yatmaktadır. Bu ülkenin kalkınması; çocuk emeğinde değil, bilimde, akılda ve Cumhuriyet’in eğitim anlayışında mümkündür. CHP olarak çocuklarımızı koruyan, emeği onurlandıran ve eğitimi kamusal bir hak olarak savunan bu mücadeleden asla geri durmayacağız.” “Nitelikli iş gücüne önemli ve güçlü katkılar sağlıyoruz” Bursa Büyükşehir Belediye Başkanvekili Mustafa Orkun Gazioğlu ise Bursa Kent Akademisi ve Bursa İş Ofisi modelini hayata geçirdiklerini belirterek, şöyle konuştu: "Mesleki eğitim bir ülkenin kalkınma noktasında, bir kentin refah düzeyini ve gençlerimizin yarınlara dahil olduğunu doğrudan belirleyen en temel alanlardan birisidir. Biz Bursa Büyükşehir Belediyesi olarak eğitimi yalnızca bir öğrenme süreci olarak değil, istihdama açılan güçlü bir kapı olarak görüyoruz. Bu anlayışımızın en somut örneklerinden biri hayata geçirdiğimiz Bursa Kent Akademisi ve Bursa İş Ofisi modelidir. Bu modelle gençlerimizi, kadınları ve iş arayan hemşerilerimizi meslek sahibi yapan, doğrudan istihdama katkı sunan eğitim kurallarını yaşama geçiriyoruz. Bursa Kent Akademisi'nde sektörlerin ihtiyaç duyduğu alanlarda eğitimler düzenleyerek nitelikli iş gücüne önemli ve güçlü katkılar sağlıyoruz. Bugün akademimiz 24, eğitim merkezi, 11 uzmanlık okulu, bini aşkın ücretsiz eğitim programı ve alanında uzman eğitimcilerle Bursamızın tamamına yayılan güçlü bir eğitim ekosistemi sunuyor. Bursa İş Ofisi ise iş dünyasında güçlü bir köprü kurarak eğitim alan bireylerin doğrudan çalışma hayatına katılmasını destekliyor. On binlerce hemşehrimizin yararlandığı bu sistem sayesinde işverenle iş arayanı aynı zeminde buluşturuyor, kariyer danışmanlığı sunuyor, istihdamı planlı ve sürdürebilir hale getiriyoruz. Bugün bu panelde mesleki eğitimin akademi ve sanayiyle ilişkisi, eğitim yaşamının dünden bugüne panoraması, MESEM uygulamasının sorunları ve dünyadaki iyi örnekler ele alınacak. İnanıyoruz ki bu panelden çıkacak ortak akıl, Bursa'mızın ve ülkemizin mesleki eğitim vizyonuna çok güzel katkılar sağlayacak.” “Mehmet Rüştü Uzel Türkiye’de mesleki ve teknik eğitim sisteminin kurucusudur” CHP Milli Eğitim Politika Kurulu Başkanı Suat Özçağdaş ise Mehmet Rüştü Uzel'in Türkiye’de mesleki ve milli eğitime bugünkü anlamıyla yön veren kişi olduğunu bildirerek, şunları kaydetti: "Yaptığımız işlerin kurucusudur, genel müdürdür, müsteşardır. Türkiye’de mesleki ve teknik eğitim sisteminin kurucusudur. Son derece değerli bir kişidir. Her şeyden önce bir eğitimcidir. Eğitimin üretim çerçevesinde yapılmasına inanmış; mesleki ve teknik eğitimin hem ‘üreterek eğitim’ hem de ‘eğitim için üretim’ boyutuyla gerçekleştirilmesini sağlamıştır. Bir teorisyen olarak dünyadaki birçok örneği incelemiştir. İskoçya’da, Rusya’da, Almanya’da, İtalya’da; o dönemin sanayi hamlesi gelişmiş ülkelerinde hangi ilçe varsa gidip görmüştür. Kitaplar yazmış, eğitim programları oluşturmuş, çok ciddi bir akademisyendir. Aynı zamanda çok iyi bir idarecidir. 1927 yılında ilk görevini aldığında Türkiye’de toplam 17 mesleki ve teknik okul vardır. Bir yıldan biraz fazla sürede dokuz okul daha açar. Daha sonra görevden ayrılır, tekrar döner ve bu okulları Trakya’dan Türkiye’nin dört bir yanına yayar. İlk müsteşar olduğunda bütçenin yetersiz olduğunu görür ve bunun için mücadele eder; bütçeyi yüzde 7'ye çıkarır. Bunun yetmeyeceğini söyler, daha gözde bir alan hâline gelmesi ve daha fazla kaynak ayrılması gerektiğini vurgular. “Her şeyi kendimiz üreteceğiz” Bu amaçla Ankara’da bir teknik öğretim sergisi açar. Lokomotifler, çeşitli makineler, marangoz ürünleri, masalar, sandalyeler… Türkiye’de teknik okullarda üretilen her ne varsa Ankara’da sergiler. Böylece mesleki ve teknik eğitimin yerli üretime katkı sağladığını gösterir. Son derece iddialıdır. ‘Her şeyi kendimiz üreteceğiz’ der. Serginin girişindeki slogan da budur. Bugün sıkça duyduğumuz bu söylemi o, gerçekten hayata geçirmiştir. Yüzlerce okul açılır. Bursa, Kocaeli ve diğer sanayi şehirlerinin ihtiyaç duyduğu nitelikli elemanlar bu okullarda yetiştirilir. Türkiye endüstrisine yönelik bir gelişme planını bilen insanlar, buna uygun okullar tasarlar. Yetmez; köylere kadar gidilir. Demircilik, tarım aletleri, su değirmenleri yapılır. Askerlik sırasında, savaş ortamında bile iletişim ihtiyacına çözüm üretir. Telefonu icat etmez belki ama cephede, eldeki imkânlarla iletişim kurmayı sağlar. Yetmez; İstanbul’daki bir liseden başka bir bölgeye müzik konserini radyo yayınıyla canlı olarak ulaştırır. Telgraf makinesini inceler. Bunların her biri, kısıtlı imkânlarla uygulamaya dökülen ilk örneklerdir. Çünkü eğitimi şöyle görür: Türkiye’nin sorunlarından biri, gelişmiş ülkelerin bir makineyi icat etmesini beklemek, hayranlıkla izlemek ve sonra onu satın almaya çalışmaktır. Oysa böyle olmamalıdır. Başta öğretmenler olmak üzere bu teknik aletleri biz geliştirmeliyiz. Belki ilk hâli prototip olur ama öğrenciler buradan ilham alır; bir sonraki kuşak gelişimi sürdürür. Tıpkı Bursa’da sanayinin sürekli kendini geliştirmesi gibi. 1950’lere gelindiğinde, ülkede mesleki ve teknik eğitimle ilgili bildiğiniz her şeyin temeli atılmıştır. Okul müdürleri, müdür yardımcıları yurt dışına gönderilir. Bugünkü gibi yandaşlara, tarikatlara teslim edilen programlar değildir bunlar. Sahadan gelen bilgiyle, öğretmenlerin ürettiği verilerle bilimsel temelli programlar oluşturulur. Türkiye bugünlere böyle gelmiştir. Bursa bugünlere böyle gelmiştir. Eğer Türkiye’de mesleki ve teknik eğitim konuşulacaksa, bu Bursa’da konuşulmalıdır. Çünkü Mehmet Rüştü Uzel, belki de Bursa’nın en fazla anılması gereken yurttaşlarından biridir. Ruhu şad olsun. İyi ki Mehmet Rüştü vardı. Bu ülkeye çok büyük katkılar sundu. Cumhuriyet’in ilk dönem eğitimcilerini; Mustafa Necati, İsmail Hakkı Tonguç, Nafiye Akın, Tansu, Mehmet Rüştü Uzel gibi isimleri birer Cumhuriyet mimarı olarak görüyoruz. “Meslek liseleri üretimin merkezindeydi” Mesleki ve teknik eğitimi bugün maalesef olumsuz bir algıyla konuşuyoruz. Bir meslek lisesine giden öğrenci, sanki akademik olarak başarısız olmuş bir öğrenciymiş gibi görülüyor. Oysa geçmişte bu okullar sınavla girilen, mezunlarının mühendislerle yarıştığı, üretimin merkezinde yer alan kurumlardı. AKP döneminde bu okulların sayısı yüzde 26,4 azaldı. Öğrenci sayısı yüzde 5,5 düştü. Yetmedi; bu okullara öğretmen yetiştiren kurumlar kapatıldı. Bu büyük bir kötülüktür. Dört gün iş, bir gün okul modeliyle çocuklar ucuz iş gücü hâline getirildi. 18 yaşın altındaki çocukların hayatını kaybettiği örnekler yaşandı. Bursa’dan bir çocuğumuzu kaybettik. Böyle bir eğitim olamaz. Eğitim gençleri hayattan koparan değil, hayata hazırlayan bir sistem olmalıdır. “Mesleki eğitim yanlış kurgulanırsa eşitsizliğin ve sömürünün aracı olur” CHP olarak sadece eleştirmekle yetinmiyoruz, bir yıldır 300’ün üzerinde uzmanla çalışıyoruz. Mesleki ve teknik eğitimi erken yaşta bir alana hapseden değil, seçenekleri çoğaltan, nitelikli insan yetiştiren bir sistem olarak yeniden kurmak istiyoruz. Bunu yapabiliriz. Çünkü bunu yüz yıl önce de başardık. Mesleki ve teknik eğitim, bir ülkenin kalkınma iddiasının en güçlü araçlarından biridir. Ancak yanlış kurgulanırsa eşitsizliğin ve sömürünün aracı olur. Biz buna izin vermeyeceğiz. “MESEM uygulamasına son vereceğiz” CHP olarak yepyeni bir ufku oluşturmak istiyoruz mesleki ve teknik eğitimde. Çocukları okuldan koparan değil, onları güçlendiren, akademik ve mesleki eğitimi birlikte sunan bir yapı oluşturmak istiyoruz. Çocukları iş gören değil, iş öğrenen haline getirmek istiyoruz. İktidara geldiğimizde bir haftada MESEM uygulamasına Türkiye’de son vereceğiz. Kimsenin çocuğunu öldürtmeyeceğiz. Sanayinin ihtiyaç duyduğu her şeyi planlayacağız. Nitelikli ara elemanlar, teknikerler yetiştireceğiz. O yolculuktan birileri mühendis olacaksa onlar da sanayinin içinden gelen mühendisler olacaklar. Dolayısıyla birbiriyle konuşan iki dünya yaratıyor olacağız. Bunu kamusal bir sorumlulukla yapacağız. Bilimsel ve pedagojik ilkelere bağlı olarak yapacağız. İktidarımızda çocuklara yepyeni bir dünya sunacağız. Çünkü biz eğitimin tüm yurttaşların eşit olarak faydalanması gereken anayasal bir hak olduğuna inanıyoruz. Bizi sosyal demokrat yapan şey budur. Biz herhangi bir parti değiliz. Biz bu cumhuriyetin kurucusuyuz. Bizim iktidarımızda 86 milyon yurttaş geleceğe umutla bakacak.”, Açılış konuşmalarının ardından Prof. Dr. Adnan Gümüş, Prof. Dr. Kenan Özcan, Bursa Büyükşehir Belediyesi Genel Sekreter Yardımcısı Mehmet Yıldız, Gazeteci Osman Çaklı ve CHP Muğla Milletvekili, Milli Eğitim Politika Kurulu Üyesi Gizem Özcan panelde konuşma gerçekleştirdi.

CHP Bursa Gençlik Kolları'ndan KYK Bursu tepkisi Haber

CHP Bursa Gençlik Kolları'ndan KYK Bursu tepkisi

CHP Bursa İl Gençlik Kolları Başkanı Berkcan Bora, KYK burs ve kredilerinin yetersizliğine ilişkin İl Başkanlığında açıklama yaptı. Açıklamaya Gemlik Belediye Başkanı Şükrü Deviren, Mudanya Belediye Başkanı Deniz Dalgıç, İl Kadın Kolları Başkanı Nigar Bölüker, İlçe Başkanları, İl Yöneticileri, Gençlik Kolları Başkan ve Yöneticileri katıldı. Bora'nın açıklaması şu şekilde: CHP Bursa İl Gençlik Kolları Başkanı Berkcan Bora, KYK burs ve kredilerinin yetersizliğine ilişkin İl Başkanlığında açıklama yaptı. Açıklamaya Gemlik Belediye Başkanı Şükrü Deviren, Mudanya Belediye Başkanı Deniz Dalgıç, İl Kadın Kolları Başkanı Nigar Bölüker, İlçe Başkanları, İl Yöneticileri, Gençlik Kolları Başkan ve Yöneticileri katıldı. Bora'nın açıklaması şu şekilde: "Cumhuriyet Halk Partisi Gençlik Kolları olarak geçtiğimiz yılın son günlerinde “2025 yılının öğrenciler için çok zor geçtiğini, iktidarın öğrencilere reva gördüğü 3000 TL KYK bursu ile ayın sonunun bir türlü gelmediğini, üniversitelilerin geçinemediğini” ifade etmiştik. Genel Başkanımız Cem Aydın iktidara bir soru yöneltmişti. KYK bursunun neden hala açıklanmadığını, bunun sebebinin beceriksizlik mi yoksa utanç mı olduğunu sormuştu. Bugün anlıyoruz ki sebebi ikisi birdenmiş. Hem beceriksizlik. Hem utanç. İktidar, bursların öğrencilerin hesaplarına yatmaya başlayacağı tarihten sadece bir gün önce 2026 yılı için öğrencilere verilecek KYK bursunun 4000 TL olacağını açıkladı. Geçen yıl 100 lira olan günlük KYK bursunun, bu yıl günlük 133 lira olacağını açıkladı. Bu artış artış değil, sadakadır. Bugün yine soruyoruz: Bu ülkenin evlatlarına reva gördüğünüz rakam günlük 133 lira mı? Günlük 133 TL neye yeter? Bu rakama karar veren yetkililere, bakanlara tane tane anlatalım: Türkiye asgari ücretin ortalama ücret haline geldiği bir ülkedir. Türkiye’de asgari ücret açıklandığı gün açlık sınırının altında kalmış, sefalet ücretidir. Peki böyle bir ülkede KYK bursuna ihtiyaç duyan üniversite öğrencileri kimdir? Asgari ücretlilerin, garibanların, emeğiyle alın teriyle hayatta kalma mücadelesi verenlerin çocukları değil midir? Asgari ücretliler, emekçiler açlık sınırının altında bir ücretle hayatta kalma mücadelesi verirken çocuklarının üniversite masraflarını karşılayabilirler mi? Karşılayamazlar. Bu şartlarda KYK bursuna cep harçlığı olarak bakamayız. KYK bursu, cep harçlığı değildir! KYK bursu, üniversite öğrencilerinin ihtiyaçlarını karşılamak zorundadır! KYK bursu, daha iyi bir gelecek umuduyla üniversiteye adım atan gençlerin gıda-barınma-eğitim-ulaşım masraflarını karşılamak zorundadır! Günlük 133 TL ile bir öğrencinin sağlıklı bir biçimde eğitimine devam etmesi olanaksızdır. Günlük 133 TL ile ne alabilir bir öğrenci? Başka hiçbir şey yapmasa, 1 tavuk döner yemek istese ancak yarısını alabilir. 1 filtre kahve içmek istese bardağın dörtte üçünü ancak alabilir. 1 pizza yemek istese orta boy pizzanın ancak yarısını alabilir. 1 kitap almak istese, onun bile ancak yarısını alabilir! Kendi evlatlarına bir kahve içmeye giderken vermeyecekleri parayı milletin evladına reva gören ‘bakanlara’, ‘yetkililere’ sesleniyoruz: Gençleri sürüklemek istediğiniz hayatı apaçık görüyoruz: Siz öğrencileri sistematik bir biçimde yoksullaştırılmakta, işçileştirilmekte, geleceksizliğe mahkum etmek istemektesiniz. Reva gördüğünüz rakam, milyonlarca üniversite öğrencisini eğitim hayatını sürdürebilmek için çalışmak zorunda bırakmaktadır. Milyonlarca genci, eğitim hayallerinden vazgeçmeye yönlendirmektedir. Bu sıkıntının adını açıkça koyalım: Bu AKP’nin kara düzenidir! Bakan çocuğuna ayrı, milletin evladına ayrı işleyen bir düzendir bu. Bu kara düzene razı olmak zorunda değiliz. Bu kara düzene katlanmak zorunda değiliz. Üniversiteli genç arkadaşlarımıza çağrımızdır: Biz gençleri hapsetmek istedikleri geleceksizliğe sessiz kalamayız… Gelin, bu kara düzene karşı omuz omuza, birlikte mücadele edelim. Kötülüğü yenelim. Adil ve özgür bir geleceği birlikte var edelim. Hiçbir genç arkadaşımızı umutsuzluğa teslim etmeyeceğiz. Sefalet varsa, sefalete karşı mücadelemiz var. Yokluğa, yoksulluğa karşı direnen milyonlar var, meydanlar var. Yaratmak istediğiniz umutsuz karanlığın karşısında, umudun ateşini büyüten Cumhuriyet Halk Partisi ve onun gençlik örgütü var. Bir kez daha söz veriyoruz: Umutlu, adil, özgür yarınları gençler olarak biz, birlikte kuracağız. Gençlerin korkutulmadığı, sefalete mahkum edilmediği; aksine umutla filizlenip koca çınarlara dönüştükleri güzel Türkiye’yi birlikte inşa edeceğiz!"

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.