#Adalet

- Adalet haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Adalet haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Aslıhan Gürbüz Osmangazi’de Unutulmaz Bir Buluşmaya İmza Attı Haber

Aslıhan Gürbüz Osmangazi’de Unutulmaz Bir Buluşmaya İmza Attı

Bursa Altın Çınar Kısa Film Festivali, bu yıl ikinci kez sinemaseverlerle buluşurken, etkinlikler Mudanya Üniversitesi ev sahipliğinde gerçekleştirilen film gösterimleri ve söyleşilerle devam etti. Festival kapsamında son olarak “Mukadderat” filmi izleyiciyle buluştu. Gösterimin ardından filmin başrol oyuncusu Aslıhan Gürbüz ile yönetmen Nadim Güç, öğrencilerle bir araya gelerek samimi bir söyleşi gerçekleştirdi. Söyleşiye Klinik Psikolog Deniz Ağar ve Alperen Ak da katılarak filmin verdiği mesajlara dair değerlendirmelerde bulundu. Festivalin ilk gününde “Ayşe”, ikinci gününde ise “Sisler Bulvarından Geçtim” filmleri gösterildi. Son gün gösterimi olan “Mukadderat”, izleyicilerden yoğun ilgi gördü. Yönetmen Nadim Güç, filmin senaryosunun gerçek bir yaşam hikayesinden esinlendiğini belirterek, toplumda tabu olarak görülen konulara dikkat çekmek istediklerini ifade etti. Güç, özellikle eşini kaybeden bir kadının yeniden evlenme isteğinin toplumda farklı algılandığını vurgulayarak, filmi bu bakış açısını sorgulayan bir anlatı üzerine kurduklarını söyledi. Başrol oyuncusu Aslıhan Gürbüz ise canlandırdığı Reyhan karakterinin “güçlü kadın olma” yükü ve aile içi sorumluluklar üzerinden şekillendiğini dile getirdi. Gürbüz, karakterin içsel çatışmalarını ve eşitlik, adalet gibi kavramların aslında aile içinde başladığını vurguladı. Programın sonunda Osmangazi Belediye Başkan Yardımcısı Mutlu Esendemir, Aslıhan Gürbüz ve Nadim Güç’e günün anısına teşekkür hediyesi takdim etti. Festival etkinlikleri, sinema ve sanatseverleri buluşturmaya devam ediyor.

Bursa Nilüfer’de ‘Üç Fidan’ 54. yılında unutulmadı Haber

Bursa Nilüfer’de ‘Üç Fidan’ 54. yılında unutulmadı

68 kuşağının simge isimleri Deniz Gezmiş, Yusuf Aslan ve Hüseyin İnan’ın idam edilişlerinin 54’üncü yılında Nilüfer’de düzenlenen etkinliklerle anıldı. Nilüfer Belediye Başkanı Şadi Özdemir, toplumsal dayanışma vurgusu yaparak, “O gün de tam bağımsız Türkiye, eşitlik, özgürlük ve adalet diyorduk; 54 yıl sonra geldiğimiz noktada yine aynı değerleri savunuyoruz” dedi. Nilüfer Belediyesi ve Nilüfer Kent Konseyi, tam bağımsız Türkiye mücadelesinin önde gelen isimleri Deniz Gezmiş, Yusuf Aslan ve Hüseyin İnan’ı idam edilişlerinin 54’üncü yıl dönümünde kapsamlı bir programla anıldı. Anma etkinlikleri, Nilüfer Belediyesi Halk Evi önünden Üç Fidan Gençlik Parkı’na yapılan yürüyüşle başladı. Programa; Nilüfer Belediye Başkanı Şadi Özdemir ve eşi Nuray Özdemir, CHP Bursa Milletvekili Orhan Sarıbal, CHP Bursa İl Başkanı Nihat Yeşiltaş, 24. Dönem CHP Bursa Milletvekili İlhan Demiröz, CHP Nilüfer İlçe Başkanı Özgür Şahin, Nilüfer Kent Konseyi Başkanı Mustafa Berkay Aydın, Nilüfer Belediye Başkan Yardımcıları, meclis üyeleri, siyasi parti ve sivil toplum kuruluşu temsilcileri ile çok sayıda vatandaş katıldı. ŞADİ ÖZDEMİR: “MENFAAT BEKLEMEDEN HAYATLARINI VERDİLER” Gençlik bildirisinin okunmasıyla başlayan programın açılışında konuşan Nilüfer Belediye Başkanı Şadi Özdemir, 54 yıl önce başlayan anti-emperyalist yürüyüşün bugün de sürdüğünü ifade etti. Başkan Şadi Özdemir, “O günleri düşününce, hiçbir kişisel menfaat beklemeden, ülkemizin en güzel üniversitelerinde okurken, kendi gelecekleri garanti altındayken ülkesi, milleti ve halkı için kendi hayatlarını verebilecek kadar idealistlerdi. Onların yol arkadaşı olmak hayatımızın en anlamlı kısmı. O gün de tam bağımsız Türkiye, eşitlik, özgürlük ve adalet diyorduk; 54 yıl sonra geldiğimiz noktada yine aynı değerleri savunuyoruz” dedi. Konuşmasında dayanışmanın önemine dikkat çeken Başkan Şadi Özdemir, “Bugünlerde daha çok ihtiyaç duyduğumuz şey dayanışma; birbirimize sarılmak, konfor alanlarından çıkıp sahada, evlerde, sokaklarda sivil toplumla, sendikalarla birlikte mücadele etmektir. Denizleri ve Üç Fidan’ı anarken, onların değerlerini yalnızca mikrofonlarda değil, yaşayarak sürdürmek gerekiyor” ifadelerini kullandı. SARIBAL: “ONURLU BİR YAŞAM BEDEL ÖDEDİLER” CHP Bursa Milletvekili Orhan Sarıbal ise anma programında yaptığı konuşmada, Deniz Gezmiş ve arkadaşlarının kendilerine tanınmış özel bir hayat için değil, ülkedeki onurlu bir yaşam için bedel ödediklerini vurgulayarak, “Onlar toprağa düştüler ama o topraklarda birer tohum gibi büyümeye devam ediyorlar” diye konuştu. Nilüfer Kent Konseyi Başkanı Mustafa Berkay Aydın da, her şeyin çıkara dayalı olduğu günümüz kapitalizmde, kendilerini ülke ve dünya adına feda eden bir kuşağın sembollerini anmanın, geleceği düşünmek adına temel bir referans noktası olduğunu belirtti. SÖYLEŞİDE ÜÇ FİDAN’IN MÜCADELESİ KONUŞULDU Açılış konuşmalarının ardından, “Bitmedi daha sürüyor o kavga ve sürecek” başlıklı söyleşiye geçildi. Moderatörlüğünü Nilüfer Kent Konseyi Başkanı Mustafa Berkay Aydın’ın yaptığı söyleşinin konukları Levent Tüzel, Önder İşleyen ve Mustafa Yıldırımtürk oldu. Söyleşide konuşan Levent Tüzel, 68 hareketinin yalnızca bir öğrenci hareketi olmadığını, dönemin işçi grevleri, fabrika işgalleri, öğretmen örgütlenmeleri ve köylü mücadeleleriyle iç içe geçtiğini anlattı. Tüzel, “Kurtuluş yok tek başına, ya hep beraber ya hiçbirimiz” sloganına dikkat çekerek, demokrasi güçlerinin ortak bir mücadele zemininde buluşması gerektiğini söyledi. Önder İşleyen ise konuşmasında Üç Fidan’ın mirasının bugünün koşullarında okumanın önemine değindi. İşleyen, mücadelenin kişisel ya da grupsal çıkarlar üzerinden değil, ülkenin geleceği üzerinden örgütlenmesi gerektiğini belirterek, “Hiçbir grubun, hiçbir kişinin çıkarını ön plana alan bir mücadele ile kazanamayız. Kazanacağımız mücadele, hepimizin ülkenin kaderine sahip çıkma sorumluluğuyla birleştiği mücadele olacak” dedi. Mustafa Yıldırımtürk de Deniz Gezmiş, Yusuf Aslan ve Hüseyin İnan’ın 7-8 ay süren tutukluluk ve idam sürecini yakından izleyenlerden biri olarak gözlemlerini aktardı. Yıldırımtürk, üç gencin mahkemelerdeki tutumuyla, son sözleriyle ve idam sehpasındaki duruşlarıyla bir kuşağa örnek olduğunu söyledi. Hüseyin İnan’ın mahkemede söylediği “Biz bir kıvılcım olduk, bir ateşi tutuşturmak için bu yola baş koyduk” sözlerini hatırlatan Yıldırımtürk, bu mirasın işçi ve emekçi halkların ortak mücadelesiyle yaşatılabileceğini belirtti. Programın sonunda Nilüfer Belediye Başkanı Şadi Özdemir, günün anısına panelistlere hediye takdim etti. Anma etkinliği, Bandista grubunun sahne aldığı konser ile devam etti. ÜÇ FİDAN İÇİN ŞAFAK NÖBETİ Anma etkinlikleri 6 Mayıs sabahı Deniz Gezmiş, Yusuf Aslan ve Hüseyin İnan’ın idam edildiği saat olan 5.30’da “Üç Fidan Anıtı” önünde tutulan şafak nöbetiyle sürdü. Şafak nöbetine, Nilüfer Belediye Başkanı Şadi Özdemir, CHP Bursa Milletvekili Orhan Sarıbal, CHP Bursa İl Başkanı Nihat Yeşiltaş, CHP Nilüfer İlçe Başkanı Özgür Şahin, Nilüfer Kent Konseyi Başkanı Mustafa Berkay Aydın, Nilüfer Belediye Başkan Yardımcıları, Nilüfer Belediye Meclisi Üyeleri ve sivil toplum örgütleri temsilcileri katıldı. Üç Fidan Anıtı önündeki saygı duruşunun ardından anıta karanfiller bırakıldı.

Başkan Bozbey’den Bursalılara mektup: ‘‘Adalet mutlaka yerini bulacak’’ Haber

Başkan Bozbey’den Bursalılara mektup: ‘‘Adalet mutlaka yerini bulacak’’

Bursa Büyükşehir Belediye Başkanı Mustafa Bozbey’in tutuklanmasının ardından kentte protestolar sürüyor. Cumhuriyet Halk Partisi Osmangazi İlçe Başkanlığının ev sahipliğinde akşam saatlerinde Kent Meydanı’nda gerçekleşen buluşmada Mustafa Bozbey’in Bursalılara gönderdiği mektup okundu. Bozbey mektubunda, ‘‘Bugünler de geçecek. Adalet mutlaka yerini bulacak, adalete olan güvenim hâlâ devam ediyor. Bizim geçmişimiz ve duruşumuz da bellidir. Bursalının kör kuruşuna sahip çıkan bizleriz. Verilmeyecek hesabımız yoktur, olmaz da.’’ ifadelerini kullandı. Bursalılar, seçilmiş Büyükşehir Belediye Başkanı Mustafa Bozbey’in tutuklanmasının ardından protestolara devam ediyor. CHP Osmangazi İlçe Başkanlığının ev sahipliğinde akşam saatlerinde Kent Meydanı'nda düzenlenen buluşmaya İl Başkanı Nihat Yeşiltaş, partililer ve çok sayıda yurttaş katıldı. Saygı duruşu ve İstiklal Marşı’yla başlayan buluşmada CHP Bursa İl Başkanı ilk olarak Büyükşehir Belediye Başkanı Mustafa Bozbey’in yurttaşlara gönderdiği mektubunu okudu. Bozbey’in mektubu şu şekilde: "Sevgili yol arkadaşlarım, sevgili Bursalı hemşehrilerim, ben Mustafa Bozbey. Bursa Nilüfer ilçesi Özlüce Mahallesi doğumlu, yani sizlerin Bozbey'i, yani Bursalı Özlüceli Mustafa Bozbey. Beni tanırsınız. 1999'da Nilüfer Belediye Başkanı olmadan önce şirketleri olan ve büyük projeler yürüten bir inşaat yüksek mühendisiyim. O dönemde seçilmemi sağlayan ve bana doğduğum kentte hizmet etme onuru yaşatan rahmetli Bülent Ecevit'e minnet borçluyum. Kendisini saygı ve rahmetle anıyorum. Nilüfer'de muhtarlarımız ve çalışma arkadaşlarımızla birlikte gerçekleştirdiğimiz hizmetler ve yönetim anlayışında yaptığımız devrimlerle değişimin öncüsü olduk. Nilüferliler beni 4 dönem üst üste seçerek Türkiye'de bir ilke yaşattı. Nilüfer'i her alanda lider ve öncü kent yaptık. El ele, omuz omuza çalışarak 2019'da bu başarıyı tüm Bursa'ya yaymak için yola çıktım. Ancak sandıktaki oyunlar nedeniyle o zaman nasip olmadı. Vazgeçmedik. 5 yıl boyunca halkın içinde kalarak sorunları tespit ederek çözümler ürettik. Ve 31 Mart 2024'te ise yaklaşık 860 bin oy alarak, yani her iki Bursalıdan birinin oyuyla ve onların teveccühüyle seçildik. Görevi devraldığımızda tablo çok ağırdı. Karşımızda 1 milyar dolar borca batırılmış bir batık belediye bulduk. Ama mazeret üretmedik. Sadece 2 yılda sosyal desteklerden tarıma, eğitimden ulaşıma kadar sayısız hizmet ürettik. Ve borçlarımızı azalttık. 2025 sonu itibariyle önceki dönemin tüm SGK ve vergi borçlarını kapattık. Sevgili dostlarım, sevgili yol arkadaşlarım, sevgili hemşehrilerim, bizim göreve gelmemizle birlikte Bursa nefes aldı. Bursa'da birliktelik oluştu. Bursa bütünleşti, Bursa kenetlendi ve Bursa'da değişim ve dönüşüm başladı. Bursalılar gülümsedi, gülümsemeye devam etti. Ta ki 31 Mart 2026'ya kadar. Sonrası malum. Bugünler de geçecek. Adalet mutlaka yerini bulacak, adalete olan güvenim hâlâ devam ediyor. Bizim geçmişimiz ve duruşumuz da bellidir. Bursalının kör kuruşuna sahip çıkan bizleriz. Verilmeyecek hesabımız yoktur, olmaz da. Şimdi sizden tek bir şey istiyorum. Benim için üzülmeyin, öfkelenmeyin. Sadece birbirimize ve Bursa'mıza sahip çıkın. Çünkü Bursa dağıyla, ovasıyla, deniziyle çok özel bir kent. Bu kente sahip çıkmak boynumuzun borcu. Sorulacak çok sorumuz, yürülücek çok yolumuz ve sonsuz bir Bursa aşkımız var. Selam olsun Bursa'ya. Selam olsun Bursalı hemşehrilerime. Selam olsun yol arkadaşlarıma. Bizden alalım. Şampiyon Bursa'mıza selam, Bursaspor'umuza selam olsun. Bursaspor'un evi Süper Lig'dir ve bu yürüyüş devam edecektir. Sizlere hizmet etmek benim için bir onurdu. Haklarınızı helal edin. Benden yana da helal olsun. Özgür ve güzel günlerde tekrar buluşmak üzere. Sizleri çok seviyorum’’ ‘‘Büyük bir ahlaksızlık var’ Bozbey’in mektubunun okunmasının ardından CHP Osmangazi İl Başkanı Raşit Gürbüz söz aldı. Gürbüz’ün açıklaması şu şekilde: ‘‘Atatürk'ün gençliğe hitabesinde olduğu gibi dahili ve harici düşmanlar bugün palavralarla, iftiralarla, komplolarla bu halkın iradesine ipotek koymak istiyor. Biz de buradan bir kez daha haykırıyoruz. İradenizi kimseye teslim etmiyoruz. Bu halk demokrasiyi kanlarıyla elde etti. Ve birilerinin tükenmiş iktidarları için bundan vazgeçmeyecek. Vazgeçmeye de niyetimiz yok. Ne bir yol arkadaşımızı bu zindanlarda bırakacağız ne de milletin iradesine el koymasına müsaade edeceğiz. Ekrem Başkanımızı da Bozbey Başkanımızı da diğer seçilmiş belediye başkanlarımızı da hatta diğer partilerden seçilmiş başkanlarımızı da dışarı çıkaracağız. Bozbey Başkanımıza Cumhuriyet Halk Partisi'nden bir başkan adayı olarak oy verdiniz. Şimdi onun başkan vekili başka bir partiden mi olmalı? Cumhuriyet Halk Partisi'nden mi olmalı? Burada büyük bir ahlaki yetersizlik, bir ahlaksızlık var. Mustafa Bozbey başkanımız bizim başkanımızdır.’’ CHP Bursa İl Başkanı Nihat Yeşiltaş: Millî irade Mustafa Bozbey'dir, Mustafa Bozbey Bursa Büyükşehir Belediye Başkanı'dır Cumhuriyet Halk Partisi Bursa İl Başkanı Nihat Yeşiltaş da kalabalığa seslenerek şunları söyledi: Kendi geleceğini kurtarmak için halkın geleceğini tehlikeye atmaktan hiçbir sakınca görmeyen bir azınlık iktidarı, demokrasi tarihimize ve Bursa'daki irademize karşı karanlık bir durumu yaşatıyor. 20 yıldır aralıksız bu kenti yönetenler, güzelim Bursa'yı yaşanmaz hale getirenler, dolandırıcılık suçundan hapis yatmış bir iftiracının sözleriyle bugün Büyükşehir Belediye Başkanımız tutuklu. Her 2 kişiden birinin oyunu almış ve Bursa'da bir belediyecilik markası yaratmış Mustafa Bozbey Başkanımıza yapılan bu operasyonun nedeni biliyoruz. Büyükşehir Belediyesi'ne çökmek için yapılan, hukukla hiçbir zaman anlatılamayacak bir çökme operasyonu gerçekleştirdiler. Ve bir de utanmadan çıkıp belediye meclisinde yaptıkları seçimle millî iradeyi tecelli ettirdiler. Ya millî irade burada, burada; millî irade bu meydanlarda, millî irade Bursa'nın dört bir yanında var. Millî irade Mustafa Bozbey'dir. Mustafa Bozbey Bursa Büyükşehir Belediye Başkanı'dır. Millî irade arıyorsanız budur millî irade. Bursa'nın başkanı Mustafa Bozbey. 19 Mart'tan bu yana yaşadığımız bu sürecin ne anlama geldiğini size söyleyeyim: Halkta karşılığı kalmamış bir iktidarın, bugün seçim olsa Cumhuriyet Halk Partisi'nin iktidar olacağından, Cumhuriyet Halk Partisi'nin cumhurbaşkanı adayının Ekrem İmamoğlu olacağındandır bu. Tek dertleri tükenmiş olan iktidarlarını sürdürebilmektir. Bugüne kadar yaşananların hepsinin sebebi işte bu korkularıdır. Halkın seçtiği belediye başkanları içeridedir. Halkın seçtiği milletvekilleri içeridedir. Halkın gazetecileri içeridedir. Siyasi parti liderleri içeridedir. Vatanın ağacını koruyan Ege köylüsü, işçiyi savunan sendika başkanı içeridedir. Yarattıkları bu düzen; bir lokma ekmek için mücadele veren milyonlarca insanın, saray etrafında öbeklenen bir avuç insanı her geçen gün zenginleştirdiği bir kölelik düzenidir. Ülkenin nehirleri, yaylaları, madenleri, işçilerin emeği, çocukların ve gençlerin geleceği piyasanın ve bir grup yandaşın hesabına bırakılan düzendir. Ve bu düzen, o küçücük bedenleri, öğretmenlerimizi okullarda koruyamayan düzendir. Bu düzen; okul tuvaletlerini temizlemekten, okul tuvaletlerine sabun koymaktan aciz, okulların temizliğini gariban anneye yaptıran, okulların güvenliğini sağlayamayan ve okulları tarikatlara ve cemaatlere teslim eden düzendir. Bu düzen; holding patronundan alamadığı vergiyi 12 saat ter döken emekçiden alan düzendir. Ülkenin yüzde 60'ına açlık sınırının altında parayı reva görenlerin, insanın bakmaya kıyamadığı güzelim Ege köylerini sırf kömür çıkacak diye bir kararnameyle yandaşa verenlerin düzenidir. Kardeşlerim, korkuları işte bu düzenin son bulacak olmasıdır. Unutmayın, kaybedeceği şeyi çok olanların korkusu da fazla olur. Ama bizler bu mücadeleyi büyük bir kararlılıkla sürdüreceğiz. Bu mücadele, onurlu halk ile onurlu halkı sömüren bir grup azınlığın mücadelesidir. Artık kaybedeceğini bildiği için muhalefet istemeyen ve demokrasi istemeyenlere karşı demokrasiyi ve mücadeleyi seçenlerin onur mücadelesidir. Devran dönecek, AKP halka hesap verecek. Kendisine muhalif olan herkese karşı bir savaş açmış olan bir iktidar var. Şimdi toplumun bütün kesimleriyle, yani bu iktidara karşı duran, karşı çıkan herkesle bir arada olmak zorundayız. Yani bu ülkede demokrasiyi, yani bu ülkede adaleti, yani bu ülkede onurlu bir yaşamı isteyen, talep eden, baş koyan herkesle birlikte bu mücadeleyi birlikte sürdüreceğiz. Birleşim. Hiç kimseyi ötekileştirmeden, egemenlik kayıtsız şartsız milletindir diyen herkesi bu dayanışmaya davet ediyorum. Herkesi bu dayanışmaya ve mücadeleye davet ediyorum. Bugün yaşananlar demokrasi tarihimize kara bir leke olarak geçmiştir. Ama şunu unutmayın, verdiğimiz mücadele de tarihe geçecektir. Başkanlarımız ve yol arkadaşlarımız kurulan kumpaslarla bugün zindanlarda esir olabilir. Ama onların demokratik, halkçı ve kamucu iradesi bugün ülkenin dört bir yanındadır. Allah kahretsin de. Bizler işte bu iradeyi savunmaya ve mücadelesini vermeye devam edeceğiz. Şimdi bize diyorlar, bundan sonra ne yapacaksınız diye. Ne yapacağız biliyor musunuz? Hayallerimizi yıkmaya çalışanların düzenlerini bozacağız, arkadaşlar. Çalınan ekmeği, çalınan yarınları, çalınan adaleti mücadelemizin merkezine koyup hak ettiğimiz o güzel günlere hep birlikte ulaşacağız. Hani o büyük şair diyor ya; eğer halk haksızlıktan, yüce sevgi nefretten üstün, aydınlık karanlıktan güçlüyse çaresi yok usta, biz kazanacağız. Biz kazanacağız. Mutlaka kazanacağız. Yaşasın onurlu mücadelemiz. Yaşasın onurlu mücadelemiz. Kurtuluş yok tek başına. Ya hep beraber.’’

Bursa Yıldırım Belediye başkanı Oktay Yılmaz gençlere fethi anlattı Haber

Bursa Yıldırım Belediye başkanı Oktay Yılmaz gençlere fethi anlattı

Yıldırım Belediyesi, Bursa’nın fethinin 700. Yılı etkinlikleri kapsamında gençleri tarihi ve kültürel yolculuğa çıkarıyor. Kütüphane ve Müzeler Müdürlüğü tarafından düzenlenen proje ile lise öğrencileri, Osmanlının Söğüt’ten Bursa’ya uzanan yolculuğunun izlerini sürüyor. Osmanlı’nın kurulduğu Söğüt’tte Ertuğrul Gazi Türbesi’nde başlayan yolculuk kapsamında öğrenciler, Kayıların Söğüt’e yerleşmesi, dönemin siyasi ve kültürel faaliyetleri hakkında bilgilendiriliyor. Programın ikinici durağı Osmanlı Devleti’nin manevi kurucularından olarak kabul edilen Şeyh Edebali’nin Türbesi’nde ise Osmanlı'nın kuruluşundaki manevi etkiler anlatılıyor. Yine Yenişehir’de Osmanlı’nın ilk şehirleşme faaliyetleri ve devletleşme noktasında atılan adımlar öğrencilere anlatılıyor. Koyunhisar’da Osmanlıların rüştünü ispatladığı ve bir nevi Bursa'nın fethine giden ilk adımlardan birisi olarak değerlendirilen Koyunhisar Savaşı ve dönemin siyasi olayları gençlerle paylaşılıyor. Gençlerin tarih yolculuğu Kestel Kalesi ziyaretinin ardından Osmanlı Askeri mimarisinin ilk örneklerinden olan ve Bursa’daki ilk eserlerinden birisi olan Balabanbey Kalesi’nde son buluyor. OSMANLININ İLK KIZILEMASI BURSA Balabanbey Kalesi’nde Liseli öğrencileri karşılayan Yıldırım Belediye Başkanı Oktay Yılmaz, onlara Bursa'nın fetih sürecini anlattı. Bursa’nın alınmasının salt bir kale fethi olmadığının altını çizen Başkan Yılmaz, “Ecdadımız, Bursa'yı bir Bizans kalesi olarak görmemiş, bir medeniyet beşiği olarak tasavvur etmiştir. İşte bundan dolayı Osman Gazi Bursa ile ilgili rüyalar kurmuş, bu kutlu şehrinin fethini evlatlarına adeta vasiyet etmiştir. Osmanlılar Bursanın alınmasını askeri bir fetih olarak görmemiş. Uzun ve sabırlı bir kuşatma ve akabindeki sulh ile Bursa'yı alarak şehrin tahrip olmasının, insanların zarar görmemesinin önüne geçmiştir. Bu fethin manevi boyutunu maddi boyutundan daha önemli gören ecdadımız, bir taraftan dervişler, alperenler, gönül erlerini buraya getirirken, diğer taraftan da camiler, medreseler, hanlar, hamamlar, çarşılar inşa ederek kısa sürede Bursa’ya bir Türk İslam şehri hüvviyeti kazandırmıştır. İşte kutlu şehir Bursa’nın mayası bu süreçte atılmıştır” dedi. MERHAMET VE HOŞGÖRÜ AŞILIYORUZ Osmanlı'nın Bursa’da temellerini attığı medeniyet ve hoşgörü ikliminin asırlar boyunca dünyaya adalet ve nizam taşıdığını aktaran Yıldırım Belediye başkanı Oktay Yılmaz, “Bu gün bile hala Osmanlının adaleti, sağaldığı barış ortamı hasret ve özlemle yad ediliyor. Biz de Yıldırım Belediyesi olarak gençlerimizin bu köklerle güçlü bağlar kurmasını istiyoruz. Bu proje ile evlatlarımızı, ecdadımızın iz sürdüğü topraklarda tarih ile buluşturuyoruz. Amacımız; geçmişini bilen, kültürüne sahip çıkan ve geleceğe daha bilinçli yürüyen bir nesil yetiştirmek. Gençlerimizin bu yolculukta edindiği her bilgi ve her duygu, yarınlarımızın en güçlü teminatı olacaktır” ifadelerini kullandı.

Başkan Bozbey'den Bursalılara mektup: Özgür günlerde, Bursa’nın sokaklarında yeniden bir arada olacağız Haber

Başkan Bozbey'den Bursalılara mektup: Özgür günlerde, Bursa’nın sokaklarında yeniden bir arada olacağız

Bursa Büyükşehir Belediye Başkanı Mustafa Bozbey'in tutuklanıp görevden uzaklaştırılmasının ardından Büyükşehir Belediyesi'nin önünde düzenlenen protestolar bu akşam da devam etti. Yarın gerçekleştirilecek Başkan Vekili seçimi öncesinde yurttaşlar iradelerine sahip çıkmak için bir araya geldi. Eylemde konuşan Cumhuriyet Halk Partisi Bursa İl Başkanı Nihat Yeşiltaş’ın açıklaması şu şekilde: ‘‘ 31 Mart’ta bu kent bir karar verdi. Bu kent, yıllar sonra değişim dedi… Bu kent, hizmet dedi… Bu kent, adalet dedi… Ve bu kent, Mustafa Bozbey dedi! Bursalılar iradesini ortaya koydu yaklaşık 200 bin oy farkıyla, neredeyse %10’luk bir oy oranı farkıyla Sayın Mustafa Bozbey’i kentin Büyükşehir Belediye Başkanı seçti. Bu ne demek biliyor musunuz? Bu, sıradan bir seçim sonucu değildir! Bu, Bursa’nın çok net, çok güçlü bir irade beyanıdır! Bu, her iki Bursalıdan birinin “Benim başkanım Mustafa Bozbey’dir” demesidir! Peki şimdi soruyorum size…Başkanımız yaptığı hizmetler için mi cezalandırılıyor? Bozbey’in suçu ; Çocuklarımız için kreşler açmak mı, Bozbey’in suçu, yarattığınız yoksulluğa kent lokantaları ile merhem olmak mı? Bozbey’in suçu zehir saçan asbestli boruları değiştirip, halkın sağlığını düşünmek mi? Yoksa Bozbey’in suçu yaptığı indirimlerle Türkiye’nin en ucuz öğrenci taşımacılığını gerçekleştirmek mi? Yoksa Bozbey’in suçu ağır enflasyon altında yaşam mücadelesi veren gençlerimiz için açtığı Burfaş kafelerle nefes olmak mı? Yoksa Bozbey’in suçu tamamlayamadığınız Çınarcık barajını devreye sokup Bursa’nın su sorununu kökten çözmek mi? Yoksa ; Bozbey’in suçu çiftçiye emekliye destek olacak sayısız projeyi hayata geçirmek mi? Biz biliyoruz ki; buradaki mesele bir kişi meselesi değildir. Buradaki mesele, halkın iradesinin yok sayılmasıdır! 200 bin oy farkını yok saymak demektir bu! Yüz binlerce Bursalının iradesini yok saymak demektir! Bu kentin geleceğine vurulmak istenen bir darbedir! Ama buradan açıkça söylüyoruz: Bursa susmaz! Bursa boyun eğmez! Bursa iradesine sahip çıkar! Bu meydanda toplanan herkes, şunu haykırıyor: “Biz seçtik, biz karar verdik, irademizi kimseye teslim etmeyiz!” Değerli hemşerilerim, Mustafa Bozbey bu kentin sadece belediye başkanı değildir. O, bu kentin değişim umududur. O, bu kentin adalet arayışıdır. O, bu kentin geleceğe olan inancıdır! Ve biz bu umudu, bu inancı kimseye teslim etmeyeceğiz! Bugün burada verdiğimiz mesaj çok nettir: Sandık varsa demokrasi vardır! Sandık varsa irade vardır! Sandık varsa sonuçlara saygı vardır! Eğer sandığı tanımıyorsanız, demokrasiden söz edemezsiniz! Buradan bir kez daha sesleniyoruz: Bursa’nın iradesine dokunmayın! 200 bin oy farkını yok sayamazsınız! Halkın seçtiğini halktan alamazsınız! Ve biz… Bu mücadeleyi sonuna kadar sürdüreceğiz! Çünkü biz inanıyoruz ki; En büyük güç, halkın kendisidir! En büyük meşruiyet, sandıktan çıkan iradedir! Ve o irade burada! Bu meydandadır’’ BOZBEY’DEN BURSALILARA MEKTUP Yeşiltaş konuşmasının ardından Bursa Büyükşehir Belediye Başkanı Mustafa Bozbey’in mektubunu okudu: Bozbey’in mektubu şu şekilde: Değerli Bursalılar, Değerli Örgütüm, Yol Arkadaşlarım, Güzel Hemşehrilerim; Bugün fiziken yanınızda olamasam da kalbimle, ruhumla ve tüm inancımla sizlerin arasındayım! Bursa halkı 31 Mart 2024’te tertemiz iradesini sandığa yansıttı; her iki kişiden biri oyunu bize vererek, en yakın rakibimize 170 bin oy fark atarak bizi göreve getirdi. Bursa, değişim istediğini 2 yıl önce güçlü bir şekilde ilan etti. Değişimi hazmedemeyenler, kendi küçük hesaplarının peşinde, Bursa’ya ve Bursa halkının iradesine haksızlık yaptı. Osmanlı’nın ilk başkenti, Cumhuriyetimizin en önemli atılım şehri, Bursamız, fethin 700’üncü yılında, tarihine ve kültürüne aykırı bir muameleye maruz bırakıldı. İnanıyorum ki, Bursa halkı bu yapılanı asla unutmayacak. Yarın belediye meclisindeki çoğunluğa dayanarak, sizlerin iradesine ipotek koymaya kalkacaklarını biliyorsunuz. Oysa; adaletin ve demokrasinin gereği; başkan vekili olarak, Cumhuriyet Halk Partisi’nden bir meclis üyemizin görevlendirilmesidir. Sandıktan çıkan sese kulak tıkamak, sadece bana değil, Bursa’nın tamamına yapılmış bir haksızlıktır. Ancak şunu unutmasınlar: Bizim gücümüz koltuklardan değil, halkın helal oylarından geliyor. Bizim hesap veremeyeceğimiz hiçbir işimiz yok. Bursalı’nın yüzünü öne eğdirecek tek bir işin içinde olmadık. Buradan, dört duvar arasından sesleniyorum: Sakın kimse umutsuzluğa kapılmasın, sakın kimse başını yere eğmesin. Bizler, Ebedi Önderimiz Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün izinde, “Egemenlik kayıtsız şartsız milletindir” ilkesine bağlılıkla yürümeye devam edeceğiz. Onun çizdiği o aydınlık yoldan asla dönmeyeceğiz. Genel Başkanımız Sayın Özgür Özel’in öncülüğünde, ülkemizi hak ettiği yere taşıyacak, adaleti ve demokrasiyi yeniden inşa edeceğiz. Bu haksızlığa karşı dimdik duran sivil toplum kuruluşlarımıza, meslek odalarımıza, siyasi partilere ve bana en büyük gücü veren siz değerli hemşehrilerime yürekten teşekkür ediyorum. Yine buluşacağız, yine kucaklaşacağız. Özgür günlerde, Bursa’nın sokaklarında yeniden bir arada olacağız. Sözümüz söz: Bursa hakkını alacak! Bursa kazanacak! Bursasporumuz şampiyon olacak! Hepinizi saygı, sevgi ve özlemle selamlıyorum. Mustafa Bozbey Seçilmiş Bursa Büyükşehir Belediye Başkanı Bursa H Tipi Cezaevi’’ MAHMUT TANAL: BOZBEY'İN CEZAEVİNDE NE İŞİ VAR? CHP Şanlıurfa Milletvekili Mahmut Tanal da eyleme katılarak destek verdi. Tanal'ın konuşmasından önce çıkanlar şu şekilde: ‘’Bu ülkede bir suçlu varsa o da anayasayı uygulamayanlardır, suçludur. Eğer bu ülkede bir suçlu varsa, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'nin kararlarını uygulamayanlardır. Aslında bu olay bir suç meselesi değil. Bu mesele bir Mustafa Bozbey meselesi değil, bu bir demokrasi meselesidir. Mesele Bozbey olsaydı, Bozbey belediye başkanı seçilmediği zaman bu soruşturmalar neredeydi? Sebep bu: CHP Türkiye'nin 1. partisi. CHP'nin iktidar yürüyüşünü engellemeye çalışıyorlar. Ekrem İmamoğlu'nun 32 yıllık diplomasını iptal ettiler. Hepimiz diplomamızı çıkarıyoruz, paylaşıyoruz. Sayın Erdoğan, cesaretin varsa diplomanı paylaş bu milletle. Machiavelli diyor ki amaca ulaşmak için her yol mübahtır. Bozbey bugün bu hizmetleri vermemiş olsaydı içeri atılır mıydı? Amaç bu. AKP eriyor, AKP güç kaybediyor. Bunu durdurmanın yolu nedir? Bozbey'in cezaevinde ne işi var? Buradan tüm belediye meclis üyelerine sesleniyorum: Zerre kadar vicdan varsa, 170 bin oy fark atan CHP adayına destek olması gerekiyor. Bu bir onur meselesidir. Burada sadece çökme yok; şu anda İzmir Belediyesi'nde de var, yerel yönetimlerde de var. Belediye meclis üyeleri için bu bir sınav, bu bir fırsat. Yarın bu 170 bin oyun üzerine yatıp eğer AKP'nin adayı başkan seçilirse bu bir hırsızlıktır, bu bir yağmadır, bu bir suçtur. Değerli kardeşlerim, sayı çoğunluğu sizi meşru kılmaz; sizi meşru kılan haktır, adalettir. Bunun hukukta yeri yoktur. Batsın sizin adalet anlayışınız. Sizden isteğimiz şu: Moralinizi bozmayın. Bu rejimin adı faşizmdir. 12 Eylül faşizmi bile diploma iptal etmedi. Kimse bunu adaletle anlatamaz. Moralinizi bozmayın. Şair diyor ki çiçekleri koparabilirler ama baharın gelişini engelleyemezler. Bunların ne baskıları ne cezaevleri bu iktidar yürüyüşümüzü durdurmayacak. Hiçbirinin yanına bırakmayacağız. Bu bir darbedir, darbe. Adalet yürekte, kalpten olur; parmak sayınızla olmaz. 5 bin değil, 10 bin değil, 170 bin kardeşlerim. Halk oyunu verdi. Bu saatten sonra yapılacak her türlü hile oyunuyla... Burada anayasa var, anayasa burada. Ya Bozbey ve arkadaşlarına destek verecekler ya da her türlü ahlaksızlığı yapanları destekleyecekler. Bu yarışma ahlaklı olanlarla ahlaksız olanların yarışıdır. Biz neyi istiyoruz? Biz CHP'liler ne istiyoruz? İktidarın anayasaya uygun hareket etmesini istiyoruz. Suçta ve cezada eşitlik istiyoruz. Biz şantaj istemiyoruz. Bu şantajların karşısında boyun eğmeyen insan Mustafa Bozbey. "Gel AKP'ye geç" dediler, yapmadı. Bu teklifleri yapan bir iktidar meşru olamaz. Oyla alamadıklarını alavere dalavere ile alıyorlar. Sandık gelecek, AKP gidecek. Her şey güllük gülistanlık olacak dediler, ne oldu? Yok, biz petrol bulduk, biz doğalgaz bulduk... Hepsi yalan, hayatları yalan Biz önce Allah'a, sonra devletin adaletine inanırdık. Devletin adaletini kim sağlardı? Yargı sağlardı. Partili birisinden Adalet Bakanı olmaz. Sandık gelecek, bu zulüm bitecek. Bugün yapılan tüm adaletsizliklerin hesabını soracağız.’’

Dünya Sağlık Örgütü ‘Bursa Taahhüdü’nü yayınladı Haber

Dünya Sağlık Örgütü ‘Bursa Taahhüdü’nü yayınladı

DSÖ Avrupa Sağlıklı Şehirler Ağı’nın Yıllık İş Toplantısı ve Teknik Konferansı, Haziran 2025’te Bursa Büyükşehir Belediyesi’nin ev sahipliğinde ‘Dirençli Sağlıklı Şehirler: Herkes İçin Sürdürülebilir Kentsel Gelecekler Yaratmak’ temasıyla gerçekleştirilmişti. 8. faza (2026-2030) geçiş stratejileri de belirlendiği konferansın Politik Kurul Toplantısı’ndaki en önemli çıktılarından birisi de ‘Bursa Taahhüdü’ olmuştu. YEREL YÖNETİMLERE ÖRNEK OLACAK Bursa Taahhüdü, Dünya Sağlık Örgütü’nün resmi internet sitesinde yayımlanarak küresel kamuoyuyla paylaşıldı. Böylece sağlıklı şehirler vizyonu doğrultusunda yerel yönetimlere yönelik önemli bir referans belgesi niteliği kazandı. Bursa Büyükşehir Belediye Başkanı Mustafa Bozbey, Bursa’nın ev sahipliğinde gerçekleştirilen Avrupa Sağlıklı Şehirler Ağı Toplantısı’nda ilan edilen Bursa Taahhüdü’nün sadece kentin değil, tüm dünya şehirlerinin geleceğine dair ortak değerlerin güncellenmiş bir ifadesi olduğunu söyledi. Taahhüdün eşitlikten, sağlıktan, adaletten, barıştan ve doğaya saygıdan yana bir iradeyi temsil ettiğini belirten Başkan Bozbey, “Bizler, şehirlerimizi yalnızca ekonomik büyüme ile değil; sağlık, fırsat eşitliği, sosyal adalet ve insan onurunu gözeterek yönetmek istiyoruz. Bursa Taahhüdü ile gelecek nesillerin sağlığı ve refahını güvence altına almayı, şehirlerimizin sürdürülebilir, dirençli ve kapsayıcı olmasını sağlamayı amaçlıyoruz” dedi. Bu adımın, yerel yönetimlerin uluslararası düzeyde iş birliği ve bilgi paylaşımı yaparak, daha sağlıklı ve dirençli şehirler inşa edebileceğinin de güçlü bir göstergesi olduğunu dile getiren Başkan Bozbey, “Bursa Taahhüdü’nün temelinde insan, mekan, katılım, refah, barış, gezegen ve hazırlık gibi 7 güçlü ilke yer alıyor. Bu ilkeler sadece bir strateji değildir. Aynı zamanda vicdanla yazılmış bir yol haritasıdır” diye konuştu. Bursa Taahhüdüne https://www.bursa.bel.tr/yayinlar_pdf_viewer?id=3055 linkinden ulaşabilirsiniz.

Bursa Yıldırım Belediyesi'nden kuruluş ve fetih sempozyumu Haber

Bursa Yıldırım Belediyesi'nden kuruluş ve fetih sempozyumu

Yıldırım Belediyesi, Bursa’nın Fethinin 700. Yılı kapsamında Türk Tarih Kurumu, Türkiye Bilimler Akademisi ve Uludağ Üniveristesi’yle birlikte Osmanlının Kuruluşu ve Bursa'nın Fethi Sempozyumu düzenliyor. Barış Manço Kültür Merkezi'nde 27-28 Mart 2026 tarihlerinde düzenlenecek Sempozyum’a Türk Tarih Kurumu Başkanı Prof. Dr. Yüksel Özgen, Türkiye Bilimler Akademisi Başkanı Prof. Dr. Muzaffer Şeker, Uludağ Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Ferudun Yılmaz’ın yanı sıra 16 farklı üniversiteden 36 bilim insanı katılacak. 6 oturum halinde düzenlenecek sempozyum boyunca akademisyenler; Osmanlı Beyliği’nin kuruluşu, teşkilatlanma, kuruluş ve fetih sürecinde Anadolu’daki durum, bu dönemde inşa edilen mimari eserler, Bursa'nın fethi, Bursa’da şehirleşme, dönemin sosyal ve dini hayatı gibi konular işlenecek. BURSALILARA DAVET Bursa'nın yedi asır boyunca dünyada adalet ve merhametin simgesi olan Osmanlı Medeniyetine beşiklik ettiğini hatırlatan Yıldırım Belediye Başkanı Oktay Yılmaz, “Bu günün Bursa'sı ve Yıldırım’ı bu medeniyetin üstüne inşa edildi. Dolayısıyla hem şehrimizi hem de dünyayı daha iyi anlayabilmek adına Osmanlı Tarihi çok önemli dersler ihtiva ediyor. Biz de şehrimizin geleceğini inşa ederken, kadim geçmişinden güç alıyoruz. Bu vesileyle sempozyumumuzun çok önemli kazanımları olacağını düşünüyor ve Tüm Bursalıları bu etkinliğimize davet ediyorum” dedi.

Bursa Nilüfer’de çocuk işçiliği tartışıldı: “Çocukların yeri iş değil okul” Haber

Bursa Nilüfer’de çocuk işçiliği tartışıldı: “Çocukların yeri iş değil okul”

Nilüfer Kent Konseyi, Mülkiyeliler Birliği Bursa Şubesi ve Fişek Enstitüsü Çalışan Çocuklar Bilim ve Eylem Vakfı iş birliğiyle düzenlenen “MESEM ve Sermaye Kıskacında Çocuklar ve Çocuk İşçiliği” paneli, yoğun katılımla gerçekleştirildi. Nilüfer Kent Konseyi’nde, Mesleki Eğitim Merkezleri (MESEM) kapsamında çalışan çocukların karşılaştığı sorunlar ve çocuk işçiliğinin geldiği boyutun ele alındığı panelin moderatörlüğünü Nilüfer Kent Konseyi Başkanı Mustafa Berkay Aydın üstlendi. Fişek Enstitüsü’nden Doç. Dr. Emirali Karadoğan ve Dr. Nail Dertli’nin konuşmacı olarak yer aldığı programa, Nilüfer Belediye Başkan Yardımcısı Bukle Erman, Mülkiyeliler Birliği Bursa Şubesi Başkanı Naci Damar ve Nilüfer Kent Konseyi Genel Sekreteri Elifhan Köse Çal da katıldı. “EŞİT YAŞAM HAKKINA SAHİP OLMALILAR” Panel öncesinde konuşan Nilüfer Belediye Başkan Yardımcısı Bukle Erman, Türkiye’de çok sayıda çocuğun çalışmak zorunda kaldığına dikkat çekerek çocukların yerinin iş yerleri değil okullar olduğunu söyledi. Nilüfer Belediyesi’nin sosyal belediyecilik anlayışının temelinde her çocuğun eşit, onurlu ve güvenli yaşam hakkı bulunduğunu vurgulayan Erman, şunları kaydetti: “Çocukların emeği üzerinden büyüyen hiçbir düzen adil değildir. Nilüfer’de bizler çocukların çalışmak zorunda kalmadığı, özgürce gelişebildiği ve geleceğe umutla bakabildiği bir kent için sorumluluk almaya, ses yükseltmeye ve mücadele etmeye devam edeceğiz. Çünkü çocukları korumak yalnızca bir sosyal hizmet politikası değil, aynı zamanda adalet ve demokrasi meselesidir.” “ÇOCUKLAR HAFTANIN DÖRT GÜNÜ İŞTE” Panelde konuşan Dr. Nail Dertli, MESEM kapsamında çırak olarak çalışan çocukların eğitimden çok üretim sürecinin parçası haline geldiğini belirterek, çocukların haftada bir gün okula, dört gün iş yerlerine gittiğini söyledi. Çıraklık sisteminin temel amacının meslek öğretmek olduğunu hatırlatan Dertli, uygulamada bunun ana istihdam modeline dönüştüğünü ifade ederek, “Korunması gereken bir grubu piyasanın insafına bırakmış olursunuz” dedi. Dertli ayrıca çocuk işçilerin yaşadığı kazaların çoğu zaman resmi kayıtlara yansımadığına dikkat çekerek, iş kazalarının genellikle uzuv kaybı veya ağır yaralanma olmadıkça bildirilmediğini söyledi. “UCUZ EMEK OLARAK GÖRÜLÜYORLAR” Doç. Dr. Emirali Karadoğan ise çocuk işçiliğinin özellikle yoksul ailelerin çocuklarını etkilediğini belirterek, küçük işletmelerde uzun ve belirsiz saatlerle çalıştırıldıklarını ifade etti. Karadoğan, çocukların haklarını ve iş kazası kavramını çoğu zaman bilmediklerini de vurguladı. Panelde, çocuk işçiliğiyle mücadelede kamu politikalarının güçlendirilmesi ve çocukların eğitim hakkının korunmasının önemine dikkat çekildi.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.