Son yıllarda hayatımızı en fazla tehdit eden unsurlardan biri ne yazık ki “gıda terörü” hâline geldi. Sofralarımıza kadar sızan bu tehlike, sağlığımızı doğrudan hedef alıyor. Üstelik bu tehdidin ardında, mevzuattaki boşluklardan faydalanan, gözünü para hırsı bürümüş çıkar çevreleri var. İnsan sağlığını hiçe sayan bu zihniyet, ucuz kazanç uğruna toplumun geleceğini tehlikeye atmaktan çekinmiyor.
Denetimlerin yetersizliği, cezaların caydırıcı olmaması ve vatandaşın hakkını arayabileceği güçlü mekanizmaların eksikliği, bu alçak girişimlerin önünü açıyor. Bu nedenle ülkemiz adeta sahte ürünler cennetine dönüşmüş durumda. Sahte baldan peynire, sucuğa kadar temel gıda maddelerinin kolayca üretilmesi, satılması ve geniş bir pazar bulması; mevcut denetimlerin yeterli düzeyde uygulanmadığını açıkça gösteriyor.
Bugün market raflarında ya da pazarlarda gördüğümüz pek çok ürünün gerçekten ne olduğunu bile bilememek, halkın güven duygusunu yok ediyor. Gıda gibi hayati bir konuda kuşkuya düşmek, toplumun refahını ve huzurunu derinden sarsıyor. Çünkü sahte gıda, sadece midemizi değil, geleceğimizi de zehirliyor.
Artık bu sorunun köklü bir şekilde ele alınması gerekiyor. Mevzuatın güçlendirilmesi, üretim ve satış zincirinin sıkı takibi, cezaların gerçekten caydırıcı hâle getirilmesi şart. Denetim mekanizmaları ise kağıt üzerinde değil, sahada işlemeli. Vatandaşın başvurabileceği, hızlı sonuç alabileceği etkili sistemler kurulmalı.
Gıda terörünün son bulması; devletin kararlılığına, denetimlerin ciddiyetine ve toplumun bilinçlenmesine bağlı. Unutmayalım: Sağlığımız üzerinden kimsenin kirli kazanç sağlamaya hakkı yok. Soframızın güvenliği, geleceğimizin güvencesidir.
Sizlere daha iyi hizmet sunabilmek adına sitemizde çerez konumlandırmaktayız. Kişisel verileriniz, KVKK ve GDPR
kapsamında toplanıp işlenir. Sitemizi kullanarak, çerezleri kullanmamızı kabul etmiş olacaksınız.
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.
Fatih Gülbulak
Gıda Terörü Ne Zaman Son Bulacak?
Son yıllarda hayatımızı en fazla tehdit eden unsurlardan biri ne yazık ki “gıda terörü” hâline geldi. Sofralarımıza kadar sızan bu tehlike, sağlığımızı doğrudan hedef alıyor. Üstelik bu tehdidin ardında, mevzuattaki boşluklardan faydalanan, gözünü para hırsı bürümüş çıkar çevreleri var. İnsan sağlığını hiçe sayan bu zihniyet, ucuz kazanç uğruna toplumun geleceğini tehlikeye atmaktan çekinmiyor.
Denetimlerin yetersizliği, cezaların caydırıcı olmaması ve vatandaşın hakkını arayabileceği güçlü mekanizmaların eksikliği, bu alçak girişimlerin önünü açıyor. Bu nedenle ülkemiz adeta sahte ürünler cennetine dönüşmüş durumda. Sahte baldan peynire, sucuğa kadar temel gıda maddelerinin kolayca üretilmesi, satılması ve geniş bir pazar bulması; mevcut denetimlerin yeterli düzeyde uygulanmadığını açıkça gösteriyor.
Bugün market raflarında ya da pazarlarda gördüğümüz pek çok ürünün gerçekten ne olduğunu bile bilememek, halkın güven duygusunu yok ediyor. Gıda gibi hayati bir konuda kuşkuya düşmek, toplumun refahını ve huzurunu derinden sarsıyor. Çünkü sahte gıda, sadece midemizi değil, geleceğimizi de zehirliyor.
Artık bu sorunun köklü bir şekilde ele alınması gerekiyor. Mevzuatın güçlendirilmesi, üretim ve satış zincirinin sıkı takibi, cezaların gerçekten caydırıcı hâle getirilmesi şart. Denetim mekanizmaları ise kağıt üzerinde değil, sahada işlemeli. Vatandaşın başvurabileceği, hızlı sonuç alabileceği etkili sistemler kurulmalı.
Gıda terörünün son bulması; devletin kararlılığına, denetimlerin ciddiyetine ve toplumun bilinçlenmesine bağlı. Unutmayalım: Sağlığımız üzerinden kimsenin kirli kazanç sağlamaya hakkı yok. Soframızın güvenliği, geleceğimizin güvencesidir.