Hayretler içinde izliyorum…
Sanırsın futbolcular ilahiyat profesörü, kulüp başkanları dünya barış elçisi, teknik direktörler ahlak timsali…
Bir durun artık!
Futbol dediğiniz şey bir oyun. Evet, sadece bir oyun…
Ama öyle bir noktaya getirildi ki; insanların vicdanı, aklı ve sağduyusu saha çizgilerinin dışında kaldı.
Bugün futbolun etrafında dönen milyarlarca dolarlık bir ekonomi var.
Bahis şirketleri, sponsorluklar, yayın gelirleri, transfer oyunları…
İş öyle yerlere geldi ki artık sadece “maçı kim kazanır?” değil;
“İlk taçı kim kullanır?”,
“İlk korner ne zaman olur?”,
“Hangi oyuncu sarı kart görür?” üzerinden bile para dönüyor.
İnsanlar bir kalecinin gol atmasına milyonlar yatırıyor.
Normal şartlarda yılda belki bir kez yaşanacak olaylar, garip tesadüflerle karşımıza çıkıyor.
Bizim ligde penaltıda kalecinin gelip köşeye bırakması bile artık kimseyi şaşırtmıyor.
Sonra çıkıp bize “futbolun temizliği”, “ahlaki duruş”, “adalet” anlatılıyor.
Peki o tribünlerden yükselen küfürler?
Hakaretler?
Kavgalar?
Kin ve nefret dili?
Demek ki hepsi iftira öyle mi?
Kulüplerin tamamı çıkarına göre hareket eder.
Avantajına gelen sistemi savunur, işine gelmeyeni eleştirir.
Bu sadece bizim ligde değil, dünya futbolunda da böyle olmuştur.
Dünya kupalarında bile tartışmalı kararlar, şaibeler, skandallar gördük.
Ama ne hikmetse herkes kendi menfaatine dokununca “adalet savaşçısı” kesiliyor.
Kimse kimseyi kandırmasın.
Futbol artık sadece futbol değil; büyük bir sektör, büyük bir pazar ve devasa bir çıkar düzenidir.
Bu yüzden kimse çıkıp da futbolu kutsal bir değer gibi anlatmasın.
Çünkü sahadaki oyun başka, tribündeki gerçek başka, masadaki hesap ise bambaşkadır.
Sizlere daha iyi hizmet sunabilmek adına sitemizde çerez konumlandırmaktayız. Kişisel verileriniz, KVKK ve GDPR
kapsamında toplanıp işlenir. Sitemizi kullanarak, çerezleri kullanmamızı kabul etmiş olacaksınız.
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.
Şirin BERBER
Futbolun Kutsallaştırıldığı Düzen
Hayretler içinde izliyorum…
Sanırsın futbolcular ilahiyat profesörü, kulüp başkanları dünya barış elçisi, teknik direktörler ahlak timsali…
Bir durun artık!
Futbol dediğiniz şey bir oyun. Evet, sadece bir oyun…
Ama öyle bir noktaya getirildi ki; insanların vicdanı, aklı ve sağduyusu saha çizgilerinin dışında kaldı.
Bugün futbolun etrafında dönen milyarlarca dolarlık bir ekonomi var.
Bahis şirketleri, sponsorluklar, yayın gelirleri, transfer oyunları…
İş öyle yerlere geldi ki artık sadece “maçı kim kazanır?” değil;
“İlk taçı kim kullanır?”,
“İlk korner ne zaman olur?”,
“Hangi oyuncu sarı kart görür?” üzerinden bile para dönüyor.
İnsanlar bir kalecinin gol atmasına milyonlar yatırıyor.
Normal şartlarda yılda belki bir kez yaşanacak olaylar, garip tesadüflerle karşımıza çıkıyor.
Bizim ligde penaltıda kalecinin gelip köşeye bırakması bile artık kimseyi şaşırtmıyor.
Sonra çıkıp bize “futbolun temizliği”, “ahlaki duruş”, “adalet” anlatılıyor.
Peki o tribünlerden yükselen küfürler?
Hakaretler?
Kavgalar?
Kin ve nefret dili?
Demek ki hepsi iftira öyle mi?
Kulüplerin tamamı çıkarına göre hareket eder.
Avantajına gelen sistemi savunur, işine gelmeyeni eleştirir.
Bu sadece bizim ligde değil, dünya futbolunda da böyle olmuştur.
Dünya kupalarında bile tartışmalı kararlar, şaibeler, skandallar gördük.
Ama ne hikmetse herkes kendi menfaatine dokununca “adalet savaşçısı” kesiliyor.
Kimse kimseyi kandırmasın.
Futbol artık sadece futbol değil; büyük bir sektör, büyük bir pazar ve devasa bir çıkar düzenidir.
Bu yüzden kimse çıkıp da futbolu kutsal bir değer gibi anlatmasın.
Çünkü sahadaki oyun başka, tribündeki gerçek başka, masadaki hesap ise bambaşkadır.