#Doğa

- Doğa haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Doğa haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Nezaket Erden, “Sennur Sezer” şiirleri okudu Haber

Nezaket Erden, “Sennur Sezer” şiirleri okudu

Nilüfer Belediyesi, “2026 Yılın Yazarı Sennur Sezer” etkinlikleri ile edebiyatı hayatın her alanına taşımaya devam ediyor. Etkinlikler kapsamında oyuncu Nezaket Erden, Koza Kütüphane’de ve Penguen Gıda Sanayi çalışanları ile bir araya geldi. Erden, önce Koza Kütüphane’de lise öğrencilerine Sennur Sezer şiirleri okudu. Söyleşide, öğrenciler de Sennur Sezer ve farklı şairlerin şiirlerini okudu. Öğrenciler, şiir ve tiyatro üzerine Erden’e merak ettikleri soruları yönelttiler. “ANNEANNEM İÇİN ŞİİR YAZMAK İSTERDİM” Kendi çocukluğundan bahseden ve şiirle olan bağını anlatan Nezaket Erden, şiir deyince anneannesini hatırladığını dile getirdi. Anneannesinin okuma yazma bilmediğini ancak aklından yazdığı mani gibi şiirleri olduğunu dile getiren Erden, “Bunlar, oğlunun hastalık sürecinde yazdığı şiirlerdi. Ezberden okuyordu. Çocukluğumda güzel geliyordu. Muhtemelen çok iyi şiirler olmasa da duygusu çok yoğun, o süreci özetleyen şiirlerdi. Ben de anneannemle ilgili şiir yazmak isterdim. Doğa ve hayat ilişkisiyle ilgili şiirler olabilirdi” dedi. Üniversitedeki felsefe eğitiminin mesleğinde faydası olduğunu anlatan Nezaket Erden, öğrencilere felsefe ile ilgilenmelerini, farklı fikirlerle karşılaşmalarının bakış açılarına faydası olduğunu söyledi. FABRİKADA ŞİİR MOLASI Nezaket Erden, ardından “Fabrika Okumaları” kapsamında Penguen Gıda Sanayi çalışanları ile buluştu. Burada da Sennur Sezer’in şiirlerini okuyan Erden çalışanlarla sohbet etti. Etkinlik bitiminde Nilüfer Belediye Başkan Yardımcısı Okan Şahin, Nezaket Erden’e teşekkür ederek, hediye takdim etti.

Hakan Bıçakçı, TikTok çağında edebiyatı sürdürmeyi Bursa Nilüfer’de anlattı Haber

Hakan Bıçakçı, TikTok çağında edebiyatı sürdürmeyi Bursa Nilüfer’de anlattı

Nilüfer Belediyesi tarafından düzenlenen Koza Buluşmaları, edebiyat dünyasının özgün isimlerini Bursalı okurlarla buluşturmaya devam ediyor. Koza Kütüphane’de gerçekleşen söyleşinin bu ayki konuğu, çağdaş Türk edebiyatının usta kalemlerinden Hakan Bıçakçı oldu. “Yamuk Zeminler, İnce Sızıntılar ve Geçici Manzaralar” başlığıyla düzenlenen etkinlikte Bıçakçı; 12. kitabı olan Geçici Manzara’dan yola çıkarak yazarlık serüvenini, dile yaklaşımını ve şehirle kurduğu ilişkiyi anlattı. Söyleşiyi çok sayıda edebiyatsever büyük bir ilgiyle takip etti. “EDEBİYATIN GÜCÜ KARŞI TARAFA NE HİSSETTİRDİĞİNİZDE SAKLIDIR” Konuşmasına yazım sürecindeki motivasyonlarına değinerek başlayan Hakan Bıçakçı, edebiyatın sadece bir öfke kusma alanı olmadığını belirtti. Yazarken didaktik olmaktan kaçındığını ifade eden Bıçakçı, şu sözleri kaydetti: “Bir şeylerden rahatsız olmak sanat için güçlü bir çıkış noktası ama aynı zamanda tehlikeli. Nefretini kusup rahatlamak edebiyatın alanı değil. Senin ne hissettiğin değil, karşı tarafa ne hissettirdiğin önemli aslında. Edebiyatın gücü oradan geliyor. Bu yüzden öfkemi hep dizginlerim; o bastırılan şeyin okurla yazarın ortak bir noktasında buluşmasını tercih ederim.” Son kitabı Geçici Manzara’nın diğerlerinden farklı olarak, öykülerin bir amaca hizmet etmeden, kendiliğinden birikerek oluştuğunu belirten yazar, dildeki yabancılaşma hissinin önemine dikkat çekti. AFORİZMA ÇAĞINDA SADELİĞİ KORUMAK Günümüzün “aforizma çağı” olduğunu söyleyen Hakan Bıçakçı, süslü ve fiyakalı cümlelerle okuru yakalama çabasından uzak durduğunu vurguladı. Sade yazmanın en zor şeylerden biri olduğunu ifade eden Bıçakçı, “Okuru anlatıcıyla değil, doğrudan karakterin durumuyla baş başa bırakmak istiyorum. Aradan çekilip okuru bir görgü tanığı kılmaya çalışıyorum. Şeffaf ve sade bir dilin peşindeyim. Fakat artık YouTube çağı, TikTok çağını yaşıyoruz. Gittikçe her şeyin görselleştiği bir çağda dil de görselleşiyor. Hâlâ kitaplar yazılıyor ama okurgillerin nesli gittikçe aslında tükeniyor. Her şey izlemeye dönüyor. Hikayeler hep var ve hep olacak, bu bir ihtiyaç ama hikaye ihtiyacımızı artık daha çok platformlar, diziler, filmler karşılıyor. Her şey görüntüye transfer edilmeye başlandı. Betimlemeler kayboluyor” değerlendirmesinde bulundu. Şehirle kurduğu ilişkiyi “aşk-nefret” olarak tanımlayan Bıçakçı, metinlerinde geleneksel doğa betimlemeleri yerine şehrin pürüzlerini kullandığını söyledi. Bozuk kaldırımlar, titreyen floresan ışıkları ve damlayan suların kendisi için birer ilham kaynağı olduğunu belirten yazar, şehrin adeta karakterleri yutan bir canavar gibi kurgularında yer aldığını ifade etti. Söyleşinin sonunda katılımcıların sorularını da yanıtlayan Hakan Bıçakçı, okurları için son kitabı “Geçici Manzara”yı imzaladı. Etkinlik sonunda yazara günün anısına bir hediye takdim edildi.

“Yerle Gök Arasında” sergisi Bursa Fotoğraf Müzesi’nde kapılarını açtı Haber

“Yerle Gök Arasında” sergisi Bursa Fotoğraf Müzesi’nde kapılarını açtı

Nilüfer Belediyesi Fotoğraf Müzesi, küratörlüğünü Türk fotoğraf sanatının duayen isimlerinden Engin Özendes’in üstlendiği ve fotoğraf sanatçısı Aydın Berk Bilgin’in “Yer Gök Arasında” isimli sergisine ev sahipliği yapıyor. Tarihi Misi köyündeki müzede gerçekleşen açılış törenine; Nilüfer Belediye Başkan Vekili Özlem Akbaş Önsoy, sanatçı Aydın Berk Bilgin, küratör Engin Özendes, Bursa Fotoğraf ve Sinema Amatörleri Derneği (BUFSAD) Başkanı Tarık Akkurt ve çok sayıda sanatsever katıldı. PANDEMİNİN ARDINDAN ANADOLU’NUN ZİRVELERİNE Sergi, 2021-2023 yılları arasında Karadeniz ve Doğu Anadolu’nun izole coğrafyalarında çekilmiş 28 siyah-beyaz eserden oluşuyor. Piktoryal bir dille üretilen fotoğraflar, klasik bir doğa manzarasından ziyade sanatçının iç dünyasını yansıtmayı hedefliyor. Serginin açılışında konuşan sanatçı Aydın Berk Bilgin, serginin ortaya çıkışını şu sözlerle anlattı: “Bu fotoğraflar, pandeminin o sıkıcı günlerinde, betonlaşmış kentlerin içine hapsolduğumuz dönemin peşi sıra ortaya çıktı. Kendimle yalnız kalmak ve huzur bulmak için doğaya yöneldim. Kars ve Karadeniz’in çoğunlukla kış, zaman zaman da bahar ve yaz aylarına ait olan bu fotoğraflar; doğayla bütünleşme, yalnız kalırken arınma duygusuna odaklanıyor. Analog ve dijital teknikleri bir arada kullanarak resimsel bir tat oluşturmaya çalıştım.” “YARATILIŞ, YERLE GÖK ARASINDA BAŞLAR” Serginin küratörü Engin Özendes ise eski Türk inanışlarındaki doğa algısına dikkat çekerek, eserlerin barındırdığı derinliğe vurgu yaptı. Özendes, “Eski Türklerin inanışında gök en yüce varlık, dağlar ise dünyanın merkezidir. Yine aynı inanışa göre yaratılış da işte burada, yerle gök arasında başlar. Aydın Berk Bilgin, bu fotoğraflarda içtenlik ve doğallıktan uzaklaşmadan ruhunu yansıtıyor. Bu eserler sadece gerçeklik bilgisini değil, hayal gücünü de tetikleyerek içsel bir manzarayı resmetmenin yollarını açıyor” ifadelerini kullandı. “SANAT TOPLUMUN NEFES ALDIĞI YERDİR” Nilüfer Belediye Başkan Vekili Özlem Akbaş Önsoy da, Misi’nin kültür köyü olma yolculuğundaki kararlılıklarının altını çizerek, “Nilüfer Belediyesi Fotoğraf Müzesi, 2017’den bu yana sanatı ve üretimi toplumla buluşturuyor. Bu çabalarımız Tarihi Kentler Birliği Arşiv ve Koleksiyon Ödülü, Kültür ve Turizm Bakanlığı Özel Müze Statüsü ve fotoğraf sanatına katkı ödülleriyle taçlandı. Aydın Berk Bilgin gibi eski baskı tekniklerinde uzman, özgün ve ödüllü bir sanatçıyı müzemizde ağırlamaktan gurur duyuyoruz. Sanat bir toplumun nefes aldığı yerdir ve biz sanata yatırım yapmaya devam edeceğiz” dedi. Konuşmaların ardından sanatçı Aydın Berk Bilgin ve küratör Engin Özendes’e günün anısına hediye verildi. “Yerle Gök Arasında” fotoğraf sergisi 21 Haziran tarihine kadar Nilüfer Belediyesi Fotoğraf Müzesi’nde ücretsiz olarak ziyaret edilebilecek.

Faruk Duman, Nilüfer’de yazarlık serüvenini ve “Balıklarla İlgili Rivayet”i anlattı Haber

Faruk Duman, Nilüfer’de yazarlık serüvenini ve “Balıklarla İlgili Rivayet”i anlattı

Nilüfer Belediyesi’nin edebiyat dünyasının önemli isimlerini okurlarla buluşturduğu Edebi Kazılar etkinliği, bu ay yazar Faruk Duman’ı ağırladı. Akkılıç Kütüphanesi’nde yoğun katılımla gerçekleşen söyleşide Duman, son romanı “Balıklarla İlgili Rivayet” üzerinden yazarlık serüvenini, doğa ile kurduğu ilişkiyi ve edebiyatın büyülü dünyasını anlattı. “BALIKLARIN İSYAN ETTİĞİ BİR HİKAYE” Söyleşide, yazım süreci 2019’da tamamlanan ödüllü romanı “Sus Barbatus!” ile yeni kitabı arasındaki ilginç bağa değinen Faruk Duman, yeni romanının kıvılcımının bir reklam billboardunda ateşlendiğini belirtti. “Sus Barbatus!” romanında donmuş Çıldır Gölü üzerinde geçen bir sahnede, karakterlerden birinin “Balıklar da bizi yiyebilsinler” dediğini hatırlatan Duman, bu cümlenin yayınevi tarafından tanıtım materyallerinde kullanıldığını ifade etti. Yazar, “Bunu billboardlarda gördüm. ‘Balıklarla İlgili Rivayet’ romanıyla ilgili ilk fikirlerimin doğduğu günler bunlardı. Balıkların isyan ettiği bir hikaye” sözleriyle kitabın çıkış noktasını özetledi. ÖĞRENCİLİK YILLARINDAN KALAN GİZEMLİ EL YAZMASI Duman, kitabın kurgusunun temelinde üniversite yıllarında yaşadığı ilginç bir anının yattığını da okurlarla paylaştı. Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi Kütüphanecilik Bölümü’nde okurken, tasnif edilmemiş el yazmaları arasından bir eseri alıp eve götürdüğünü, ancak Osmanlıca olan bu eseri okunaklı olmadığı için bir türlü çözemediğini anlattı. El yazmasını gösterdiği bir arkadaşının, ilk sayfada balıklardan söz edildiğini belirtmesi üzerine hayal gücünün devreye girdiğini söyleyen Duman, “Bunun üzerine ben eski devirlerde, 1700’lerde, bizim buralarda yaşanmış, tuhaf bir balık hikayesi olduğuna hükmettim bu kitabın. Okuyamadığım kitabın. Eğer bir kitabı okuyamıyorsanız ama o kitap size bir takım izlenimler veriyorsa, bir yazar olarak oturup onu yazarsınız” ifadelerini kullandı. MASALCI BİR ANNENİN MİRASI Söyleşide çocukluk yıllarına ve doğa tutkusuna da değinen Faruk Duman, Kars ve Ardahan coğrafyasının yazarlığı üzerindeki etkisini vurguladı. Annesinin çok iyi bir masal anlatıcısı olduğunu belirten yazar, “Ormanda kaybolan çocuklar, hayali hayvanlar, köyü ziyarete gelen ejderhalar anlatırdı. Çocukluğumu şenlendirirdi bu” diyerek, bu anlatıların kendisinde yazma eğilimini başlattığını dile getirdi. Çocukken ağaç tepesine kurduğu kulübede kitaplar okuduğunu ve doğayı anlatmayı o yıllarda kafasına koyduğunu belirten Duman, lise yıllarında abisinin kütüphanesindeki Yaşar Kemal, Jack London ve Maksim Gorki gibi yazarlarla tanışarak modern edebiyat yolculuğuna adım attığını sözlerine ekledi. Söyleşi, yazarın okurlardan gelen soruları yanıtlaması ve kitaplarını imzalamasıyla sona erdi.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.