#Demokrasi

- Demokrasi haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Demokrasi haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

CHP Bursa İl Kadın Kolları'ndan 8 Mart Yürüyüşü Haber

CHP Bursa İl Kadın Kolları'ndan 8 Mart Yürüyüşü

CHP Bursa İl Kadın Kolları, 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü dolayısıyla yürüyüş gerçekleştirdi. Şehreküstü Meydanı'nda bir araya gelen kadınlar sloganlar ve pankartlar eşliğinde Kent Meydanı'na yürüdü. Yürüyüşe çeşitli sendikalar ve kadın dernekleri de destek verdi. Yürüyüşün ardından Kent Meydanı’nda basın açıklaması gerçekleştirdi. Açıklamaya CHP Bursa İl Başkanı Nihat Yeşiltaş, İl Kadın Kolları Başkanı Nigar Bölüker, Kadın Kolları MYK Üyesi Fatma Özgür, Osmangazi Belediye Başkanı Erkan Aydın, Gemlik Belediye Başkanı Şükrü Deviren ve çok sayıda kadın katıldı. İl Kadın Kolları Başkanı Nigar Bölüker basın açıklamasında şunları söyledi: "Bugün, tarihsel bir direnişin simgesi olan 8 Mart’ı; kadınların yaşam hakkının sistematik olarak tehdit edildiği, şüpheli ölümlerin karanlıkta bırakıldığı ve faillerin cezasızlıkla ödüllendirildiği bir dönemde karşılıyoruz. Şiddeti önlemekle yükümlü mekanizmaların işletilmemesi, kazanılmış haklarımıza yönelik aralıksız saldırılar ve bizlere hayatta kalmayı bir lütuf gibi sunan bu karanlık düzen bir tesadüf değildir. Ancak bilinmelidir ki; kadın düşmanı politikalara, derinleşen yoksulluğa ve bizi evlere hapsetmeye çalışan zihniyete karşı bizler; özgür ve eşit bir yaşamı örgütlemekten ve bu karanlığa dur demekten asla vazgeçmeyeceğiz! Bugün kadınlar sadece şiddetle değil; yoksullukla, güvencesizlikle ve görünmeyen emek sömürüsüyle de mücadele ediyor. Ev içi bakım yükü hâlâ büyük ölçüde kadınların omzunda. Çocuk, yaşlı, engelli bakımı kamusal bir sorumluluk olması gerekirken kadınların “doğal görevi” gibi dayatılıyor. Kadınlar hem evde ücretsiz bakım emeği veriyor hem iş hayatında eşitsizlikle karşılaşıyor. Bu tabloyu kabul etmiyoruz! Kadının ekonomik bağımsızlığı olmadan özgürlükten söz edilemez. Bu nedenle eşit işe eşit ücret talebimizi bir kez daha haykırıyoruz. Aynı işi yapan kadınların daha düşük ücret aldığı, terfilerde geri bırakıldığı, güvencesiz çalışmaya mahkûm edildiği bu adaletsiz düzen değişmelidir. Emeğimiz görünmez değildir, hakkımız pazarlık konusu değildir! Bizim yolumuz bellidir. Bizim yolumuz, kadını toplumsal yaşamın her alanında eşit gören, Türk kadınına seçme ve seçilme hakkını pek çok Avrupa ülkesinden önce teslim eden Ebedi Önderimiz Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün yoludur. Atatürk’ün "Dünya yüzünde gördüğümüz her şey kadının eseridir" sözü, bizim siyasi pusulamızdır. Cumhuriyet Halk Partisi olarak, Genel Başkanımız Sayın Özgür Özel’in liderliğinde; kadını sadece aile içinde değil, hayatın her karesinde güçlendiren, toplumsal cinsiyet eşitliğini kağıt üzerinde değil sokakta, iş yerinde ve Meclis’te var eden bir Türkiye mücadelesi veriyoruz. Yerel yönetimlerimiz bunun en somut örneklerini ortaya koymaktadır. Belediyelerimizin açtığı kreşler, kadınların istihdama katılımının önündeki en büyük engellerden birini ortadan kaldırmaktadır. Kreş, kadınların çalışma hakkının teminatıdır. Çocuk bakımını yalnızca annenin sorumluluğu olarak gören anlayışı reddediyoruz. Kamusal, erişilebilir ve nitelikli bakım hizmetleri yaygınlaşmalıdır. Genel Başkanımızın vurguladığı gibi; eşitlik bir imtiyaz değil, en temel haktır! Ve biz haklarımızdan vazgeçmiyoruz! İstanbul Sözleşmesi’nden vazgeçmiyoruz! 6284 sayılı kanun etkin ve eksiksiz uygulanacak, biz vazgeçmiyoruz! Eşit işe eşit ücret mücadelemizden vazgeçmiyoruz! Kadınların sırtına yüklenen ev içi bakım sorumluluğunun kamusal politikalarla paylaşılmasını istemekten vazgeçmiyoruz! Yoksulluğun en ağır yükünü taşıyan kadınların sesi olmaktan asla vazgeçmiyoruz! Kadınların özgür olmadığı bir toplumda, demokrasi sadece bir kelimeden ibarettir. Bizler Cumhuriyet Halk Partisi Kadın Kolları olarak; korkmadan, yılmadan, omuz omuza mücadele ederek bu ülkeye eşitliği de adaleti de getireceğiz. Bugüne, kadın mücadelesinin tarihine isimlerini yazdıran, New York’ta hakları için, eşit işe eşdeğer ücret almak için grev yapan, işverenin bu kadınların üzerine kapıyı kilitlemesinin ardından yanarak can veren 129 kardeşimizi anıyoruz. Bu kadınların direnişleri, bugün şiddete, eşitsizliğe ve karanlığa karşı yükselen her kadın sesinde yaşamaktadır. Bizler de onların bıraktığı yerden, korkmadan ve boyun eğmeden mücadeleyi büyütmeye devam edeceğiz. 8 Mart, sadece bir anma günü değil, eşitliğe giden yolda bir isyan ve inşa günüdür. Yaşasın kadın dayanışması, yaşasın örgütlü mücadelemiz! Son sözümüz net ve bakidir. Çare eşitliktedir. Çare Cumhuriyet değerlerimizde , kurtuluş mücadelemizdedir!"

Bursa’da Ekrem İmamoğlu’nun mektubu okundu Haber

Bursa’da Ekrem İmamoğlu’nun mektubu okundu

Aile Dayanışma Ağı’nın (ADA) 27. buluşması Türkiye’nin 81 ilinde aynı anda gerçekleştirildi. Cumhuriyet Halk Partisi Bursa İl Başkanı Nihat Yeşiltaş, Kent Meydanı’nda Parti Meclisi Üyesi Canan Taşer, Nilüfer Belediye Başkanı Şadi Özdemir, Mudanya Belediye Başkanı Deniz Dalgıç ve çok sayıda vatandaşın katılımıyla gerçekleştirilen buluşmada, Ekrem İmamoğlu’nun mektubunu kamuoyuyla paylaştı. Yeşiltaş mektup öncesinde, “Kıymetli aileler, sevgili Bursalılar; tam 26 hafta oldu. 26 haftadır yol arkadaşlarımız, haksız ve hukuksuz bir sürece maruz bırakıldılar. Aileler, her cuma günü, Aile Dayanışma çatısı altında, burada, Saraçhane'de bir araya geliyorlar. Yaşadıkları adaletsizlikleri, acıları paylaşarak dayanışmayı büyütüyorlar. Birbirlerine güç veriyorlar, omuz veriyorlar. Bir yıldır evlerde acı, gözlerde hasret var. 19 Mart tutsaklarının aileleri, babaları, eşleri, çocukları, aileleri bir yıldır adaletsizliğe son vermek için seslerini yükseltiyorlar. Yaşanan bu büyük haksızlığa yalnızca Saraçhane'den değil, Türkiye'nin 81 ilinden aynı haykırış, aynı ses yükseliyor: Bu hukuksuzluk son bulmalıdır. Bu bir adalet ve hürriyet meselesidir. Bu memleket meselesidir. Bu ‘Her şey çok güzel olacak’ diyen güzel yüreklerin, omuz omuza direndiği bir mücadelenin sesidir. Şimdi sizlere Silivri Zindanı'ndan milletin refahı için, hukuk için, demokrasi ve adalet için mücadele eden cumhurbaşkanı adayımız Ekrem İmamoğlu'nun mektubunu okuyoruz” açıklamasını yaptı. İmamoğlu, Yeşiltaş ve 80 il başkanı tarafından okunan mektubunda şunları söyledi: "Tam 26 hafta oldu. Aile dayanışma ağı çatısı altında haksız ve hukuksuz bir sürece maruz kalan aileler her Cuma Saraçhane'de bir araya geliyor. Yaşadıkları adaletsizlikleri ve acıları paylaşarak dayanışmayı büyütüyor. Birbirlerine güç veriyorlar Bir yıldır evlerde acı, gözlerde hasret var. 19 Mart tutsaklarının anneleri, babaları, eşleri, çocukları, aileleri adaletsizliğe son vermek için seslerini yükseltiyorlar. Yaşanan bu büyük haksızlığa yalnızca Saraçhane'den değil Türkiye'nin 81 ilinden aynı haykırış yükseliyor. Bu hukuksuzluk son bulsun. Bu bir adalet ve hürriyet meselesidir. Bu memleket meselesidir. Her şey çok güzel olacak diyen güzel yüreklerin omuz omuza direndiği bir mücadelenin sesidir. Şimdi sizleri Silivri Zindanı'ndan Milletin refahı için, hukuk, demokrasi ve adalet için mücadele eden cumhurbaşkanı adayımız Sayın Ekrem İmamoğlu'nun mektubunu okuyoruz. Değerli yol arkadaşlarım. Yol arkadaşlarımın çok kıymetli aileleri, benim değerli kardeşlerim. Her birinizi Sevgiyle, dostlukla, hasretle kucaklıyorum. Bizlere karşı eşi benzeri görülmemiş zalimlikte bir siyasi operasyon yürütülmesinin bir yılı doluyor. Bu bir yılda vicdanını kaybetmiş, kötü bir aklın ürünü olan iftiralarla dolu soruşturmaların haksız dava ardı arkası kesilmedi. Dur durak bilmeyen bu büyük kötülük şimdi de kirli yüzünü kıymetli başkanım Bolu'nun değerli insanı Tanju Özcan'ı tutuklayarak gösterdi. Cumhuriyet Halk Partili belediyelerin milletin dertlerine derman olan icraatlarını içine sindiremeyen bir avuç insanın ne söylediğinin hiçbir önemi yoktur. Tanju Özcan, Bolu'nun gururudur. İftiralarla, şantajlarla, kumpaslarla anneler çocuklarından, babalar oğullarından ayrı kaldı. Geçen bir yılda çocuklarımız bir yaş daha büyüdü. Bizleri siyasi esaret alanların yeni bir kumpası da 9 Mart'ta başlıyor. Önümüzdeki günlerde dava dedikleri, mahkeme dedikleri yazını, yöneteni belli bir müsamere sergileyecekler. Benim yol arkadaşlarımın her biri iyi yetişmiş, ülkesini ve milletini seven, millete hizmet aşkıyla dolu Sorumluluklarını her koşulda en iyi biçimde yerine getirmeye çalışan yurtseverlerdir. Tüm Cumhuriyet Halk Partililer böyledir. Dürüsttürler, çalışkandırlar. Onların şehirlerimizin, ülkemizin bugüne ve geleceğine ilişkin yaptıkları katkılar çok önemli, çok değerlidir Her birinden en az kendimden emin olduğum kadar eminim. O nedenle içiniz ferah, moraliniz yüksek olsun. Bizim tek davamız bu ülkedir, bu millettir. Bizi zindanlarda tutmalarının en büyük sebebi de budur. Bu vatana hizmet ettiğimiz 86 milyonu ayırmadığımız hiçbir çocuk yatağa aç girmesin diye çabaladığımız için bizi karalamaya çalışıyorlar. Bu mübarek günlerde ailelerimizden uzak kalmak, sevdiklerimizle birlikte iftar edip sahura kalkamamak hepimizi derinden yaralıyor. Ama mücadelemiz hakkın ve halkın rızası içindir. Aramıza bu duvarları örenler parmaklıkları dikenler yılacağımızı ve geri adım atacağımızı sanıyorlar. Yanılıyorlar. Gösterdiğimiz dirayet 12 metrekarelik hücremde bana yaşama sevinci veriyor. Bu onurlu yaşama dayanışmanız cesur mücadeleniz benimle aynı kaderi paylaşan çalışma arkadaşlarımın demokrasi tutsaklarının direnme arzusunu körüklüyor. Hukuksuzluğun hükmü elbette sona erecek. Tutuklamayı keyfi bir keyfi bir cezalandırma yöntemine dönüştürenler kaybedecek. Çünkü Karşılarında sizler varsınız. Hayatını bu vatana adamış, dürüst, yurtsever, cumhuriyet aşkıyla dolu kadınlar, erkekler, gençler var. Güzel yüzlü çocuklar var. Bizi cesaretinizle mücadelenizle, dayanışmanızla umut oluyor, güç veriyorsunuz. Bu zor günleri el ele, kol omuz omuza açacağız. Kurulan oyunları, kumpasları birlikte bozacağız. İnandık ve başaracağız. Her şey çok güzel olacak."

Bursa'da 28 Şubat zulmü unutulmadı Haber

Bursa'da 28 Şubat zulmü unutulmadı

Barış Manço Kültür Merkezi’nde sahnelenen ve Yıldırımlıların yoğun ilgi gösterdiği ‘Karanlıkta Açan Çiçekler’ tiyatro oyunundan o dönemde yaşanan dramlara ve toplumsal hafızada derin izler bırakan olaylara ışık tutuldu. Cumhuriyetin ilk yıllarından başlayarak 28 Şubat sürecine uzanan geniş bir zaman dilimini ele alan oyun, özellikle mütedeyyin ve muhafazakâr kesimin maruz kaldığı baskıları sahneye taşıdı. Akademisyen Ahmet Bey ve ailesi etrafında gelişen olaylar üzerinden kurgulanan oyunda; temel hak ve hürriyetler kapsamında eğitim, sağlık ve memuriyet haklarının nasıl sınırlandırıldığı, kamu görevlerinden uzaklaştırmalar ve toplumsal baskılar çarpıcı bir şekilde gözler önüne serildi. Bir ailenin yaşadığı dramatik dönüşüm üzerinden dönemin sindirme politikalarını aktaran eser, izleyicilere hem tarihsel bir perspektif sundu hem de toplumsal hafızanın canlı tutulmasının önemini hatırlattı. DEMOKRASİMİZİN KARA LEKESİ 28 Şubat’ın Türk Demokrasi Tarihi’nin en en karanlık sayfalarından birisi olduğuna işaret eden Yıldırım Yıldırım Belediye Başkanı Oktay Yılmaz, “28 Şubat süreci, milletimize, inanç ve değerleri üzerinden büyük mağduriyetlerin yaşatıldığı demokrasiyle, insanlıkla bağdaşmayacak uygulamaların yaşandığı bir dönem oldu. Eğitim hakkından çalışma hakkına kadar temel özgürlüklerin kısıtlandığı bu süreçte birçok aile derin yaralar aldı. ‘Karanlıkta Açan Çiçekler’ oyunu ile hem o günleri unutmamak hem de özellikle genç nesillere bu tarihi doğru şekilde aktarmak istedik. Demokrasiye ve milli iradeye sahip çıkmak hepimizin ortak sorumluluğudur” ifadelerini kullandı.

Davut Gürkan: 28 Şubat Darbesini Unutmuyor, Unutturmuyoruz Haber

Davut Gürkan: 28 Şubat Darbesini Unutmuyor, Unutturmuyoruz

28 Şubat sürecinin, Türkiye demokrasi tarihine kara bir leke olarak geçtiğini ifade eden Gürkan, “27 Mayıs neyse, 12 Eylül neyse, 27 Nisan neyse, 15 Temmuz neyse; 28 Şubat da aynı şekilde bir darbedir. Hatta yalnızca siyaseti değil, doğrudan toplumu hedef alan, sonuçları nesiller boyu sürmesi amaçlanan planlı bir müdahaledir” dedi. ‎ 28 Şubat’ta millet iradesinin tanklarla ezilmeye çalışıldığını vurgulayan Gürkan, seçilmiş hükümetin görevden el çektirildiğini, başta başörtülü kadınlar olmak üzere toplumun geniş kesimlerinin inançları nedeniyle büyük bir zulme maruz bırakıldığını hatırlattı.Vatandaşların, kendi ülkelerinin kurumlarına sırf dini hassasiyetlerinden dolayı alınmamasının kabul edilemez olduğunu belirtti. ‎ AK Parti’nin her zaman darbeci ve vesayetçi anlayışların karşısında olduğunu söyleyen Gürkan, iktidarları döneminde atılan adımlarla vesayet odaklarının dağıtıldığını ve milli iradenin yeniden inşa edildiğini ifade etti. “Ülkemizi, milletimizin hak ettiği demokrasi standartlarıyla buluşturduk” diyen Gürkan, son dönemde bazı çevrelerce sergilenen ayrımcı tutumların 28 Şubat zihniyetinin hâlâ tamamen yok olmadığını gösterdiğini kaydetti. ‎ Demokrasinin teminatının millet iradesi olduğunu vurgulayan Gürkan, Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın liderliğinde bu zihniyetle mücadelenin kararlılıkla sürdürüldüğünü belirtti. Gürkan, “Bu mücadele bizim için bir demokrasi mücadelesi, bir hak mücadelesi ve büyük Türkiye mücadelesidir” ifadelerini kullandı. ‎ 28 Şubat benzeri karanlık süreçlerin bir daha yaşanmaması için milli irade bilincinin daima diri tutulacağını vurgulayan Gürkan, AK Parti’nin darbeci anlayışlara karşı dimdik durmaya devam edeceğini söyledi.

Bursa Nilüfer’de çocuk işçiliği tartışıldı: “Çocukların yeri iş değil okul” Haber

Bursa Nilüfer’de çocuk işçiliği tartışıldı: “Çocukların yeri iş değil okul”

Nilüfer Kent Konseyi, Mülkiyeliler Birliği Bursa Şubesi ve Fişek Enstitüsü Çalışan Çocuklar Bilim ve Eylem Vakfı iş birliğiyle düzenlenen “MESEM ve Sermaye Kıskacında Çocuklar ve Çocuk İşçiliği” paneli, yoğun katılımla gerçekleştirildi. Nilüfer Kent Konseyi’nde, Mesleki Eğitim Merkezleri (MESEM) kapsamında çalışan çocukların karşılaştığı sorunlar ve çocuk işçiliğinin geldiği boyutun ele alındığı panelin moderatörlüğünü Nilüfer Kent Konseyi Başkanı Mustafa Berkay Aydın üstlendi. Fişek Enstitüsü’nden Doç. Dr. Emirali Karadoğan ve Dr. Nail Dertli’nin konuşmacı olarak yer aldığı programa, Nilüfer Belediye Başkan Yardımcısı Bukle Erman, Mülkiyeliler Birliği Bursa Şubesi Başkanı Naci Damar ve Nilüfer Kent Konseyi Genel Sekreteri Elifhan Köse Çal da katıldı. “EŞİT YAŞAM HAKKINA SAHİP OLMALILAR” Panel öncesinde konuşan Nilüfer Belediye Başkan Yardımcısı Bukle Erman, Türkiye’de çok sayıda çocuğun çalışmak zorunda kaldığına dikkat çekerek çocukların yerinin iş yerleri değil okullar olduğunu söyledi. Nilüfer Belediyesi’nin sosyal belediyecilik anlayışının temelinde her çocuğun eşit, onurlu ve güvenli yaşam hakkı bulunduğunu vurgulayan Erman, şunları kaydetti: “Çocukların emeği üzerinden büyüyen hiçbir düzen adil değildir. Nilüfer’de bizler çocukların çalışmak zorunda kalmadığı, özgürce gelişebildiği ve geleceğe umutla bakabildiği bir kent için sorumluluk almaya, ses yükseltmeye ve mücadele etmeye devam edeceğiz. Çünkü çocukları korumak yalnızca bir sosyal hizmet politikası değil, aynı zamanda adalet ve demokrasi meselesidir.” “ÇOCUKLAR HAFTANIN DÖRT GÜNÜ İŞTE” Panelde konuşan Dr. Nail Dertli, MESEM kapsamında çırak olarak çalışan çocukların eğitimden çok üretim sürecinin parçası haline geldiğini belirterek, çocukların haftada bir gün okula, dört gün iş yerlerine gittiğini söyledi. Çıraklık sisteminin temel amacının meslek öğretmek olduğunu hatırlatan Dertli, uygulamada bunun ana istihdam modeline dönüştüğünü ifade ederek, “Korunması gereken bir grubu piyasanın insafına bırakmış olursunuz” dedi. Dertli ayrıca çocuk işçilerin yaşadığı kazaların çoğu zaman resmi kayıtlara yansımadığına dikkat çekerek, iş kazalarının genellikle uzuv kaybı veya ağır yaralanma olmadıkça bildirilmediğini söyledi. “UCUZ EMEK OLARAK GÖRÜLÜYORLAR” Doç. Dr. Emirali Karadoğan ise çocuk işçiliğinin özellikle yoksul ailelerin çocuklarını etkilediğini belirterek, küçük işletmelerde uzun ve belirsiz saatlerle çalıştırıldıklarını ifade etti. Karadoğan, çocukların haklarını ve iş kazası kavramını çoğu zaman bilmediklerini de vurguladı. Panelde, çocuk işçiliğiyle mücadelede kamu politikalarının güçlendirilmesi ve çocukların eğitim hakkının korunmasının önemine dikkat çekildi.

CHP’nin Marmara Yerel Medya Buluşması Tekirdağ’da Yoğun Katılımla Gerçekleşti Haber

CHP’nin Marmara Yerel Medya Buluşması Tekirdağ’da Yoğun Katılımla Gerçekleşti

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) İletişim Başkanlığı tarafından düzenlenen “Marmara Yerel Medya Buluşması”, Tekirdağ’da gerçekleştirildi. Ramada Otel’de yapılan buluşmaya Marmara Bölgesi’nden çok sayıda yerel medya temsilcisi katıldı. Programa Bursa’dan Vatan Havadis Gazetesi Yönetim Kurulu Başkanları Fatih Gülbulak ve Mustafa Berber ile Vatan Havadis ailesinden Muhabirler Nevin Kuşpınar, İsmet Elmalioğlu, Esra Yokuş, Recep Atış, Yaşar Yokuş ve Buhara Sarıalan katıldı. Bursa’dan ayrıca Tolermedya Yönetim Kurulu Başkanı Yusuf Yıldırım da programa katılım sağladı. Gemlik ilçesinden de yoğun katılımın olduğu buluşmada, Gemlik Gazeteciler Cemiyeti Başkanı Erkan Zambak ve Başkan Yardımcısı Ömer Faruk Demirok yer aldı. Programa ayrıca, CHP Gemlik İlçe Başkan Yardımcısı (Sosyal Medya ve Halkla İlişkilerden Sorumlu) ve Gemlik Körfez Gazetesi İmtiyaz Sahibi Serap Güler ile Yazı İşleri Müdürü Kadri Güler katıldı. Yerel medyanın sorunları ve gazeteciliğin dönüşen yapısının kapsamlı biçimde ele alındığı buluşmaya; CHP Tekirdağ İl Başkanı Cenk Boduç, Tekirdağ Büyükşehir Belediye Başkanı Candan Yüceer ile CHP Medya ve Halkla İlişkilerden Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı ve Adana Milletvekili Burhanettin Bulut da katıldı. Açılış konuşmalarında yerel basının demokrasi açısından taşıdığı kritik role dikkat çekildi. Programın ilk bölümünde “Yerelde Gazetecilik” başlıklı panel düzenlendi. Moderatörlüğünü CHP Ankara Milletvekili Okan Konuralp’in üstlendiği panele; Balıkesir Birlik ve Demokrat Gazeteleri Yazı İşleri Müdürü İlkan Toprak, Yalova Gazeteciler Cemiyeti Başkanı Ayhan Polat, Edirne TGS Temsilcisi Tamer Yavuz ve Muhabir Özer Enginler panelist olarak katıldı. Panelde yerel basının yaşadığı ekonomik zorluklar, basın özgürlüğü ve gazetecilerin çalışma koşulları ele alındı. Öğle yemeğinin ardından gerçekleştirilen söyleşi bölümünde ise gazetecilik, farklı mecralar üzerinden değerlendirildi. Moderatörlüğünü Burhanettin Bulut’un yaptığı oturumda; dijital gazetecilik üzerine Emin Çapa, görsel basın üzerine Yıldız Yazıcıoğlu ve yazılı basının mevcut durumu hakkında İbrahim Kahveci görüşlerini paylaştı. Yoğun katılımla gerçekleşen Marmara Yerel Medya Buluşması, gazeteciler arasında deneyim paylaşımına olanak sağlarken, yerel medyanın güçlendirilmesine yönelik ortak çözüm arayışlarıyla sona erdi.

CHP Bursa İl Başkanı Nihat Yeşiltaş’tan kurultay değerlendirmesi: ‘‘Şimdi iktidar zamanı!’’ Haber

CHP Bursa İl Başkanı Nihat Yeşiltaş’tan kurultay değerlendirmesi: ‘‘Şimdi iktidar zamanı!’’

CHP Bursa İl Başkanı Nihat Yeşiltaş, kurultay sürecinin tamamlanmasının ardından bir açıklama yaptı. Yeşiltaş, kurultayın partiye ve ülkeye hayırlı olmasını diledi. Türkiye'nin dört bir yanından kurultaya gelen parti örgütünün coşkusunu ve heyecanını vatandaşlarla buluşturacaklarını belirten Yeşiltaş, ‘‘Cumhuriyet Halk Partisi, yenilenen kadroları, güncellenmiş programı ve toplumun tüm kesimlerini kucaklayan vizyonuyla artık sadece bir muhalefet partisi değil; Türkiye’yi geleceğe taşıyacak güçtür’’ dedi. Yeşiltaş, kurultayı yalnızca bir seçim süreci olarak değil, partinin geleceğini yeniden inşa ettiği tarihsel bir eşik olarak gördüklerini ifade ederek, ‘‘Genel Başkanımız Sayın Özgür Özel’in delegelerimizden aldığı güçlü destek, sadece bir güven tazelemesi değil; önümüzdeki dönemde daha cesur, daha kararlı ve daha bütünlüklü bir siyasal mücadele vereceğimizin açık bir ilanıdır.’’ ifadelerini kullandı. YENİ PROGRAM, TÜRKİYE’NİN YENİDEN İNŞA PLANIDIR Yenilenen Parti programı hakkında kapsamlı değerlendirmelerde bulunan Yeşiltaş şöyle konuştu: “Bugün Türkiye’nin içinde bulunduğu ekonomik buhran, adalet krizi ve liyakat erozyonu bir rastlantı değildir. Kötü yönetim anlayışının, kurumsuzlaşmanın ve keyfiliğin sonucudur. İşte bu tablo karşısında partimizin yeni programı Türkiye’nin yeniden inşa planıdır. Demokrasi, yönetim ve adalet başlığında ortaya koyduğumuz ilkeler, bu ülkede herkesin hukuk karşısında eşit olacağı bir düzeni kurma irademizin göstergesidir. Yönetim reformu yaklaşımımız, devleti şeffaflaştırmayı, hesap verebilirliği kurumsallaştırmayı ve çağdaş demokrasinin gereklerini eksiksiz yerine getirmeyi hedeflemektedir. “Kalkınma ve ekonomi vizyonumuz, Türkiye’yi sadece büyüten değil; büyümenin çıktılarını adil dağıtan bir yapıya kavuşturmayı amaçlıyor. Sanayi dönüşümünden tarımsal üretime, yüksek teknoloji yatırımlarına kadar her alanda bilimsel, planlı ve sürdürülebilir bir ekonomik yönelim benimsiyoruz. Bugün Türkiye’nin gerçek çıkışı buradadır. “Sosyal devlet anlayışımız, yoksulluğu bir kader olmaktan çıkarmayı, çocukların açlığını siyasetin malzemesi değil devletin sorumluluğu saymayı, her vatandaşın insanca yaşayabildiği adil bir düzen kurmayı hedefliyor. Bu program, toplumun kırılgan kesimlerine sahip çıkan ve kimseyi geride bırakmayan bir refah devletini esas alıyor.” ‘‘TÜRKİYE’NİN GELECEĞİNE TALİBİZ’’ Parti Meclisi’ne yönelik mesajlar da veren Yeşiltaş, ‘‘Parti Meclisi’nde Bursa’yı temsil edecek olan Milletvekilimiz Nurhayat Altaca Kayışoğlu, Canan Taşer ve Yüksek Disiplin Kurulu Üyeliğine seçilen Yasemin Reçber’e ve tüm yol arkadaşlarımıza çalışmalarında başarılar biliyorum. Parti Meclisimizin genişlemesi, gençlik ve kadın kotasının güçlenmesi, gölge kabine sisteminin kurumsallaşması, partimizin geleceğini daha katılımcı, daha demokratik ve daha kapsayıcı bir anlayış üzerine inşa ettiğinin açık bir göstergesi oldu. Bu yenilenme, partimizin toplumsal karşılığını sadece büyütmeyecek; iktidara yürüyüşümüzde bizi daha güçlü ve dayanıklı kılacaktır. Kurultayımızdaki birlik havası, partimizin iç tartışmaları geride bıraktığını, enerjisini Türkiye’nin sorunlarını çözmeye, yurttaşın beklentilerine yanıt vermeye yönelttiğini gösteriyor. Biz artık bir bütün olarak Türkiye’nin geleceğine talibiz.” dedi. BURSA MESAJI “Bursa, Türkiye’nin üretim üssü; emekçisiyle, sanayicisiyle, çiftçisiyle, esnafıyla bu ülkenin omurgalarından biridir. Partimizin yeni kalkınma yaklaşımı Bursa için hayati bir fırsattır. Biz bu fırsatı hem yerel politikalarla hem de iktidarımızda gerçekleştireceğimiz projelerimizle birleştirerek Bursa’yı Türkiye’nin örnek kentlerinden biri haline getirmek için çalışacağız.” şeklinde konuştu. Yeşiltaş açıklamasını şu sözlerle noktaladı: “Şimdi önümüzde çok açık bir yol var: Bursa’nın sokaklarında, fabrikalarında, tarlalarında, pazarlarında, mahallerinde, üniversitelerinde, her yerde yurttaşımızla buluşacağız. İnsanlarımızın yaşadığı derdi, aldığı maaşın erimesini, çocuğunun beslenme çantasını dolduramamasını, barınma krizini, adaletsizliği ve haksızlığı görmezden gelmeyeceğiz. Silivri zindanında tutsak edilen Cumhurbaşkanı Adayımız Ekrem İmamoğlu ve tüm yol arkadaşlarımız için adalet mücadelemizi büyüteceğiz. CHP, masa başında siyaset yapan bir parti değildir; halkın içinden doğmuş, halkla birlikte yürüyen bir siyasal harekettir. Bu geleneğin mirasçıları olarak adalet ve eşitlik mücadelesini büyüteceğiz. Bursa’dan yükselen kararlılıkla, Türkiye’nin dört bir yanında örgütlü gücümüzle, gençlerimizin enerjisi ve kadınlarımızın direnciyle iktidarı kuracağız. Bu ülkeye hak ettiği demokrasi, adalet ve refah düzenini yeniden getireceğiz. Biz hazırız; Türkiye hazır.”

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.