6 Şubat sabahıydı.
Saatler henüz günle buluşmamıştı ama karanlık, çoktan memleketin üzerine çökmüştü.
Sadece binalar yıkılmadı o gün; hayatlar, umutlar, yarınlar yerle bir oldu.
On binlerce can…
Birçoğunun adı bile istatistiklere sığmadı.
Birçoğu hâlâ bir annenin rüyasında, bir babanın sessizliğinde, bir çocuğun yarım kalan cümlesinde yaşıyor.
Deprem geçti deniyor.
Ama biz enkazdan çıkamadık.
Çünkü mesele yalnızca fay hatları değildi.
Asıl kırılan, vicdan hatlarımızdı.
O sabah beton, insanın üzerine çöktü.
İhmaller, denetimsizlikler, “bir şey olmaz”lar…
Ve yıllardır göz göre göre gelen felaket, sonunda kapıyı değil, duvarları kırarak içeri girdi.
Aradan aylar geçti.
Kameralar başka gündemlere döndü.
Manşetler değişti.
Ama toprağın altındaki sessizlik, hâlâ kulaklarımızda çınlıyor.
Hâlâ konteynerde yaşayanlar var.
Hâlâ mezar taşı bile olmayan kayıplar var.
Hâlâ “sesimi duyan var mı?” diye bağıran bir toplum var.
6 Şubat bize şunu öğretti:
Deprem öldürmez, ihmal öldürür.
Ve unutmak, en büyük ikinci felakettir.
Bugün anmak yetmez.
Bugün dua etmek yetmez.
Bugün ağlamak yetmez.
Bugün hesap sormak gerekir.
Bugün ders çıkarmak gerekir.
Bugün gerçekten “bir daha asla” demek gerekir.
Çünkü bu ülke,
aynı acıyı tekrar tekrar yaşamayı hak etmiyor.
Ve kaybettiklerimiz,
sadece hatıra olsun diye ölmedi.
6 Şubat’ta toprağa verdiğimiz her can,
bizim boynumuzdaki ağır bir vebaldir.
Unutursak,
bir gün yine aynı enkazın altında kalırız.
Sizlere daha iyi hizmet sunabilmek adına sitemizde çerez konumlandırmaktayız. Kişisel verileriniz, KVKK ve GDPR
kapsamında toplanıp işlenir. Sitemizi kullanarak, çerezleri kullanmamızı kabul etmiş olacaksınız.
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.
Ersoy Berber
Hâlâ Altında Kaldık
6 Şubat sabahıydı.
Saatler henüz günle buluşmamıştı ama karanlık, çoktan memleketin üzerine çökmüştü.
Sadece binalar yıkılmadı o gün; hayatlar, umutlar, yarınlar yerle bir oldu.
On binlerce can…
Birçoğunun adı bile istatistiklere sığmadı.
Birçoğu hâlâ bir annenin rüyasında, bir babanın sessizliğinde, bir çocuğun yarım kalan cümlesinde yaşıyor.
Deprem geçti deniyor.
Ama biz enkazdan çıkamadık.
Çünkü mesele yalnızca fay hatları değildi.
Asıl kırılan, vicdan hatlarımızdı.
O sabah beton, insanın üzerine çöktü.
İhmaller, denetimsizlikler, “bir şey olmaz”lar…
Ve yıllardır göz göre göre gelen felaket, sonunda kapıyı değil, duvarları kırarak içeri girdi.
Aradan aylar geçti.
Kameralar başka gündemlere döndü.
Manşetler değişti.
Ama toprağın altındaki sessizlik, hâlâ kulaklarımızda çınlıyor.
Hâlâ konteynerde yaşayanlar var.
Hâlâ mezar taşı bile olmayan kayıplar var.
Hâlâ “sesimi duyan var mı?” diye bağıran bir toplum var.
6 Şubat bize şunu öğretti:
Deprem öldürmez, ihmal öldürür.
Ve unutmak, en büyük ikinci felakettir.
Bugün anmak yetmez.
Bugün dua etmek yetmez.
Bugün ağlamak yetmez.
Bugün hesap sormak gerekir.
Bugün ders çıkarmak gerekir.
Bugün gerçekten “bir daha asla” demek gerekir.
Çünkü bu ülke,
aynı acıyı tekrar tekrar yaşamayı hak etmiyor.
Ve kaybettiklerimiz,
sadece hatıra olsun diye ölmedi.
6 Şubat’ta toprağa verdiğimiz her can,
bizim boynumuzdaki ağır bir vebaldir.
Unutursak,
bir gün yine aynı enkazın altında kalırız.