#Kars

- Kars haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Kars haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Altın Portakallı yönetmen Seyfettin Tokmak Bursalılarla buluştu Haber

Altın Portakallı yönetmen Seyfettin Tokmak Bursalılarla buluştu

Nilüfer Belediyesi’nin düzenlediği ‘Bir Yönetmen Bir Söyleşi’ etkinliğinin konuğu 7 dalda Altın Portakal alan “Tavşan İmparatorluğu” filminin yönetmeni ve senaristi Seyfettin Tokmak oldu. Konak Kültürevi’ndeki programda ilk olarak Alpay Kaya, Sermet Yeşil, Kubilay Tunçer, Perla Palamutçuoğlu, Emrullah Çakay’ın rol aldığı film gösterildi. 12 yaşındaki Musa’nın hikâyesine odaklanan film izleyicilerden büyük alkış aldı. Film gösteriminin ardından yönetmen Tokmak, seyircilerle söyleşi gerçekleştirdi. Sinemada çocukluk üzerine çok çalıştığını anlatan Seyfettin Tokmak, “ Çocuklarla ilgili yaptığım çalışmaların filmde çok etkisi oldu. Göçmen çocuklarla, yetiştirme yurdundaki çocuklarla çalıştım. Pandemi öncesine kadar 3 yıl gönüllü olarak Ümraniye Çocuk Cezaevi’nde çalıştım. Orada çocuklara kısa filmlerle ilgili eğitimler veriyordum. Musa’nın aslında bu kadar direnişçi bir karakter olmasının benim oradaki çocuklarda gördüklerim üzerinden çok şekillendiğini düşünüyorum. Çünkü o çocuklarda çok fazla depresif bir dünya deneyimlemiştim. Onun sanırım bende öfkesi oluştu. Yani “Bu çocuklardan bu dünya ne istiyor diye” düşündüm. Filmin yolculuğunun belli kısmı oradaki süreçlerden oluştu. Edebiyattan ve sinemadan çok fazla etkileri de var. Hikayenin oluşumu, yazım süreci 2-3 yıl gibi zaman aldı” dedi. Filmde kadınların az olmasının sorulması üzerine Tokmak, “Filmin çekiminden 5-6 ay öncesinde çıkardım. Bunu yaparken de bir risk aldım aslında. Çünkü ben böyle bir barbar erkeklik dünyası anlatmak istedim. Yani kadınlar dünyadan çıktığında geri ne kalıyor? Kadın olmadığında bu coğrafyalar neye benziyor yani? Geriye ne kalıyor göstermek istedim” diye konuştu. “MUSA’NIN HAYVANLARLA İLİŞKİSİ ÇOK GÜÇLÜYDÜ” Filmde Musa karakterini canlandıran Alpay Kaya’nın aslında çobanlık yaptığını anlatan Tokmak, “Onu Kars’ın bir köyünde buldum. Mesela neden onu seçtim derseniz de, 12 yaşındayken 300 tane hayvana tek başına bakabilen bir çocuktu. Onun da o hayvan ilişkisi o kadar güçlüydü ki yani onlarla teması çok iyiydi. Zaten film bence gösteriyor” dedi. “ZAMANSIZ VE MEKANSIZ BİR FİLM” Zamansız ve mekansız bir film yapmaya çalıştığını söyleyen Tokmak, çok iyi bir ekibin olduğunu ve herkesin filme gönlünü koyduğunu söyledi. Söyleşi sonunda ise yönetmen Seyfettin Tokmak’a plaket takdim edildi.

Faruk Duman, Nilüfer’de yazarlık serüvenini ve “Balıklarla İlgili Rivayet”i anlattı Haber

Faruk Duman, Nilüfer’de yazarlık serüvenini ve “Balıklarla İlgili Rivayet”i anlattı

Nilüfer Belediyesi’nin edebiyat dünyasının önemli isimlerini okurlarla buluşturduğu Edebi Kazılar etkinliği, bu ay yazar Faruk Duman’ı ağırladı. Akkılıç Kütüphanesi’nde yoğun katılımla gerçekleşen söyleşide Duman, son romanı “Balıklarla İlgili Rivayet” üzerinden yazarlık serüvenini, doğa ile kurduğu ilişkiyi ve edebiyatın büyülü dünyasını anlattı. “BALIKLARIN İSYAN ETTİĞİ BİR HİKAYE” Söyleşide, yazım süreci 2019’da tamamlanan ödüllü romanı “Sus Barbatus!” ile yeni kitabı arasındaki ilginç bağa değinen Faruk Duman, yeni romanının kıvılcımının bir reklam billboardunda ateşlendiğini belirtti. “Sus Barbatus!” romanında donmuş Çıldır Gölü üzerinde geçen bir sahnede, karakterlerden birinin “Balıklar da bizi yiyebilsinler” dediğini hatırlatan Duman, bu cümlenin yayınevi tarafından tanıtım materyallerinde kullanıldığını ifade etti. Yazar, “Bunu billboardlarda gördüm. ‘Balıklarla İlgili Rivayet’ romanıyla ilgili ilk fikirlerimin doğduğu günler bunlardı. Balıkların isyan ettiği bir hikaye” sözleriyle kitabın çıkış noktasını özetledi. ÖĞRENCİLİK YILLARINDAN KALAN GİZEMLİ EL YAZMASI Duman, kitabın kurgusunun temelinde üniversite yıllarında yaşadığı ilginç bir anının yattığını da okurlarla paylaştı. Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi Kütüphanecilik Bölümü’nde okurken, tasnif edilmemiş el yazmaları arasından bir eseri alıp eve götürdüğünü, ancak Osmanlıca olan bu eseri okunaklı olmadığı için bir türlü çözemediğini anlattı. El yazmasını gösterdiği bir arkadaşının, ilk sayfada balıklardan söz edildiğini belirtmesi üzerine hayal gücünün devreye girdiğini söyleyen Duman, “Bunun üzerine ben eski devirlerde, 1700’lerde, bizim buralarda yaşanmış, tuhaf bir balık hikayesi olduğuna hükmettim bu kitabın. Okuyamadığım kitabın. Eğer bir kitabı okuyamıyorsanız ama o kitap size bir takım izlenimler veriyorsa, bir yazar olarak oturup onu yazarsınız” ifadelerini kullandı. MASALCI BİR ANNENİN MİRASI Söyleşide çocukluk yıllarına ve doğa tutkusuna da değinen Faruk Duman, Kars ve Ardahan coğrafyasının yazarlığı üzerindeki etkisini vurguladı. Annesinin çok iyi bir masal anlatıcısı olduğunu belirten yazar, “Ormanda kaybolan çocuklar, hayali hayvanlar, köyü ziyarete gelen ejderhalar anlatırdı. Çocukluğumu şenlendirirdi bu” diyerek, bu anlatıların kendisinde yazma eğilimini başlattığını dile getirdi. Çocukken ağaç tepesine kurduğu kulübede kitaplar okuduğunu ve doğayı anlatmayı o yıllarda kafasına koyduğunu belirten Duman, lise yıllarında abisinin kütüphanesindeki Yaşar Kemal, Jack London ve Maksim Gorki gibi yazarlarla tanışarak modern edebiyat yolculuğuna adım attığını sözlerine ekledi. Söyleşi, yazarın okurlardan gelen soruları yanıtlaması ve kitaplarını imzalamasıyla sona erdi.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.