Televizyon karşısında izlediğimiz meclis toplantıları, artık bir çözüm adresinden çok bir gösteri alanına dönüşmüş durumda. Oysa o kürsüler; polemik üretme, ses yükseltme ya da alkış toplama yeri değil, milletin derdine çare bulma yeridir.
Vatandaş artık rol yapan siyasetçi görmek istemiyor. Yapay tartışmalar, ezberlenmiş cümleler ve birbirini suçlayan açıklamalar yerine; açık, net ve samimi bir duruş bekliyor. Çünkü bu ülkenin insanı, hayatın gerçekleriyle her gün yüzleşirken, yönetenlerin de gerçek olması gerektiğini çok iyi biliyor.
Siyasetçinin en büyük gücü, samimiyetidir. Şeffaflık, güvenin temelidir. Dürüstlük ise sadece bir erdem değil, bir zorunluluktur. Halkın karşısına çıkıp başka, kapalı kapılar ardında başka konuşan anlayış artık karşılık bulmuyor. İnsanlar neyin neden yapıldığını bilmek, alınan kararların arkasındaki gerekçeleri duymak istiyor.
Unutulmamalıdır ki; vatandaş kandırılacak bir kitle değil, yönetime ortak olan bir iradedir. Onu oyalamak, geçiştirmek ya da küçük görmek, sadece güven kaybını büyütür. Güven kaybolduğunda ise ne sözün değeri kalır ne de yapılan işin.
Bugün siyasetin en çok ihtiyacı olan şey; daha fazla gürültü değil, daha fazla doğruluktur. Daha fazla tartışma değil, daha fazla çözüm üretmektir.
Kısacası; bu ülkenin insanı artık “oynayan” değil, “olduğu gibi olan” siyasetçi görmek istiyor. Çünkü gerçek olan kazanır, rol yapan er ya da geç kaybeder.
Sizlere daha iyi hizmet sunabilmek adına sitemizde çerez konumlandırmaktayız. Kişisel verileriniz, KVKK ve GDPR
kapsamında toplanıp işlenir. Sitemizi kullanarak, çerezleri kullanmamızı kabul etmiş olacaksınız.
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.
Mustafa Berber
Siyaset Sahne Değil, Sorumluluktur
Televizyon karşısında izlediğimiz meclis toplantıları, artık bir çözüm adresinden çok bir gösteri alanına dönüşmüş durumda. Oysa o kürsüler; polemik üretme, ses yükseltme ya da alkış toplama yeri değil, milletin derdine çare bulma yeridir.
Vatandaş artık rol yapan siyasetçi görmek istemiyor. Yapay tartışmalar, ezberlenmiş cümleler ve birbirini suçlayan açıklamalar yerine; açık, net ve samimi bir duruş bekliyor. Çünkü bu ülkenin insanı, hayatın gerçekleriyle her gün yüzleşirken, yönetenlerin de gerçek olması gerektiğini çok iyi biliyor.
Siyasetçinin en büyük gücü, samimiyetidir. Şeffaflık, güvenin temelidir. Dürüstlük ise sadece bir erdem değil, bir zorunluluktur. Halkın karşısına çıkıp başka, kapalı kapılar ardında başka konuşan anlayış artık karşılık bulmuyor. İnsanlar neyin neden yapıldığını bilmek, alınan kararların arkasındaki gerekçeleri duymak istiyor.
Unutulmamalıdır ki; vatandaş kandırılacak bir kitle değil, yönetime ortak olan bir iradedir. Onu oyalamak, geçiştirmek ya da küçük görmek, sadece güven kaybını büyütür. Güven kaybolduğunda ise ne sözün değeri kalır ne de yapılan işin.
Bugün siyasetin en çok ihtiyacı olan şey; daha fazla gürültü değil, daha fazla doğruluktur. Daha fazla tartışma değil, daha fazla çözüm üretmektir.
Kısacası; bu ülkenin insanı artık “oynayan” değil, “olduğu gibi olan” siyasetçi görmek istiyor. Çünkü gerçek olan kazanır, rol yapan er ya da geç kaybeder.