#Hediye

- Hediye haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Hediye haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

BUYAZ Öykü Onur Ödülü’nün sahibi Pelin Yılmaz Haber

BUYAZ Öykü Onur Ödülü’nün sahibi Pelin Yılmaz

Nilüfer Belediyesi, Bursa Yazın ve Sanat Derneği (BUYAZ) ile birlikte “14 Şubat Dünya Öykü Günü” kapsamında düzenlediği etkinlik Akkılıç Kütüphanesi’nde gerçekleştirildi. BUYAZ Öykü Ödülü, bu yıl yazar Pelin Yılmaz’a takdim edildi. BUYAZ Başkan Yardımcısı Fehmi Enginalp açılışta yaptığı konuşmada, öykünün Avrupa’dan gelen bir tür olduğunu, ancak Türkiye’de güçlü bir karşılık bulduğunu söyledi. Türkiye’nin önemli öykücüler yetiştirdiğini vurgulayan Enginalp, öykü türüne de ilginin her geçen gün arttığını belirtti. Etkinlikte, bu yıl Mustafa Balel’in kaleme aldığı Dünya Öykü Günü Bildirisi Mustafa Akçay tarafından okundu. Ardından Nihal Aksoy ve Aymen Yazar, Pelin Yılmaz’ın öykülerini okudu. HEPİMİZ HİKÂYE ANLATICISIYIZ Şaban Akbaba’nın moderatörlüğünde bu yılki ödüle layık görülen Pelin Yılmaz ile söyleşi gerçekleştirildi. Pelin Yılmaz, gerçeği ‘gerçek’ olarak anlatamadığı için öykü yazdığını söyledi. Her yerde çok büyük sıkıntıların yaşandığını dile getiren Yılmaz, “Bunu kaskatı anlatırsak kimse tahammül edemez. Hikâye yazanların da bu yüzden yazdığını düşünüyorum” dedi. Öykü yazarken doğrudan hayatın kendisinden beslendiğini belirten Yılmaz, “Duvarları değil sokakları seven biriyim. Ben bir hikâye anlatıcısıyım. Bazen yazarak, bazen sözlü, bazen fotoğraf çekerek anlatıyorum. Geçmişte avukatlık yaptım. Bana anlatılanları dilekçeye dökerken de aslında bir hikâye anlatıyordum. Rüya görüyoruz, onu anlatıyoruz. İşe giderken bir şey yaşıyoruz ve birbirimize anlatıyoruz. O yüzden aslında hepimiz bir hikâye anlatıcısıyız” dedi. Hayallerini kâğıda dökerken aslında gerçekleşmiş olduğunu ifade eden Yılmaz, “Ben bir sürü hayat yaşamak isterim. Yaratıcı bir iş yapıyorsanız, bu şekilde birçok hayatı da yaşamış oluyorsunuz” diye konuştu. Söyleşinin ardından Nilüfer Belediyesi Meclis Üyesi Özlem Akbaş Önsoy, BUYAZ Yönetim Kurulu Üyesi Nursel Aras, Yazar Pelin Yılmaz’a plaket ve hediye takdim etti.

Atatürk ve Cumhuriyet’in Bursa’daki izleri Nilüfer’de konuşuldu Haber

Atatürk ve Cumhuriyet’in Bursa’daki izleri Nilüfer’de konuşuldu

Nilüfer Belediyesi tarafından düzenlenen “Tematik Buluşmalar” söyleşisinin bu ayki konuğu, Bursa Uludağ Üniversitesi (BUÜ) Fen-Edebiyat Fakültesi Tarih Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Hacer Karabağ Arslan oldu. Nazım Hikmet Kültürevi’nde düzenlenen “Atatürk Bursa’sında Modernleşme: Lider ve Şehir” başlıklı söyleşide Arslan, Atatürk’ün Bursa’ya gerçekleştirdiği ziyaretlerin arka planını ve kentin sosyal, ekonomik ve kültürel değişimini katılımcılara aktardı. “CUMHURİYET BURSA’YI YENİDEN AYAĞA KALDIRDI” Bursa’nın genellikle “Osmanlı’nın ilk başkenti” kimliğiyle ön plana çıktığını belirten Doç. Dr. Hacer Karabağ Arslan, kentin Milli Mücadele ve Cumhuriyet dönemindeki stratejik öneminin de en az Osmanlı dönemi kadar kritik olduğunu vurguladı. 19’uncu yüzyıl sonunda Bursa’nın kozmopolit yapısı ve ipek ticaretine dayalı güçlü ekonomisinin, savaşlar ve Yunan işgaliyle büyük bir yıkıma uğradığını anımsatan Arslan, “İşgal, meclis kürsüsüne siyah örtü örtülmesine neden olacak kadar derin bir yastı. Ancak Cumhuriyet, yangın yeri olan bu şehri yeniden ayağa kaldırdı” diye konuştu. ATATÜRK’ÜN BURSA ZİYARETLERİ Atatürk’ün Bursa’yı 17 kez ziyaret ettiğini ve bu gezilerin sıradan geziler olmadığını ifade eden Arslan, şu detayları paylaştı: “Atatürk, Mudanya Mütarekesi’nden hemen sonra, henüz saltanatı kaldırmadan Bursa’ya gelerek nabız yoklamıştır. Bursa, devrimlerin, özellikle de Şapka İnkılâbı’nın toplumsal kabulü açısından bir laboratuvar işlevi görmüştür. Henüz kanun çıkarılmadan Bursalılar, Atatürk’ü şapkalarıyla karşılayarak değişime destek vermiştir. Atatürk, protokol kurallarından hoşlanmaz, halkın, esnafın, öğrencinin içine karışırdı. Bu samimiyet, devrimlerin tabana yayılmasını sağladı.” SANAYİ HAMLESİ Arslan, söyleşide, Cumhuriyet öncesi el tezgahlarına dayalı ipek üretiminin, Cumhuriyet ile birlikte Merinos ve Gemlik Suni İpek gibi fabrikalarla endüstriyel bir boyuta taşındığına dikkat çekti. Arslan, bu fabrikaların sadece üretim yeri değil; sineması, spor alanları ve sosyal tesisleriyle kente modern yaşam kültürünü getiren merkezler olduğunu belirtti. Doç. Dr. Arslan, konuşmasının sonunda 1923 ile 1938 yılları arasındaki değişimin o dönemin tanıkları tarafından “hayal edilemez” olarak nitelendirildiğini söyledi. Arslan, “Savaştan çıkmış, nüfusunu ve sermayesini kaybetmiş bir şehirden; sanayisiyle, eğitimli kadınlarıyla, sosyal hayatıyla modern bir kent yaratıldı. Bu dönüşümün mimarı Mustafa Kemal Atatürk, Bursa’nın her sokağında iz bırakmıştır” ifadelerini kullandı. Söyleşide katılımcıların sorularını da yanıtlayan Doç. Dr. Hacer Karabağ Arslan’a günün anısına hediye verildi.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.