Bir Savaş Bitmeden Diğeri Başlıyor: Dünya, Savaşların Çeyrek Yüzyılına Tanıklık Ediyor
Yazının Giriş Tarihi: 12.01.2026 18:02
Yazının Güncellenme Tarihi: 12.01.2026 18:04
Bir Savaş Bitmeden Diğeri Başlıyor: Dünya, Savaşların Çeyrek Yüzyılına Tanıklık Ediyor
Son yıllarda savaşlar, sadece silahlı çatışmalarla sınırlı kalmıyor. Artık çok daha karmaşık ve çok katmanlı hale geldi. Bir savaşın bitişi, diğerinin başlaması için fırsat yaratıyor adeta. Bu, yalnızca coğrafi sınırlarla sınırlı bir durum değil. Savaşlar, ekonomik, ideolojik ve dijital alanlarda da sürüyor. Tarihsel olarak, savaşlar genellikle bir halkın diğerine üstünlük kurma çabası olarak görülürken, günümüz dünyasında bu kavram giderek daha soyut bir hal alıyor.
Dünya, son çeyrek yüzyılda birbirini izleyen çatışmalarla sarsıldı. Birbirine yakın coğrafyalarda, politik istikrarsızlıklar ve etnik, dini, ya da kültürel gerilimler nedeniyle halklar birbirine düşman haline geldi. Birinin sona erdiği düşünülen her olay, diğeri için bir başlangıç oluyordu. Afganistan, Irak, Suriye, Yemen… Dünya, bu bölgelerdeki kanlı çatışmaların izlerini hâlâ taşıyor. Ancak bu savaşların yarattığı karmaşa, sadece askeri düzeyde kalmıyor. Ekonomik dengesizlikler, mülteci krizleri, toplumsal travmalar, psikolojik etkiler derken, bir dünya savaşı sonrasında yaşananların benzerine başka bir savaşın içinde buluyoruz kendimizi.
Bir savaşın bitişinin, siyasi güçlerin yeni hesaplaşmalarına yol açması, artık neredeyse kaçınılmaz bir hale geldi. Dünyadaki güç dengeleri değiştikçe, bunlara bağlı olarak yeni savaşlar ya da savaş kışkırtmaları başlıyor. Mesela, bir bölgedeki askeri operasyonların sona ermesiyle birlikte, aynı bölgede yeni bir güç mücadelesi başlıyor. Hangi devletin ekonomik veya askeri olarak daha fazla etki gücüne sahip olacağına dair ince hesaplar, yeni çatışmaları tetikliyor.
Aynı şekilde dijital savaşlar da artan bir hızla dünyanın gündeminde. Siber saldırılar, veri savaşları, bilgi manipülasyonları ve dijital casusluklar, günümüzün en tehlikeli "savaşları" haline geldi. Bu savaşlar, çoğu zaman geleneksel savaşlardan daha fazla sızıntı yapıyor, zira kurbanları genellikle ordular veya devletler değil, sıradan vatandaşlar oluyor. Klasik silahlı çatışmaların yanında, dijital savaşlar da ülke içindeki sosyal düzeni zayıflatıyor.
Ve sonra, her şeyin ötesinde, "soğuk savaşlar" var. Bu tür savaşlar, doğrudan silahlı çatışmalar yerine, ülke içindeki fikir ve ideoloji savaşlarını kucaklıyor. Yavaş ama derin bir şekilde toplumları kutuplaştıran, siyasi kutuplarda daha fazla bölünme yaratan savaşlar bunlar. Bir toplumun, kendi içinde çok parçalı hale gelmesi, aslında her gün başlayan bir savaş anlamına geliyor.
Sonuç olarak, dünyanın dört bir köşesinde savaşlar sadece coğrafi sınırlar üzerinde değil, düşünceler, algılar ve dijital ortamda da süregeldiği bir döneme giriyoruz. Ne zaman birinin bitişini kutlasak, diğerinin başlaması an meselesi. Üzücü bir şekilde, savaşlar insanlık tarihinin ayrılmaz bir parçası olmaya devam ediyor. Ancak bu sefer, savaşlar sadece cephelerde değil, günlük yaşamda, sanal dünyada, sokaklarda ve zihinlerimizde de devam ediyor.
Savaşların sona erdiğini ilan etmek, her zaman bir yanılgı olabilir. Bir savaş bittiğinde, diğerinin başlamadığına dair bir umut taşımak… belki de en büyük yanılgımız.
Sizlere daha iyi hizmet sunabilmek adına sitemizde çerez konumlandırmaktayız. Kişisel verileriniz, KVKK ve GDPR
kapsamında toplanıp işlenir. Sitemizi kullanarak, çerezleri kullanmamızı kabul etmiş olacaksınız.
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.
Hülya Gülbulak
Bir Savaş Bitmeden Diğeri Başlıyor: Dünya, Savaşların Çeyrek Yüzyılına Tanıklık Ediyor
Bir Savaş Bitmeden Diğeri Başlıyor: Dünya, Savaşların Çeyrek Yüzyılına Tanıklık Ediyor
Son yıllarda savaşlar, sadece silahlı çatışmalarla sınırlı kalmıyor. Artık çok daha karmaşık ve çok katmanlı hale geldi. Bir savaşın bitişi, diğerinin başlaması için fırsat yaratıyor adeta. Bu, yalnızca coğrafi sınırlarla sınırlı bir durum değil. Savaşlar, ekonomik, ideolojik ve dijital alanlarda da sürüyor. Tarihsel olarak, savaşlar genellikle bir halkın diğerine üstünlük kurma çabası olarak görülürken, günümüz dünyasında bu kavram giderek daha soyut bir hal alıyor.
Dünya, son çeyrek yüzyılda birbirini izleyen çatışmalarla sarsıldı. Birbirine yakın coğrafyalarda, politik istikrarsızlıklar ve etnik, dini, ya da kültürel gerilimler nedeniyle halklar birbirine düşman haline geldi. Birinin sona erdiği düşünülen her olay, diğeri için bir başlangıç oluyordu. Afganistan, Irak, Suriye, Yemen… Dünya, bu bölgelerdeki kanlı çatışmaların izlerini hâlâ taşıyor. Ancak bu savaşların yarattığı karmaşa, sadece askeri düzeyde kalmıyor. Ekonomik dengesizlikler, mülteci krizleri, toplumsal travmalar, psikolojik etkiler derken, bir dünya savaşı sonrasında yaşananların benzerine başka bir savaşın içinde buluyoruz kendimizi.
Bir savaşın bitişinin, siyasi güçlerin yeni hesaplaşmalarına yol açması, artık neredeyse kaçınılmaz bir hale geldi. Dünyadaki güç dengeleri değiştikçe, bunlara bağlı olarak yeni savaşlar ya da savaş kışkırtmaları başlıyor. Mesela, bir bölgedeki askeri operasyonların sona ermesiyle birlikte, aynı bölgede yeni bir güç mücadelesi başlıyor. Hangi devletin ekonomik veya askeri olarak daha fazla etki gücüne sahip olacağına dair ince hesaplar, yeni çatışmaları tetikliyor.
Aynı şekilde dijital savaşlar da artan bir hızla dünyanın gündeminde. Siber saldırılar, veri savaşları, bilgi manipülasyonları ve dijital casusluklar, günümüzün en tehlikeli "savaşları" haline geldi. Bu savaşlar, çoğu zaman geleneksel savaşlardan daha fazla sızıntı yapıyor, zira kurbanları genellikle ordular veya devletler değil, sıradan vatandaşlar oluyor. Klasik silahlı çatışmaların yanında, dijital savaşlar da ülke içindeki sosyal düzeni zayıflatıyor.
Ve sonra, her şeyin ötesinde, "soğuk savaşlar" var. Bu tür savaşlar, doğrudan silahlı çatışmalar yerine, ülke içindeki fikir ve ideoloji savaşlarını kucaklıyor. Yavaş ama derin bir şekilde toplumları kutuplaştıran, siyasi kutuplarda daha fazla bölünme yaratan savaşlar bunlar. Bir toplumun, kendi içinde çok parçalı hale gelmesi, aslında her gün başlayan bir savaş anlamına geliyor.
Sonuç olarak, dünyanın dört bir köşesinde savaşlar sadece coğrafi sınırlar üzerinde değil, düşünceler, algılar ve dijital ortamda da süregeldiği bir döneme giriyoruz. Ne zaman birinin bitişini kutlasak, diğerinin başlaması an meselesi. Üzücü bir şekilde, savaşlar insanlık tarihinin ayrılmaz bir parçası olmaya devam ediyor. Ancak bu sefer, savaşlar sadece cephelerde değil, günlük yaşamda, sanal dünyada, sokaklarda ve zihinlerimizde de devam ediyor.
Savaşların sona erdiğini ilan etmek, her zaman bir yanılgı olabilir. Bir savaş bittiğinde, diğerinin başlamadığına dair bir umut taşımak… belki de en büyük yanılgımız.