İnsanın ruhuna dokunan en temel ihtiyaçlardan biridir. Birinin yaptığımız bir şeyi fark etmesi, emeğimizi görmesi ve bunu dile getirmesi sandığımızdan çok daha büyük bir anlam taşır.
Aslında takdir edilme ihtiyacı hayatımızın çok erken dönemlerinde başlar. Bir çocuk ilk adımını attığında, bir resim çizdiğinde ya da yeni bir şey başardığında gözleri bir şeyi arar: Farkedilmek.
Çünkü insan için görülmek ve değerli hissetmek, en az ekmek, su ve hava kadar doğal bir ihtiyaçtır.
Ancak herkes bu ihtiyacı aynı ölçüde karşılayamaz. Özellikle çocukluk döneminde yeterince takdir görmeyen bireyler, bu eksikliği çoğu zaman yetişkinlikte de taşırlar. Çocuklukta zihnimize yerleşen duygular ve deneyimler, ilerleyen yıllarda hayatımızı şekillendiren görünmez kodlara dönüşür.
Bazı çocuklar çabalarının fark edilmediği bir ortamda büyür. Yaptıkları şeyler ya görmezden gelinir ya da sürekli daha fazlası beklenir. Zamanla çocuk şu düşünceyi içselleştirir:
“Demek ki ben yeterince iyi değilim.”
Bu düşünce beraberinde kusurlulukduygusunu getirir. Kişi kendisini eksik ve değersiz hisseder. Bu duygunun en güçlü yansıması ise utançtır.
Fakat burada önemli bir ayrım vardır:
Takdir etmek ile övmek aynı şey değildir.
Çoğu zaman çocuklara şöyle cümleler kurulur:
“Benim çocuğum çok akıllı.”
“Sen herkesten daha iyisin.”
“Senin başaramayacağın hiçbir şey yok.”
Bu sözler takdir gibi görünse de aslında çocuğun kişiliğiniövmektir. Bu yaklaşım zamanla mükemmeliyetçilik ve kaygıyı besleyebilir. Çünkü çocuk değerinin kendi çabasından değil, başkalarının ona söylediği sözlerden geldiğini düşünmeye başlar.
Oysa sağlıklı olan şey, çocuğun kişiliğini değil gösterdiğiçabayı takdir etmektir.
“Gösterdiğin çabayı fark ettim.”
“Bu işi yaparken gerçekten emek vermişsin.”
“Azmin ve gayretin beni çok mutlu etti.”
Bu tür cümleler çocuğa çok güçlü bir mesaj verir:
Sendeğerlisinçünküemekveriyorsun.
Bu şekilde büyüyen bir çocuk, başkalarının alkışına bağımlı olmaz. Başarıyı başkalarını memnun etmek için değil, kendi gelişimi için ister.
Bu yüzden şunu unutmamak gerekir:
Çocuğunuzuövmeyin, takdiredin.
Çünkü övülen çocuklar başkalarının memnuniyeti için yaşar.
Takdir edilen çocuklar ise kendi değerlerini bilerek büyür.
Sizlere daha iyi hizmet sunabilmek adına sitemizde çerez konumlandırmaktayız. Kişisel verileriniz, KVKK ve GDPR
kapsamında toplanıp işlenir. Sitemizi kullanarak, çerezleri kullanmamızı kabul etmiş olacaksınız.
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.
Meryem Selvi
Çocuğunuzu Övmeyin Takdir Edin
Takdir edilmek…
İnsanın ruhuna dokunan en temel ihtiyaçlardan biridir. Birinin yaptığımız bir şeyi fark etmesi, emeğimizi görmesi ve bunu dile getirmesi sandığımızdan çok daha büyük bir anlam taşır.
Aslında takdir edilme ihtiyacı hayatımızın çok erken dönemlerinde başlar. Bir çocuk ilk adımını attığında, bir resim çizdiğinde ya da yeni bir şey başardığında gözleri bir şeyi arar: Fark edilmek.
Çünkü insan için görülmek ve değerli hissetmek, en az ekmek, su ve hava kadar doğal bir ihtiyaçtır.
Ancak herkes bu ihtiyacı aynı ölçüde karşılayamaz. Özellikle çocukluk döneminde yeterince takdir görmeyen bireyler, bu eksikliği çoğu zaman yetişkinlikte de taşırlar. Çocuklukta zihnimize yerleşen duygular ve deneyimler, ilerleyen yıllarda hayatımızı şekillendiren görünmez kodlara dönüşür.
Bazı çocuklar çabalarının fark edilmediği bir ortamda büyür. Yaptıkları şeyler ya görmezden gelinir ya da sürekli daha fazlası beklenir. Zamanla çocuk şu düşünceyi içselleştirir:
“Demek ki ben yeterince iyi değilim.”
Bu düşünce beraberinde kusurluluk duygusunu getirir. Kişi kendisini eksik ve değersiz hisseder. Bu duygunun en güçlü yansıması ise utançtır.
Fakat burada önemli bir ayrım vardır:
Takdir etmek ile övmek aynı şey değildir.
Çoğu zaman çocuklara şöyle cümleler kurulur:
“Benim çocuğum çok akıllı.”
“Sen herkesten daha iyisin.”
“Senin başaramayacağın hiçbir şey yok.”
Bu sözler takdir gibi görünse de aslında çocuğun kişiliğini övmektir. Bu yaklaşım zamanla mükemmeliyetçilik ve kaygıyı besleyebilir. Çünkü çocuk değerinin kendi çabasından değil, başkalarının ona söylediği sözlerden geldiğini düşünmeye başlar.
Oysa sağlıklı olan şey, çocuğun kişiliğini değil gösterdiği çabayı takdir etmektir.
“Gösterdiğin çabayı fark ettim.”
“Bu işi yaparken gerçekten emek vermişsin.”
“Azmin ve gayretin beni çok mutlu etti.”
Bu tür cümleler çocuğa çok güçlü bir mesaj verir:
Sen değerlisin çünkü emek veriyorsun.
Bu şekilde büyüyen bir çocuk, başkalarının alkışına bağımlı olmaz. Başarıyı başkalarını memnun etmek için değil, kendi gelişimi için ister.
Bu yüzden şunu unutmamak gerekir:
Çocuğunuzu övmeyin, takdir edin.
Çünkü övülen çocuklar başkalarının memnuniyeti için yaşar.
Takdir edilen çocuklar ise kendi değerlerini bilerek büyür.