İlkokul, ortaokul, lise ya da üniversite… Okulun adı değişiyor ama manzara ne yazık ki pek değişmiyor. Küçük yaştan büyüğüne kadar birçok öğrencinin öğretmenlerine karşı sergilediği saygısız, terbiyesiz ve ölçüsüz tavırları görüyor musunuz? Görmüyorsanız, bir okul koridoruna girmeniz yeterli.
Öğretmen; bilgiyi aktaran, yol gösteren, kimi zaman anne baba şefkatiyle yaklaşan kişidir. Ama bugün geldiğimiz noktada, öğretmen sınıfa girerken otoritesini değil, sabrını yanında taşımak zorunda kalıyor. Çünkü karşısında “hak” kavramını öğrenmiş ama “saygı” kavramını hiç tanımamış bir nesil duruyor.
Burada suçu sadece çocuklara yıkmak en kolayı olurdu. Ama asıl soruyu sormak gerekiyor: Bu çocuklar bu davranışları nerede öğrendi? Cevap çok net: Eğitim ailede başlar. Anne babanın evde kullandığı dil, sergilediği tutum, otoriteye bakışı; çocuğun öğretmene, büyüğe ve topluma bakışını birebir şekillendirir.
Evde “Kimse sana karışamaz” diye büyütülen bir çocuk, okulda öğretmeni neden ciddiye alsın? Evde saygının yerini bağırma, hakaret ve umursamazlık almışsa; sınıfta da tablo farklı olmaz. Sonra dönüp “Bu öğretmenler çocukları idare edemiyor” demek, en hafif tabirle vicdansızlıktır.
Unutmayalım: Öğretmeni itibarsızlaştırılan bir toplumda, eğitim ayakta kalmaz. Eğitim çökerse ahlak çöker, ahlak çökerse gelecek çöker. Bu kadar basit, bu kadar acı.
Bu bir öğretmen meselesi değil, bu bir toplum meselesi. Çocuklarımıza önce saygıyı, sınırı ve edebi öğretmek zorundayız. Çünkü diploma insanı sadece “okumuş” yapar; terbiye ise insan yapar.
Ve şunu herkesin duyması gerekiyor:
Eğitim okulda başlar sanıyorsanız, çoktan geç kalmışsınız.
Sizlere daha iyi hizmet sunabilmek adına sitemizde çerez konumlandırmaktayız. Kişisel verileriniz, KVKK ve GDPR
kapsamında toplanıp işlenir. Sitemizi kullanarak, çerezleri kullanmamızı kabul etmiş olacaksınız.
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.
Mustafa Berber
Eğitim Sınıfta Değil, Evde Başlar
İlkokul, ortaokul, lise ya da üniversite… Okulun adı değişiyor ama manzara ne yazık ki pek değişmiyor. Küçük yaştan büyüğüne kadar birçok öğrencinin öğretmenlerine karşı sergilediği saygısız, terbiyesiz ve ölçüsüz tavırları görüyor musunuz? Görmüyorsanız, bir okul koridoruna girmeniz yeterli.
Öğretmen; bilgiyi aktaran, yol gösteren, kimi zaman anne baba şefkatiyle yaklaşan kişidir. Ama bugün geldiğimiz noktada, öğretmen sınıfa girerken otoritesini değil, sabrını yanında taşımak zorunda kalıyor. Çünkü karşısında “hak” kavramını öğrenmiş ama “saygı” kavramını hiç tanımamış bir nesil duruyor.
Burada suçu sadece çocuklara yıkmak en kolayı olurdu. Ama asıl soruyu sormak gerekiyor: Bu çocuklar bu davranışları nerede öğrendi? Cevap çok net: Eğitim ailede başlar. Anne babanın evde kullandığı dil, sergilediği tutum, otoriteye bakışı; çocuğun öğretmene, büyüğe ve topluma bakışını birebir şekillendirir.
Evde “Kimse sana karışamaz” diye büyütülen bir çocuk, okulda öğretmeni neden ciddiye alsın? Evde saygının yerini bağırma, hakaret ve umursamazlık almışsa; sınıfta da tablo farklı olmaz. Sonra dönüp “Bu öğretmenler çocukları idare edemiyor” demek, en hafif tabirle vicdansızlıktır.
Unutmayalım: Öğretmeni itibarsızlaştırılan bir toplumda, eğitim ayakta kalmaz. Eğitim çökerse ahlak çöker, ahlak çökerse gelecek çöker. Bu kadar basit, bu kadar acı.
Bu bir öğretmen meselesi değil, bu bir toplum meselesi. Çocuklarımıza önce saygıyı, sınırı ve edebi öğretmek zorundayız. Çünkü diploma insanı sadece “okumuş” yapar; terbiye ise insan yapar.
Ve şunu herkesin duyması gerekiyor:
Eğitim okulda başlar sanıyorsanız, çoktan geç kalmışsınız.