#Demokrasi

- Demokrasi haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Demokrasi haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Bursa Nilüfer’de ‘Üç Fidan’ 54. yılında unutulmadı Haber

Bursa Nilüfer’de ‘Üç Fidan’ 54. yılında unutulmadı

68 kuşağının simge isimleri Deniz Gezmiş, Yusuf Aslan ve Hüseyin İnan’ın idam edilişlerinin 54’üncü yılında Nilüfer’de düzenlenen etkinliklerle anıldı. Nilüfer Belediye Başkanı Şadi Özdemir, toplumsal dayanışma vurgusu yaparak, “O gün de tam bağımsız Türkiye, eşitlik, özgürlük ve adalet diyorduk; 54 yıl sonra geldiğimiz noktada yine aynı değerleri savunuyoruz” dedi. Nilüfer Belediyesi ve Nilüfer Kent Konseyi, tam bağımsız Türkiye mücadelesinin önde gelen isimleri Deniz Gezmiş, Yusuf Aslan ve Hüseyin İnan’ı idam edilişlerinin 54’üncü yıl dönümünde kapsamlı bir programla anıldı. Anma etkinlikleri, Nilüfer Belediyesi Halk Evi önünden Üç Fidan Gençlik Parkı’na yapılan yürüyüşle başladı. Programa; Nilüfer Belediye Başkanı Şadi Özdemir ve eşi Nuray Özdemir, CHP Bursa Milletvekili Orhan Sarıbal, CHP Bursa İl Başkanı Nihat Yeşiltaş, 24. Dönem CHP Bursa Milletvekili İlhan Demiröz, CHP Nilüfer İlçe Başkanı Özgür Şahin, Nilüfer Kent Konseyi Başkanı Mustafa Berkay Aydın, Nilüfer Belediye Başkan Yardımcıları, meclis üyeleri, siyasi parti ve sivil toplum kuruluşu temsilcileri ile çok sayıda vatandaş katıldı. ŞADİ ÖZDEMİR: “MENFAAT BEKLEMEDEN HAYATLARINI VERDİLER” Gençlik bildirisinin okunmasıyla başlayan programın açılışında konuşan Nilüfer Belediye Başkanı Şadi Özdemir, 54 yıl önce başlayan anti-emperyalist yürüyüşün bugün de sürdüğünü ifade etti. Başkan Şadi Özdemir, “O günleri düşününce, hiçbir kişisel menfaat beklemeden, ülkemizin en güzel üniversitelerinde okurken, kendi gelecekleri garanti altındayken ülkesi, milleti ve halkı için kendi hayatlarını verebilecek kadar idealistlerdi. Onların yol arkadaşı olmak hayatımızın en anlamlı kısmı. O gün de tam bağımsız Türkiye, eşitlik, özgürlük ve adalet diyorduk; 54 yıl sonra geldiğimiz noktada yine aynı değerleri savunuyoruz” dedi. Konuşmasında dayanışmanın önemine dikkat çeken Başkan Şadi Özdemir, “Bugünlerde daha çok ihtiyaç duyduğumuz şey dayanışma; birbirimize sarılmak, konfor alanlarından çıkıp sahada, evlerde, sokaklarda sivil toplumla, sendikalarla birlikte mücadele etmektir. Denizleri ve Üç Fidan’ı anarken, onların değerlerini yalnızca mikrofonlarda değil, yaşayarak sürdürmek gerekiyor” ifadelerini kullandı. SARIBAL: “ONURLU BİR YAŞAM BEDEL ÖDEDİLER” CHP Bursa Milletvekili Orhan Sarıbal ise anma programında yaptığı konuşmada, Deniz Gezmiş ve arkadaşlarının kendilerine tanınmış özel bir hayat için değil, ülkedeki onurlu bir yaşam için bedel ödediklerini vurgulayarak, “Onlar toprağa düştüler ama o topraklarda birer tohum gibi büyümeye devam ediyorlar” diye konuştu. Nilüfer Kent Konseyi Başkanı Mustafa Berkay Aydın da, her şeyin çıkara dayalı olduğu günümüz kapitalizmde, kendilerini ülke ve dünya adına feda eden bir kuşağın sembollerini anmanın, geleceği düşünmek adına temel bir referans noktası olduğunu belirtti. SÖYLEŞİDE ÜÇ FİDAN’IN MÜCADELESİ KONUŞULDU Açılış konuşmalarının ardından, “Bitmedi daha sürüyor o kavga ve sürecek” başlıklı söyleşiye geçildi. Moderatörlüğünü Nilüfer Kent Konseyi Başkanı Mustafa Berkay Aydın’ın yaptığı söyleşinin konukları Levent Tüzel, Önder İşleyen ve Mustafa Yıldırımtürk oldu. Söyleşide konuşan Levent Tüzel, 68 hareketinin yalnızca bir öğrenci hareketi olmadığını, dönemin işçi grevleri, fabrika işgalleri, öğretmen örgütlenmeleri ve köylü mücadeleleriyle iç içe geçtiğini anlattı. Tüzel, “Kurtuluş yok tek başına, ya hep beraber ya hiçbirimiz” sloganına dikkat çekerek, demokrasi güçlerinin ortak bir mücadele zemininde buluşması gerektiğini söyledi. Önder İşleyen ise konuşmasında Üç Fidan’ın mirasının bugünün koşullarında okumanın önemine değindi. İşleyen, mücadelenin kişisel ya da grupsal çıkarlar üzerinden değil, ülkenin geleceği üzerinden örgütlenmesi gerektiğini belirterek, “Hiçbir grubun, hiçbir kişinin çıkarını ön plana alan bir mücadele ile kazanamayız. Kazanacağımız mücadele, hepimizin ülkenin kaderine sahip çıkma sorumluluğuyla birleştiği mücadele olacak” dedi. Mustafa Yıldırımtürk de Deniz Gezmiş, Yusuf Aslan ve Hüseyin İnan’ın 7-8 ay süren tutukluluk ve idam sürecini yakından izleyenlerden biri olarak gözlemlerini aktardı. Yıldırımtürk, üç gencin mahkemelerdeki tutumuyla, son sözleriyle ve idam sehpasındaki duruşlarıyla bir kuşağa örnek olduğunu söyledi. Hüseyin İnan’ın mahkemede söylediği “Biz bir kıvılcım olduk, bir ateşi tutuşturmak için bu yola baş koyduk” sözlerini hatırlatan Yıldırımtürk, bu mirasın işçi ve emekçi halkların ortak mücadelesiyle yaşatılabileceğini belirtti. Programın sonunda Nilüfer Belediye Başkanı Şadi Özdemir, günün anısına panelistlere hediye takdim etti. Anma etkinliği, Bandista grubunun sahne aldığı konser ile devam etti. ÜÇ FİDAN İÇİN ŞAFAK NÖBETİ Anma etkinlikleri 6 Mayıs sabahı Deniz Gezmiş, Yusuf Aslan ve Hüseyin İnan’ın idam edildiği saat olan 5.30’da “Üç Fidan Anıtı” önünde tutulan şafak nöbetiyle sürdü. Şafak nöbetine, Nilüfer Belediye Başkanı Şadi Özdemir, CHP Bursa Milletvekili Orhan Sarıbal, CHP Bursa İl Başkanı Nihat Yeşiltaş, CHP Nilüfer İlçe Başkanı Özgür Şahin, Nilüfer Kent Konseyi Başkanı Mustafa Berkay Aydın, Nilüfer Belediye Başkan Yardımcıları, Nilüfer Belediye Meclisi Üyeleri ve sivil toplum örgütleri temsilcileri katıldı. Üç Fidan Anıtı önündeki saygı duruşunun ardından anıta karanfiller bırakıldı.

Başkan Bozbey’den Bursalılara mektup: ‘‘Adalet mutlaka yerini bulacak’’ Haber

Başkan Bozbey’den Bursalılara mektup: ‘‘Adalet mutlaka yerini bulacak’’

Bursa Büyükşehir Belediye Başkanı Mustafa Bozbey’in tutuklanmasının ardından kentte protestolar sürüyor. Cumhuriyet Halk Partisi Osmangazi İlçe Başkanlığının ev sahipliğinde akşam saatlerinde Kent Meydanı’nda gerçekleşen buluşmada Mustafa Bozbey’in Bursalılara gönderdiği mektup okundu. Bozbey mektubunda, ‘‘Bugünler de geçecek. Adalet mutlaka yerini bulacak, adalete olan güvenim hâlâ devam ediyor. Bizim geçmişimiz ve duruşumuz da bellidir. Bursalının kör kuruşuna sahip çıkan bizleriz. Verilmeyecek hesabımız yoktur, olmaz da.’’ ifadelerini kullandı. Bursalılar, seçilmiş Büyükşehir Belediye Başkanı Mustafa Bozbey’in tutuklanmasının ardından protestolara devam ediyor. CHP Osmangazi İlçe Başkanlığının ev sahipliğinde akşam saatlerinde Kent Meydanı'nda düzenlenen buluşmaya İl Başkanı Nihat Yeşiltaş, partililer ve çok sayıda yurttaş katıldı. Saygı duruşu ve İstiklal Marşı’yla başlayan buluşmada CHP Bursa İl Başkanı ilk olarak Büyükşehir Belediye Başkanı Mustafa Bozbey’in yurttaşlara gönderdiği mektubunu okudu. Bozbey’in mektubu şu şekilde: "Sevgili yol arkadaşlarım, sevgili Bursalı hemşehrilerim, ben Mustafa Bozbey. Bursa Nilüfer ilçesi Özlüce Mahallesi doğumlu, yani sizlerin Bozbey'i, yani Bursalı Özlüceli Mustafa Bozbey. Beni tanırsınız. 1999'da Nilüfer Belediye Başkanı olmadan önce şirketleri olan ve büyük projeler yürüten bir inşaat yüksek mühendisiyim. O dönemde seçilmemi sağlayan ve bana doğduğum kentte hizmet etme onuru yaşatan rahmetli Bülent Ecevit'e minnet borçluyum. Kendisini saygı ve rahmetle anıyorum. Nilüfer'de muhtarlarımız ve çalışma arkadaşlarımızla birlikte gerçekleştirdiğimiz hizmetler ve yönetim anlayışında yaptığımız devrimlerle değişimin öncüsü olduk. Nilüferliler beni 4 dönem üst üste seçerek Türkiye'de bir ilke yaşattı. Nilüfer'i her alanda lider ve öncü kent yaptık. El ele, omuz omuza çalışarak 2019'da bu başarıyı tüm Bursa'ya yaymak için yola çıktım. Ancak sandıktaki oyunlar nedeniyle o zaman nasip olmadı. Vazgeçmedik. 5 yıl boyunca halkın içinde kalarak sorunları tespit ederek çözümler ürettik. Ve 31 Mart 2024'te ise yaklaşık 860 bin oy alarak, yani her iki Bursalıdan birinin oyuyla ve onların teveccühüyle seçildik. Görevi devraldığımızda tablo çok ağırdı. Karşımızda 1 milyar dolar borca batırılmış bir batık belediye bulduk. Ama mazeret üretmedik. Sadece 2 yılda sosyal desteklerden tarıma, eğitimden ulaşıma kadar sayısız hizmet ürettik. Ve borçlarımızı azalttık. 2025 sonu itibariyle önceki dönemin tüm SGK ve vergi borçlarını kapattık. Sevgili dostlarım, sevgili yol arkadaşlarım, sevgili hemşehrilerim, bizim göreve gelmemizle birlikte Bursa nefes aldı. Bursa'da birliktelik oluştu. Bursa bütünleşti, Bursa kenetlendi ve Bursa'da değişim ve dönüşüm başladı. Bursalılar gülümsedi, gülümsemeye devam etti. Ta ki 31 Mart 2026'ya kadar. Sonrası malum. Bugünler de geçecek. Adalet mutlaka yerini bulacak, adalete olan güvenim hâlâ devam ediyor. Bizim geçmişimiz ve duruşumuz da bellidir. Bursalının kör kuruşuna sahip çıkan bizleriz. Verilmeyecek hesabımız yoktur, olmaz da. Şimdi sizden tek bir şey istiyorum. Benim için üzülmeyin, öfkelenmeyin. Sadece birbirimize ve Bursa'mıza sahip çıkın. Çünkü Bursa dağıyla, ovasıyla, deniziyle çok özel bir kent. Bu kente sahip çıkmak boynumuzun borcu. Sorulacak çok sorumuz, yürülücek çok yolumuz ve sonsuz bir Bursa aşkımız var. Selam olsun Bursa'ya. Selam olsun Bursalı hemşehrilerime. Selam olsun yol arkadaşlarıma. Bizden alalım. Şampiyon Bursa'mıza selam, Bursaspor'umuza selam olsun. Bursaspor'un evi Süper Lig'dir ve bu yürüyüş devam edecektir. Sizlere hizmet etmek benim için bir onurdu. Haklarınızı helal edin. Benden yana da helal olsun. Özgür ve güzel günlerde tekrar buluşmak üzere. Sizleri çok seviyorum’’ ‘‘Büyük bir ahlaksızlık var’ Bozbey’in mektubunun okunmasının ardından CHP Osmangazi İl Başkanı Raşit Gürbüz söz aldı. Gürbüz’ün açıklaması şu şekilde: ‘‘Atatürk'ün gençliğe hitabesinde olduğu gibi dahili ve harici düşmanlar bugün palavralarla, iftiralarla, komplolarla bu halkın iradesine ipotek koymak istiyor. Biz de buradan bir kez daha haykırıyoruz. İradenizi kimseye teslim etmiyoruz. Bu halk demokrasiyi kanlarıyla elde etti. Ve birilerinin tükenmiş iktidarları için bundan vazgeçmeyecek. Vazgeçmeye de niyetimiz yok. Ne bir yol arkadaşımızı bu zindanlarda bırakacağız ne de milletin iradesine el koymasına müsaade edeceğiz. Ekrem Başkanımızı da Bozbey Başkanımızı da diğer seçilmiş belediye başkanlarımızı da hatta diğer partilerden seçilmiş başkanlarımızı da dışarı çıkaracağız. Bozbey Başkanımıza Cumhuriyet Halk Partisi'nden bir başkan adayı olarak oy verdiniz. Şimdi onun başkan vekili başka bir partiden mi olmalı? Cumhuriyet Halk Partisi'nden mi olmalı? Burada büyük bir ahlaki yetersizlik, bir ahlaksızlık var. Mustafa Bozbey başkanımız bizim başkanımızdır.’’ CHP Bursa İl Başkanı Nihat Yeşiltaş: Millî irade Mustafa Bozbey'dir, Mustafa Bozbey Bursa Büyükşehir Belediye Başkanı'dır Cumhuriyet Halk Partisi Bursa İl Başkanı Nihat Yeşiltaş da kalabalığa seslenerek şunları söyledi: Kendi geleceğini kurtarmak için halkın geleceğini tehlikeye atmaktan hiçbir sakınca görmeyen bir azınlık iktidarı, demokrasi tarihimize ve Bursa'daki irademize karşı karanlık bir durumu yaşatıyor. 20 yıldır aralıksız bu kenti yönetenler, güzelim Bursa'yı yaşanmaz hale getirenler, dolandırıcılık suçundan hapis yatmış bir iftiracının sözleriyle bugün Büyükşehir Belediye Başkanımız tutuklu. Her 2 kişiden birinin oyunu almış ve Bursa'da bir belediyecilik markası yaratmış Mustafa Bozbey Başkanımıza yapılan bu operasyonun nedeni biliyoruz. Büyükşehir Belediyesi'ne çökmek için yapılan, hukukla hiçbir zaman anlatılamayacak bir çökme operasyonu gerçekleştirdiler. Ve bir de utanmadan çıkıp belediye meclisinde yaptıkları seçimle millî iradeyi tecelli ettirdiler. Ya millî irade burada, burada; millî irade bu meydanlarda, millî irade Bursa'nın dört bir yanında var. Millî irade Mustafa Bozbey'dir. Mustafa Bozbey Bursa Büyükşehir Belediye Başkanı'dır. Millî irade arıyorsanız budur millî irade. Bursa'nın başkanı Mustafa Bozbey. 19 Mart'tan bu yana yaşadığımız bu sürecin ne anlama geldiğini size söyleyeyim: Halkta karşılığı kalmamış bir iktidarın, bugün seçim olsa Cumhuriyet Halk Partisi'nin iktidar olacağından, Cumhuriyet Halk Partisi'nin cumhurbaşkanı adayının Ekrem İmamoğlu olacağındandır bu. Tek dertleri tükenmiş olan iktidarlarını sürdürebilmektir. Bugüne kadar yaşananların hepsinin sebebi işte bu korkularıdır. Halkın seçtiği belediye başkanları içeridedir. Halkın seçtiği milletvekilleri içeridedir. Halkın gazetecileri içeridedir. Siyasi parti liderleri içeridedir. Vatanın ağacını koruyan Ege köylüsü, işçiyi savunan sendika başkanı içeridedir. Yarattıkları bu düzen; bir lokma ekmek için mücadele veren milyonlarca insanın, saray etrafında öbeklenen bir avuç insanı her geçen gün zenginleştirdiği bir kölelik düzenidir. Ülkenin nehirleri, yaylaları, madenleri, işçilerin emeği, çocukların ve gençlerin geleceği piyasanın ve bir grup yandaşın hesabına bırakılan düzendir. Ve bu düzen, o küçücük bedenleri, öğretmenlerimizi okullarda koruyamayan düzendir. Bu düzen; okul tuvaletlerini temizlemekten, okul tuvaletlerine sabun koymaktan aciz, okulların temizliğini gariban anneye yaptıran, okulların güvenliğini sağlayamayan ve okulları tarikatlara ve cemaatlere teslim eden düzendir. Bu düzen; holding patronundan alamadığı vergiyi 12 saat ter döken emekçiden alan düzendir. Ülkenin yüzde 60'ına açlık sınırının altında parayı reva görenlerin, insanın bakmaya kıyamadığı güzelim Ege köylerini sırf kömür çıkacak diye bir kararnameyle yandaşa verenlerin düzenidir. Kardeşlerim, korkuları işte bu düzenin son bulacak olmasıdır. Unutmayın, kaybedeceği şeyi çok olanların korkusu da fazla olur. Ama bizler bu mücadeleyi büyük bir kararlılıkla sürdüreceğiz. Bu mücadele, onurlu halk ile onurlu halkı sömüren bir grup azınlığın mücadelesidir. Artık kaybedeceğini bildiği için muhalefet istemeyen ve demokrasi istemeyenlere karşı demokrasiyi ve mücadeleyi seçenlerin onur mücadelesidir. Devran dönecek, AKP halka hesap verecek. Kendisine muhalif olan herkese karşı bir savaş açmış olan bir iktidar var. Şimdi toplumun bütün kesimleriyle, yani bu iktidara karşı duran, karşı çıkan herkesle bir arada olmak zorundayız. Yani bu ülkede demokrasiyi, yani bu ülkede adaleti, yani bu ülkede onurlu bir yaşamı isteyen, talep eden, baş koyan herkesle birlikte bu mücadeleyi birlikte sürdüreceğiz. Birleşim. Hiç kimseyi ötekileştirmeden, egemenlik kayıtsız şartsız milletindir diyen herkesi bu dayanışmaya davet ediyorum. Herkesi bu dayanışmaya ve mücadeleye davet ediyorum. Bugün yaşananlar demokrasi tarihimize kara bir leke olarak geçmiştir. Ama şunu unutmayın, verdiğimiz mücadele de tarihe geçecektir. Başkanlarımız ve yol arkadaşlarımız kurulan kumpaslarla bugün zindanlarda esir olabilir. Ama onların demokratik, halkçı ve kamucu iradesi bugün ülkenin dört bir yanındadır. Allah kahretsin de. Bizler işte bu iradeyi savunmaya ve mücadelesini vermeye devam edeceğiz. Şimdi bize diyorlar, bundan sonra ne yapacaksınız diye. Ne yapacağız biliyor musunuz? Hayallerimizi yıkmaya çalışanların düzenlerini bozacağız, arkadaşlar. Çalınan ekmeği, çalınan yarınları, çalınan adaleti mücadelemizin merkezine koyup hak ettiğimiz o güzel günlere hep birlikte ulaşacağız. Hani o büyük şair diyor ya; eğer halk haksızlıktan, yüce sevgi nefretten üstün, aydınlık karanlıktan güçlüyse çaresi yok usta, biz kazanacağız. Biz kazanacağız. Mutlaka kazanacağız. Yaşasın onurlu mücadelemiz. Yaşasın onurlu mücadelemiz. Kurtuluş yok tek başına. Ya hep beraber.’’

CHP Bursa İl Başkanı Nihat Yeşiltaş: Sandıkta kaybedenlerin, kapalı kapılar ardında görevlendirilmesini meşru görmüyoruz Haber

CHP Bursa İl Başkanı Nihat Yeşiltaş: Sandıkta kaybedenlerin, kapalı kapılar ardında görevlendirilmesini meşru görmüyoruz

Cumhuriyet Halk Partisi Bursa İl Başkanı Nihat Yeşiltaş, Deniz Köken’in Bursa Büyükşehir Belediyesi’nde genel sekreterlik görevine getirilmesine tepki gösterdi. Yeşiltaş, “Sandıkta kaybedenlerin, kapalı kapılar ardında görevlendirilmesini meşru görmüyoruz” dedi. Cumhuriyet Halk Partisi Bursa İl Başkanı Nihat Yeşiltaş, Deniz Köken’in Bursa Büyükşehir Belediyesi Genel Sekreterliği görevine getirilmesine ilişkin açıklama yaptı. Söz konusu atamanın “siyasi bir tasarruf” olduğunu belirten Yeşiltaş’ın açıklaması şu şekilde: “Bursa Büyükşehir Belediyesi’nde yaşanan son gelişmeler ışığında karşımızda duran tablo; halkın sandıkta ortaya koyduğu iradeyi yok sayan, yerel demokrasiyi askıya alan ve merkezi müdahaleyi kalıcı hale getirmeye çalışan açık bir siyasi mühendislik girişimidir. Seçilmiş Büyükşehir Belediye Başkanımız Mustafa Bozbey’in hukuksuzca tutuklanıp görevden uzaklaştırılmasıyla başlayan bu antidemokratik tablo, Bursa Valiliği eliyle yürütülen geçici kayyum modeliyle derinleşmiş; şimdi ise yapılan atamalarla birlikte kurumsallaştırılmak istenmektedir. Bu zincirin son halkası olan Deniz Köken’in Bursa Büyükşehir Belediyesi Genel Sekreterliği görevine getirilmesi, idari bir tercih olarak izah edilemez. Bu, doğrudan doğruya siyasi bir tasarruf, açık bir dayatma ve kamu vicdanını yeniden yaralayan bir karardır. Deniz Köken’in geçmişi ve siyasi performansı ortadadır. İstanbul Eyüpsultan’da belediye başkanlığı yapmış, ancak 31 Mart 2024 yerel seçimlerinde sandıkta kaybetmiştir. Bürokrasiden siyasete geçiş yapan ve son seçimde sandıkta kaybetmiş, seçmenin güvenini yitirmiş bir ismin; Bursa gibi ekonomik ve sosyal açıdan stratejik öneme sahip bir kentin en kritik bürokratik makamlarından birine atanması, demokrasiye meydan okumaktan başka bir anlam taşımamaktadır. Bu atama, ancak ve ancak siyasi sadakat ilişkileriyle izah edilebilir. Daha açık bir ifadeyle sandıkta kaybedenler, masa başında ödüllendirilmek istenmektedir. Bursa halkının iradesi yok sayılmakta, seçim sonuçları fiilen geçersiz kılınmakta ve yurttaşa “siz kimi seçerseniz seçin, biz istediğimizi göreve getirir, istemediğimizi görevden alırız” anlayışı kurumsallaştırılmak istenmektedir. Bursa Büyükşehir Belediyesi, siyasi kariyer planlamalarının yapılacağı bir alan değildir. Burada özellikle altını kalın çizgilerle belirtmek isteriz: Bu eleştirimiz, “başka şehirden gelmek” üzerinden yürütülen dar bir yaklaşım değildir. Bursa Büyükşehir Belediye Başkanımız Mustafa Bozbey’in halkın oylarıyla göreve gelmesinin ardından Genel Sekreterlik görevini üstlenen Ergül Halisçelik de Bursa dışından gelmiştir. Ancak o dönemde yapılan atama liyakat, bürokratik birikim ve kurumsal yönetim kapasiteleri değerlendirilerek yapılmıştı. Bugün ise bambaşka bir durumla karşı karşıyayız. Bugün karşımızda, halkın oylarıyla başarısız olduğu tescillenmiş bir siyasi figürün kritik bir göreve atanması vardır. Bu anlayış, devleti yönetme ciddiyetinden uzak, kamu görevlerini birer “ikram” gibi dağıtan, demokratik ilkeleri hiçe sayan bir zihniyetin ürünüdür. Bu atamayla birlikte: Bursa halkının demokratik iradesi açıkça gasp edilmeye devam edilmekte, Liyakat ilkesi ortadan kaldırılmakta, Kamu yönetimi, siyasi sadakat ilişkilerine teslim edilmektedir. Bu tabloyu kabul etmiyoruz. Bu yapılan, Bursa’yı yönetmek değil; Bursa’yı kontrol altına alma girişimidir. Bu yapılan, demokrasi değil; uyguladıkları vesayet pratiğinin yeni bir halkasıdır. Biz, sandıkta kaybedenlerin, kapalı kapılar ardında görevlendirilmesini meşru görmüyoruz. Hiç kimse unutmasın: Halkın iradesinin üzerinde hiçbir güç yoktur. Ve o irade, günü geldiğinde kendisini yok sayanlara gereken cevabı mutlaka verecektir.”

Türkiye’nin yarınları Bursa Nilüfer’de demokrasi provası yaptı Haber

Türkiye’nin yarınları Bursa Nilüfer’de demokrasi provası yaptı

Nilüfer Belediyesi, Öğrenci ve Çocuk Hakları Derneği ile çocukların ve gençlerin demokratik haklarını deneyimlediği bir etkinliğe ev sahipliği yaptı. Nilüfer Barış Meclisi’nde farklı okullardan gelen öğrenciler, ‘Meclis Simülasyonu’ ile yönetim mekanizmalarını tecrübe etti. Programın açılışında konuşan Nilüfer Belediye Başkanı Şadi Özdemir, bu etkinliğin bir oyun değil, demokratik katılımın gerçek bir provası olduğunu vurguladı. Gençlerin iki gün boyunca tartışıp uzlaşı arayacaklarını belirten Başkan Şadi Özdemir, “Burada gerçek bir meclisin işleyişini birebir deneyimleyeceksiniz. Bu deneyim, hayatınız boyunca yanınızda kalacak. Çünkü demokrasi, sadece oy vermekten ibaret değil. Demokrasi; dinlemek, anlamak, ikna etmek ve bazen de farklı düşüncelere saygı duymak demek. Sizler bugün bunun pratiğini yapacaksınız” diye konuştu. NİLÜFER’DE GENÇLERİN SÖZÜ KAĞIT ÜZERİNDE KALMIYOR Nilüfer’de gençlerin sesine her zaman değer verdiklerini vurgulayan Başkan Şadi Özdemir, “Biz, bu kenti, o kentin asıl sahibi olan çocuklarla ve gençlerle yönetmek gerektiğine inanıyoruz. Bu yüzden yıllardır Nilüfer Kent Konseyimiz çatısı altında Çocuk ve Gençlik Meclislerimizle omuz omuza çalışıyoruz. Biz Nilüfer’de projeleri sizin için değil, sizinle birlikte yapıyoruz. Geçtiğimiz yıl 44 kurumdan 300 katılımcıyla Çocuk Hakları Çalıştayı düzenledik. Bu çalıştayın sonuçları yine çocukların görüşleri alınarak rapor haline getirildi. Çocuk Meclisi üyelerimiz bu raporu bizzat bana teslim etti. Çünkü Nilüfer’de çocukların ve gençlerin sözü kağıt üzerinde kalmaz, hayata geçer. İşte bu yüzden sizin önerilerinize, eleştirilerinize, hayallerinize ihtiyacımız var” dedi. DAHA GÜÇLÜ TOPLUM İNŞASI Öğrenci ve Çocuk Hakları Derneği Başkanı Janberk Turgut ise son dönemde okullarda yaşanan üzücü olaylara değinerek, eğitim ortamlarının güçlendirilmesi gerektiğine dikkat çekti. Gençlerin toplumsal konulara gösterdiği duyarlılığın önemine değinen Turgut, “Bugün burada dile getirilecek her düşünce, yapılacak her tartışma daha bilinçli, daha duyarlı ve daha güçlü bir toplumun inşasına katkı sağlayacaktır” diye konuştu.

Başkan Bozbey'den Bursalılara mektup: Özgür günlerde, Bursa’nın sokaklarında yeniden bir arada olacağız Haber

Başkan Bozbey'den Bursalılara mektup: Özgür günlerde, Bursa’nın sokaklarında yeniden bir arada olacağız

Bursa Büyükşehir Belediye Başkanı Mustafa Bozbey'in tutuklanıp görevden uzaklaştırılmasının ardından Büyükşehir Belediyesi'nin önünde düzenlenen protestolar bu akşam da devam etti. Yarın gerçekleştirilecek Başkan Vekili seçimi öncesinde yurttaşlar iradelerine sahip çıkmak için bir araya geldi. Eylemde konuşan Cumhuriyet Halk Partisi Bursa İl Başkanı Nihat Yeşiltaş’ın açıklaması şu şekilde: ‘‘ 31 Mart’ta bu kent bir karar verdi. Bu kent, yıllar sonra değişim dedi… Bu kent, hizmet dedi… Bu kent, adalet dedi… Ve bu kent, Mustafa Bozbey dedi! Bursalılar iradesini ortaya koydu yaklaşık 200 bin oy farkıyla, neredeyse %10’luk bir oy oranı farkıyla Sayın Mustafa Bozbey’i kentin Büyükşehir Belediye Başkanı seçti. Bu ne demek biliyor musunuz? Bu, sıradan bir seçim sonucu değildir! Bu, Bursa’nın çok net, çok güçlü bir irade beyanıdır! Bu, her iki Bursalıdan birinin “Benim başkanım Mustafa Bozbey’dir” demesidir! Peki şimdi soruyorum size…Başkanımız yaptığı hizmetler için mi cezalandırılıyor? Bozbey’in suçu ; Çocuklarımız için kreşler açmak mı, Bozbey’in suçu, yarattığınız yoksulluğa kent lokantaları ile merhem olmak mı? Bozbey’in suçu zehir saçan asbestli boruları değiştirip, halkın sağlığını düşünmek mi? Yoksa Bozbey’in suçu yaptığı indirimlerle Türkiye’nin en ucuz öğrenci taşımacılığını gerçekleştirmek mi? Yoksa Bozbey’in suçu ağır enflasyon altında yaşam mücadelesi veren gençlerimiz için açtığı Burfaş kafelerle nefes olmak mı? Yoksa Bozbey’in suçu tamamlayamadığınız Çınarcık barajını devreye sokup Bursa’nın su sorununu kökten çözmek mi? Yoksa ; Bozbey’in suçu çiftçiye emekliye destek olacak sayısız projeyi hayata geçirmek mi? Biz biliyoruz ki; buradaki mesele bir kişi meselesi değildir. Buradaki mesele, halkın iradesinin yok sayılmasıdır! 200 bin oy farkını yok saymak demektir bu! Yüz binlerce Bursalının iradesini yok saymak demektir! Bu kentin geleceğine vurulmak istenen bir darbedir! Ama buradan açıkça söylüyoruz: Bursa susmaz! Bursa boyun eğmez! Bursa iradesine sahip çıkar! Bu meydanda toplanan herkes, şunu haykırıyor: “Biz seçtik, biz karar verdik, irademizi kimseye teslim etmeyiz!” Değerli hemşerilerim, Mustafa Bozbey bu kentin sadece belediye başkanı değildir. O, bu kentin değişim umududur. O, bu kentin adalet arayışıdır. O, bu kentin geleceğe olan inancıdır! Ve biz bu umudu, bu inancı kimseye teslim etmeyeceğiz! Bugün burada verdiğimiz mesaj çok nettir: Sandık varsa demokrasi vardır! Sandık varsa irade vardır! Sandık varsa sonuçlara saygı vardır! Eğer sandığı tanımıyorsanız, demokrasiden söz edemezsiniz! Buradan bir kez daha sesleniyoruz: Bursa’nın iradesine dokunmayın! 200 bin oy farkını yok sayamazsınız! Halkın seçtiğini halktan alamazsınız! Ve biz… Bu mücadeleyi sonuna kadar sürdüreceğiz! Çünkü biz inanıyoruz ki; En büyük güç, halkın kendisidir! En büyük meşruiyet, sandıktan çıkan iradedir! Ve o irade burada! Bu meydandadır’’ BOZBEY’DEN BURSALILARA MEKTUP Yeşiltaş konuşmasının ardından Bursa Büyükşehir Belediye Başkanı Mustafa Bozbey’in mektubunu okudu: Bozbey’in mektubu şu şekilde: Değerli Bursalılar, Değerli Örgütüm, Yol Arkadaşlarım, Güzel Hemşehrilerim; Bugün fiziken yanınızda olamasam da kalbimle, ruhumla ve tüm inancımla sizlerin arasındayım! Bursa halkı 31 Mart 2024’te tertemiz iradesini sandığa yansıttı; her iki kişiden biri oyunu bize vererek, en yakın rakibimize 170 bin oy fark atarak bizi göreve getirdi. Bursa, değişim istediğini 2 yıl önce güçlü bir şekilde ilan etti. Değişimi hazmedemeyenler, kendi küçük hesaplarının peşinde, Bursa’ya ve Bursa halkının iradesine haksızlık yaptı. Osmanlı’nın ilk başkenti, Cumhuriyetimizin en önemli atılım şehri, Bursamız, fethin 700’üncü yılında, tarihine ve kültürüne aykırı bir muameleye maruz bırakıldı. İnanıyorum ki, Bursa halkı bu yapılanı asla unutmayacak. Yarın belediye meclisindeki çoğunluğa dayanarak, sizlerin iradesine ipotek koymaya kalkacaklarını biliyorsunuz. Oysa; adaletin ve demokrasinin gereği; başkan vekili olarak, Cumhuriyet Halk Partisi’nden bir meclis üyemizin görevlendirilmesidir. Sandıktan çıkan sese kulak tıkamak, sadece bana değil, Bursa’nın tamamına yapılmış bir haksızlıktır. Ancak şunu unutmasınlar: Bizim gücümüz koltuklardan değil, halkın helal oylarından geliyor. Bizim hesap veremeyeceğimiz hiçbir işimiz yok. Bursalı’nın yüzünü öne eğdirecek tek bir işin içinde olmadık. Buradan, dört duvar arasından sesleniyorum: Sakın kimse umutsuzluğa kapılmasın, sakın kimse başını yere eğmesin. Bizler, Ebedi Önderimiz Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün izinde, “Egemenlik kayıtsız şartsız milletindir” ilkesine bağlılıkla yürümeye devam edeceğiz. Onun çizdiği o aydınlık yoldan asla dönmeyeceğiz. Genel Başkanımız Sayın Özgür Özel’in öncülüğünde, ülkemizi hak ettiği yere taşıyacak, adaleti ve demokrasiyi yeniden inşa edeceğiz. Bu haksızlığa karşı dimdik duran sivil toplum kuruluşlarımıza, meslek odalarımıza, siyasi partilere ve bana en büyük gücü veren siz değerli hemşehrilerime yürekten teşekkür ediyorum. Yine buluşacağız, yine kucaklaşacağız. Özgür günlerde, Bursa’nın sokaklarında yeniden bir arada olacağız. Sözümüz söz: Bursa hakkını alacak! Bursa kazanacak! Bursasporumuz şampiyon olacak! Hepinizi saygı, sevgi ve özlemle selamlıyorum. Mustafa Bozbey Seçilmiş Bursa Büyükşehir Belediye Başkanı Bursa H Tipi Cezaevi’’ MAHMUT TANAL: BOZBEY'İN CEZAEVİNDE NE İŞİ VAR? CHP Şanlıurfa Milletvekili Mahmut Tanal da eyleme katılarak destek verdi. Tanal'ın konuşmasından önce çıkanlar şu şekilde: ‘’Bu ülkede bir suçlu varsa o da anayasayı uygulamayanlardır, suçludur. Eğer bu ülkede bir suçlu varsa, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'nin kararlarını uygulamayanlardır. Aslında bu olay bir suç meselesi değil. Bu mesele bir Mustafa Bozbey meselesi değil, bu bir demokrasi meselesidir. Mesele Bozbey olsaydı, Bozbey belediye başkanı seçilmediği zaman bu soruşturmalar neredeydi? Sebep bu: CHP Türkiye'nin 1. partisi. CHP'nin iktidar yürüyüşünü engellemeye çalışıyorlar. Ekrem İmamoğlu'nun 32 yıllık diplomasını iptal ettiler. Hepimiz diplomamızı çıkarıyoruz, paylaşıyoruz. Sayın Erdoğan, cesaretin varsa diplomanı paylaş bu milletle. Machiavelli diyor ki amaca ulaşmak için her yol mübahtır. Bozbey bugün bu hizmetleri vermemiş olsaydı içeri atılır mıydı? Amaç bu. AKP eriyor, AKP güç kaybediyor. Bunu durdurmanın yolu nedir? Bozbey'in cezaevinde ne işi var? Buradan tüm belediye meclis üyelerine sesleniyorum: Zerre kadar vicdan varsa, 170 bin oy fark atan CHP adayına destek olması gerekiyor. Bu bir onur meselesidir. Burada sadece çökme yok; şu anda İzmir Belediyesi'nde de var, yerel yönetimlerde de var. Belediye meclis üyeleri için bu bir sınav, bu bir fırsat. Yarın bu 170 bin oyun üzerine yatıp eğer AKP'nin adayı başkan seçilirse bu bir hırsızlıktır, bu bir yağmadır, bu bir suçtur. Değerli kardeşlerim, sayı çoğunluğu sizi meşru kılmaz; sizi meşru kılan haktır, adalettir. Bunun hukukta yeri yoktur. Batsın sizin adalet anlayışınız. Sizden isteğimiz şu: Moralinizi bozmayın. Bu rejimin adı faşizmdir. 12 Eylül faşizmi bile diploma iptal etmedi. Kimse bunu adaletle anlatamaz. Moralinizi bozmayın. Şair diyor ki çiçekleri koparabilirler ama baharın gelişini engelleyemezler. Bunların ne baskıları ne cezaevleri bu iktidar yürüyüşümüzü durdurmayacak. Hiçbirinin yanına bırakmayacağız. Bu bir darbedir, darbe. Adalet yürekte, kalpten olur; parmak sayınızla olmaz. 5 bin değil, 10 bin değil, 170 bin kardeşlerim. Halk oyunu verdi. Bu saatten sonra yapılacak her türlü hile oyunuyla... Burada anayasa var, anayasa burada. Ya Bozbey ve arkadaşlarına destek verecekler ya da her türlü ahlaksızlığı yapanları destekleyecekler. Bu yarışma ahlaklı olanlarla ahlaksız olanların yarışıdır. Biz neyi istiyoruz? Biz CHP'liler ne istiyoruz? İktidarın anayasaya uygun hareket etmesini istiyoruz. Suçta ve cezada eşitlik istiyoruz. Biz şantaj istemiyoruz. Bu şantajların karşısında boyun eğmeyen insan Mustafa Bozbey. "Gel AKP'ye geç" dediler, yapmadı. Bu teklifleri yapan bir iktidar meşru olamaz. Oyla alamadıklarını alavere dalavere ile alıyorlar. Sandık gelecek, AKP gidecek. Her şey güllük gülistanlık olacak dediler, ne oldu? Yok, biz petrol bulduk, biz doğalgaz bulduk... Hepsi yalan, hayatları yalan Biz önce Allah'a, sonra devletin adaletine inanırdık. Devletin adaletini kim sağlardı? Yargı sağlardı. Partili birisinden Adalet Bakanı olmaz. Sandık gelecek, bu zulüm bitecek. Bugün yapılan tüm adaletsizliklerin hesabını soracağız.’’

CHP Bursa İl Kadın Kolları'ndan 8 Mart Yürüyüşü Haber

CHP Bursa İl Kadın Kolları'ndan 8 Mart Yürüyüşü

CHP Bursa İl Kadın Kolları, 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü dolayısıyla yürüyüş gerçekleştirdi. Şehreküstü Meydanı'nda bir araya gelen kadınlar sloganlar ve pankartlar eşliğinde Kent Meydanı'na yürüdü. Yürüyüşe çeşitli sendikalar ve kadın dernekleri de destek verdi. Yürüyüşün ardından Kent Meydanı’nda basın açıklaması gerçekleştirdi. Açıklamaya CHP Bursa İl Başkanı Nihat Yeşiltaş, İl Kadın Kolları Başkanı Nigar Bölüker, Kadın Kolları MYK Üyesi Fatma Özgür, Osmangazi Belediye Başkanı Erkan Aydın, Gemlik Belediye Başkanı Şükrü Deviren ve çok sayıda kadın katıldı. İl Kadın Kolları Başkanı Nigar Bölüker basın açıklamasında şunları söyledi: "Bugün, tarihsel bir direnişin simgesi olan 8 Mart’ı; kadınların yaşam hakkının sistematik olarak tehdit edildiği, şüpheli ölümlerin karanlıkta bırakıldığı ve faillerin cezasızlıkla ödüllendirildiği bir dönemde karşılıyoruz. Şiddeti önlemekle yükümlü mekanizmaların işletilmemesi, kazanılmış haklarımıza yönelik aralıksız saldırılar ve bizlere hayatta kalmayı bir lütuf gibi sunan bu karanlık düzen bir tesadüf değildir. Ancak bilinmelidir ki; kadın düşmanı politikalara, derinleşen yoksulluğa ve bizi evlere hapsetmeye çalışan zihniyete karşı bizler; özgür ve eşit bir yaşamı örgütlemekten ve bu karanlığa dur demekten asla vazgeçmeyeceğiz! Bugün kadınlar sadece şiddetle değil; yoksullukla, güvencesizlikle ve görünmeyen emek sömürüsüyle de mücadele ediyor. Ev içi bakım yükü hâlâ büyük ölçüde kadınların omzunda. Çocuk, yaşlı, engelli bakımı kamusal bir sorumluluk olması gerekirken kadınların “doğal görevi” gibi dayatılıyor. Kadınlar hem evde ücretsiz bakım emeği veriyor hem iş hayatında eşitsizlikle karşılaşıyor. Bu tabloyu kabul etmiyoruz! Kadının ekonomik bağımsızlığı olmadan özgürlükten söz edilemez. Bu nedenle eşit işe eşit ücret talebimizi bir kez daha haykırıyoruz. Aynı işi yapan kadınların daha düşük ücret aldığı, terfilerde geri bırakıldığı, güvencesiz çalışmaya mahkûm edildiği bu adaletsiz düzen değişmelidir. Emeğimiz görünmez değildir, hakkımız pazarlık konusu değildir! Bizim yolumuz bellidir. Bizim yolumuz, kadını toplumsal yaşamın her alanında eşit gören, Türk kadınına seçme ve seçilme hakkını pek çok Avrupa ülkesinden önce teslim eden Ebedi Önderimiz Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün yoludur. Atatürk’ün "Dünya yüzünde gördüğümüz her şey kadının eseridir" sözü, bizim siyasi pusulamızdır. Cumhuriyet Halk Partisi olarak, Genel Başkanımız Sayın Özgür Özel’in liderliğinde; kadını sadece aile içinde değil, hayatın her karesinde güçlendiren, toplumsal cinsiyet eşitliğini kağıt üzerinde değil sokakta, iş yerinde ve Meclis’te var eden bir Türkiye mücadelesi veriyoruz. Yerel yönetimlerimiz bunun en somut örneklerini ortaya koymaktadır. Belediyelerimizin açtığı kreşler, kadınların istihdama katılımının önündeki en büyük engellerden birini ortadan kaldırmaktadır. Kreş, kadınların çalışma hakkının teminatıdır. Çocuk bakımını yalnızca annenin sorumluluğu olarak gören anlayışı reddediyoruz. Kamusal, erişilebilir ve nitelikli bakım hizmetleri yaygınlaşmalıdır. Genel Başkanımızın vurguladığı gibi; eşitlik bir imtiyaz değil, en temel haktır! Ve biz haklarımızdan vazgeçmiyoruz! İstanbul Sözleşmesi’nden vazgeçmiyoruz! 6284 sayılı kanun etkin ve eksiksiz uygulanacak, biz vazgeçmiyoruz! Eşit işe eşit ücret mücadelemizden vazgeçmiyoruz! Kadınların sırtına yüklenen ev içi bakım sorumluluğunun kamusal politikalarla paylaşılmasını istemekten vazgeçmiyoruz! Yoksulluğun en ağır yükünü taşıyan kadınların sesi olmaktan asla vazgeçmiyoruz! Kadınların özgür olmadığı bir toplumda, demokrasi sadece bir kelimeden ibarettir. Bizler Cumhuriyet Halk Partisi Kadın Kolları olarak; korkmadan, yılmadan, omuz omuza mücadele ederek bu ülkeye eşitliği de adaleti de getireceğiz. Bugüne, kadın mücadelesinin tarihine isimlerini yazdıran, New York’ta hakları için, eşit işe eşdeğer ücret almak için grev yapan, işverenin bu kadınların üzerine kapıyı kilitlemesinin ardından yanarak can veren 129 kardeşimizi anıyoruz. Bu kadınların direnişleri, bugün şiddete, eşitsizliğe ve karanlığa karşı yükselen her kadın sesinde yaşamaktadır. Bizler de onların bıraktığı yerden, korkmadan ve boyun eğmeden mücadeleyi büyütmeye devam edeceğiz. 8 Mart, sadece bir anma günü değil, eşitliğe giden yolda bir isyan ve inşa günüdür. Yaşasın kadın dayanışması, yaşasın örgütlü mücadelemiz! Son sözümüz net ve bakidir. Çare eşitliktedir. Çare Cumhuriyet değerlerimizde , kurtuluş mücadelemizdedir!"

Bursa’da Ekrem İmamoğlu’nun mektubu okundu Haber

Bursa’da Ekrem İmamoğlu’nun mektubu okundu

Aile Dayanışma Ağı’nın (ADA) 27. buluşması Türkiye’nin 81 ilinde aynı anda gerçekleştirildi. Cumhuriyet Halk Partisi Bursa İl Başkanı Nihat Yeşiltaş, Kent Meydanı’nda Parti Meclisi Üyesi Canan Taşer, Nilüfer Belediye Başkanı Şadi Özdemir, Mudanya Belediye Başkanı Deniz Dalgıç ve çok sayıda vatandaşın katılımıyla gerçekleştirilen buluşmada, Ekrem İmamoğlu’nun mektubunu kamuoyuyla paylaştı. Yeşiltaş mektup öncesinde, “Kıymetli aileler, sevgili Bursalılar; tam 26 hafta oldu. 26 haftadır yol arkadaşlarımız, haksız ve hukuksuz bir sürece maruz bırakıldılar. Aileler, her cuma günü, Aile Dayanışma çatısı altında, burada, Saraçhane'de bir araya geliyorlar. Yaşadıkları adaletsizlikleri, acıları paylaşarak dayanışmayı büyütüyorlar. Birbirlerine güç veriyorlar, omuz veriyorlar. Bir yıldır evlerde acı, gözlerde hasret var. 19 Mart tutsaklarının aileleri, babaları, eşleri, çocukları, aileleri bir yıldır adaletsizliğe son vermek için seslerini yükseltiyorlar. Yaşanan bu büyük haksızlığa yalnızca Saraçhane'den değil, Türkiye'nin 81 ilinden aynı haykırış, aynı ses yükseliyor: Bu hukuksuzluk son bulmalıdır. Bu bir adalet ve hürriyet meselesidir. Bu memleket meselesidir. Bu ‘Her şey çok güzel olacak’ diyen güzel yüreklerin, omuz omuza direndiği bir mücadelenin sesidir. Şimdi sizlere Silivri Zindanı'ndan milletin refahı için, hukuk için, demokrasi ve adalet için mücadele eden cumhurbaşkanı adayımız Ekrem İmamoğlu'nun mektubunu okuyoruz” açıklamasını yaptı. İmamoğlu, Yeşiltaş ve 80 il başkanı tarafından okunan mektubunda şunları söyledi: "Tam 26 hafta oldu. Aile dayanışma ağı çatısı altında haksız ve hukuksuz bir sürece maruz kalan aileler her Cuma Saraçhane'de bir araya geliyor. Yaşadıkları adaletsizlikleri ve acıları paylaşarak dayanışmayı büyütüyor. Birbirlerine güç veriyorlar Bir yıldır evlerde acı, gözlerde hasret var. 19 Mart tutsaklarının anneleri, babaları, eşleri, çocukları, aileleri adaletsizliğe son vermek için seslerini yükseltiyorlar. Yaşanan bu büyük haksızlığa yalnızca Saraçhane'den değil Türkiye'nin 81 ilinden aynı haykırış yükseliyor. Bu hukuksuzluk son bulsun. Bu bir adalet ve hürriyet meselesidir. Bu memleket meselesidir. Her şey çok güzel olacak diyen güzel yüreklerin omuz omuza direndiği bir mücadelenin sesidir. Şimdi sizleri Silivri Zindanı'ndan Milletin refahı için, hukuk, demokrasi ve adalet için mücadele eden cumhurbaşkanı adayımız Sayın Ekrem İmamoğlu'nun mektubunu okuyoruz. Değerli yol arkadaşlarım. Yol arkadaşlarımın çok kıymetli aileleri, benim değerli kardeşlerim. Her birinizi Sevgiyle, dostlukla, hasretle kucaklıyorum. Bizlere karşı eşi benzeri görülmemiş zalimlikte bir siyasi operasyon yürütülmesinin bir yılı doluyor. Bu bir yılda vicdanını kaybetmiş, kötü bir aklın ürünü olan iftiralarla dolu soruşturmaların haksız dava ardı arkası kesilmedi. Dur durak bilmeyen bu büyük kötülük şimdi de kirli yüzünü kıymetli başkanım Bolu'nun değerli insanı Tanju Özcan'ı tutuklayarak gösterdi. Cumhuriyet Halk Partili belediyelerin milletin dertlerine derman olan icraatlarını içine sindiremeyen bir avuç insanın ne söylediğinin hiçbir önemi yoktur. Tanju Özcan, Bolu'nun gururudur. İftiralarla, şantajlarla, kumpaslarla anneler çocuklarından, babalar oğullarından ayrı kaldı. Geçen bir yılda çocuklarımız bir yaş daha büyüdü. Bizleri siyasi esaret alanların yeni bir kumpası da 9 Mart'ta başlıyor. Önümüzdeki günlerde dava dedikleri, mahkeme dedikleri yazını, yöneteni belli bir müsamere sergileyecekler. Benim yol arkadaşlarımın her biri iyi yetişmiş, ülkesini ve milletini seven, millete hizmet aşkıyla dolu Sorumluluklarını her koşulda en iyi biçimde yerine getirmeye çalışan yurtseverlerdir. Tüm Cumhuriyet Halk Partililer böyledir. Dürüsttürler, çalışkandırlar. Onların şehirlerimizin, ülkemizin bugüne ve geleceğine ilişkin yaptıkları katkılar çok önemli, çok değerlidir Her birinden en az kendimden emin olduğum kadar eminim. O nedenle içiniz ferah, moraliniz yüksek olsun. Bizim tek davamız bu ülkedir, bu millettir. Bizi zindanlarda tutmalarının en büyük sebebi de budur. Bu vatana hizmet ettiğimiz 86 milyonu ayırmadığımız hiçbir çocuk yatağa aç girmesin diye çabaladığımız için bizi karalamaya çalışıyorlar. Bu mübarek günlerde ailelerimizden uzak kalmak, sevdiklerimizle birlikte iftar edip sahura kalkamamak hepimizi derinden yaralıyor. Ama mücadelemiz hakkın ve halkın rızası içindir. Aramıza bu duvarları örenler parmaklıkları dikenler yılacağımızı ve geri adım atacağımızı sanıyorlar. Yanılıyorlar. Gösterdiğimiz dirayet 12 metrekarelik hücremde bana yaşama sevinci veriyor. Bu onurlu yaşama dayanışmanız cesur mücadeleniz benimle aynı kaderi paylaşan çalışma arkadaşlarımın demokrasi tutsaklarının direnme arzusunu körüklüyor. Hukuksuzluğun hükmü elbette sona erecek. Tutuklamayı keyfi bir keyfi bir cezalandırma yöntemine dönüştürenler kaybedecek. Çünkü Karşılarında sizler varsınız. Hayatını bu vatana adamış, dürüst, yurtsever, cumhuriyet aşkıyla dolu kadınlar, erkekler, gençler var. Güzel yüzlü çocuklar var. Bizi cesaretinizle mücadelenizle, dayanışmanızla umut oluyor, güç veriyorsunuz. Bu zor günleri el ele, kol omuz omuza açacağız. Kurulan oyunları, kumpasları birlikte bozacağız. İnandık ve başaracağız. Her şey çok güzel olacak."

Bursa'da 28 Şubat zulmü unutulmadı Haber

Bursa'da 28 Şubat zulmü unutulmadı

Barış Manço Kültür Merkezi’nde sahnelenen ve Yıldırımlıların yoğun ilgi gösterdiği ‘Karanlıkta Açan Çiçekler’ tiyatro oyunundan o dönemde yaşanan dramlara ve toplumsal hafızada derin izler bırakan olaylara ışık tutuldu. Cumhuriyetin ilk yıllarından başlayarak 28 Şubat sürecine uzanan geniş bir zaman dilimini ele alan oyun, özellikle mütedeyyin ve muhafazakâr kesimin maruz kaldığı baskıları sahneye taşıdı. Akademisyen Ahmet Bey ve ailesi etrafında gelişen olaylar üzerinden kurgulanan oyunda; temel hak ve hürriyetler kapsamında eğitim, sağlık ve memuriyet haklarının nasıl sınırlandırıldığı, kamu görevlerinden uzaklaştırmalar ve toplumsal baskılar çarpıcı bir şekilde gözler önüne serildi. Bir ailenin yaşadığı dramatik dönüşüm üzerinden dönemin sindirme politikalarını aktaran eser, izleyicilere hem tarihsel bir perspektif sundu hem de toplumsal hafızanın canlı tutulmasının önemini hatırlattı. DEMOKRASİMİZİN KARA LEKESİ 28 Şubat’ın Türk Demokrasi Tarihi’nin en en karanlık sayfalarından birisi olduğuna işaret eden Yıldırım Yıldırım Belediye Başkanı Oktay Yılmaz, “28 Şubat süreci, milletimize, inanç ve değerleri üzerinden büyük mağduriyetlerin yaşatıldığı demokrasiyle, insanlıkla bağdaşmayacak uygulamaların yaşandığı bir dönem oldu. Eğitim hakkından çalışma hakkına kadar temel özgürlüklerin kısıtlandığı bu süreçte birçok aile derin yaralar aldı. ‘Karanlıkta Açan Çiçekler’ oyunu ile hem o günleri unutmamak hem de özellikle genç nesillere bu tarihi doğru şekilde aktarmak istedik. Demokrasiye ve milli iradeye sahip çıkmak hepimizin ortak sorumluluğudur” ifadelerini kullandı.

Davut Gürkan: 28 Şubat Darbesini Unutmuyor, Unutturmuyoruz Haber

Davut Gürkan: 28 Şubat Darbesini Unutmuyor, Unutturmuyoruz

28 Şubat sürecinin, Türkiye demokrasi tarihine kara bir leke olarak geçtiğini ifade eden Gürkan, “27 Mayıs neyse, 12 Eylül neyse, 27 Nisan neyse, 15 Temmuz neyse; 28 Şubat da aynı şekilde bir darbedir. Hatta yalnızca siyaseti değil, doğrudan toplumu hedef alan, sonuçları nesiller boyu sürmesi amaçlanan planlı bir müdahaledir” dedi. ‎ 28 Şubat’ta millet iradesinin tanklarla ezilmeye çalışıldığını vurgulayan Gürkan, seçilmiş hükümetin görevden el çektirildiğini, başta başörtülü kadınlar olmak üzere toplumun geniş kesimlerinin inançları nedeniyle büyük bir zulme maruz bırakıldığını hatırlattı.Vatandaşların, kendi ülkelerinin kurumlarına sırf dini hassasiyetlerinden dolayı alınmamasının kabul edilemez olduğunu belirtti. ‎ AK Parti’nin her zaman darbeci ve vesayetçi anlayışların karşısında olduğunu söyleyen Gürkan, iktidarları döneminde atılan adımlarla vesayet odaklarının dağıtıldığını ve milli iradenin yeniden inşa edildiğini ifade etti. “Ülkemizi, milletimizin hak ettiği demokrasi standartlarıyla buluşturduk” diyen Gürkan, son dönemde bazı çevrelerce sergilenen ayrımcı tutumların 28 Şubat zihniyetinin hâlâ tamamen yok olmadığını gösterdiğini kaydetti. ‎ Demokrasinin teminatının millet iradesi olduğunu vurgulayan Gürkan, Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın liderliğinde bu zihniyetle mücadelenin kararlılıkla sürdürüldüğünü belirtti. Gürkan, “Bu mücadele bizim için bir demokrasi mücadelesi, bir hak mücadelesi ve büyük Türkiye mücadelesidir” ifadelerini kullandı. ‎ 28 Şubat benzeri karanlık süreçlerin bir daha yaşanmaması için milli irade bilincinin daima diri tutulacağını vurgulayan Gürkan, AK Parti’nin darbeci anlayışlara karşı dimdik durmaya devam edeceğini söyledi.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.