Türkiye’nin en büyük sınavlarından biri artık ne ekonomik dalgalanmalar ne de siyasi tartışmalar… Asıl tehlike, sokak aralarında, okul önlerinde, park köşelerinde sinsice büyüyor: uyuşturucu ve madde bağımlılığı.
Bugün Türkiye’nin dört bir yanında gençler; sentetik maddelerden bonzaiye, haplardan kimyasal türevlere kadar ölümcül bir ağın içine çekilmeye çalışılıyor. Özellikle büyük şehirlerde, başta İstanbul, Ankara ve İzmir olmak üzere metropollerde yaş ortalamasının giderek düştüğü görülüyor. Uzmanlar artık ortaokul çağındaki çocukların bile risk altında olduğunu söylüyor.
Bu sadece bir “asayiş” meselesi değildir. Bu bir gelecek meselesidir.
Gençler Neden Bu Tuzağa Düşüyor?
Madde bağımlılığı çoğu zaman merakla başlıyor. Arkadaş çevresi, sosyal medya özendirmesi, aile içi iletişim eksikliği, işsizlik, umutsuzluk ve gelecek kaygısı bu süreci hızlandırıyor. Genç, bir kere “deneme” diyerek attığı adımın dönüşü olmayan bir yola girebileceğini fark etmiyor.
Uyuşturucu tacirleri ise bu boşlukları çok iyi analiz ediyor. Onlar için gençler sadece birer “pazar” ve “kazanç kapısı”.
Mücadele Sadece Polisle Olmaz
Elbette güvenlik güçleri büyük bir mücadele veriyor. Ancak uyuşturucu ile savaş sadece operasyonlarla kazanılmaz. Bu bir toplum mücadelesidir.
Aileler çocuklarıyla daha güçlü iletişim kurmalı.
Okullarda bilinçlendirme çalışmaları artırılmalı.
Belediyeler gençler için spor, sanat ve kültür alanlarını çoğaltmalı.
Medya özendirici değil, bilinçlendirici yayın yapmalı.
Gençleri sokaktan kurtarmanın yolu onlara umut vermekten geçer. İş, eğitim ve sosyal destek mekanizmaları güçlendirilmeden bu sorunu kökten çözmek mümkün değildir.
Bağımlılık Bir Suç Değil, Bir Hastalıktır
Madde bağımlısı gençleri dışlamak, onları daha da karanlığa iter. Oysa bağımlılık bir irade zayıflığı değil, tedavi edilmesi gereken bir hastalıktır. Rehabilitasyon merkezlerinin artırılması, psikolojik destek sistemlerinin güçlendirilmesi şarttır.
Unutmayalım: Her kurtarılan genç, kurtarılan bir ailedir. Her kazanılan hayat, kazanılan bir vatandır.
Bugün sessiz kalırsak yarın çok daha büyük bedeller öderiz. Uyuşturucu ile mücadele sadece devletin değil, hepimizin görevidir. Çünkü mesele gençlerse, mesele gelecektir.
Kalemimizi de, vicdanımızı da bu mücadelede kullanmak zorundayız.
Sizlere daha iyi hizmet sunabilmek adına sitemizde çerez konumlandırmaktayız. Kişisel verileriniz, KVKK ve GDPR
kapsamında toplanıp işlenir. Sitemizi kullanarak, çerezleri kullanmamızı kabul etmiş olacaksınız.
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.
Mustafa Berber
Uyuşturucu ile Mücadele: Geleceğimizi Korumak
Türkiye’nin en büyük sınavlarından biri artık ne ekonomik dalgalanmalar ne de siyasi tartışmalar… Asıl tehlike, sokak aralarında, okul önlerinde, park köşelerinde sinsice büyüyor: uyuşturucu ve madde bağımlılığı.
Bugün Türkiye’nin dört bir yanında gençler; sentetik maddelerden bonzaiye, haplardan kimyasal türevlere kadar ölümcül bir ağın içine çekilmeye çalışılıyor. Özellikle büyük şehirlerde, başta İstanbul, Ankara ve İzmir olmak üzere metropollerde yaş ortalamasının giderek düştüğü görülüyor. Uzmanlar artık ortaokul çağındaki çocukların bile risk altında olduğunu söylüyor.
Bu sadece bir “asayiş” meselesi değildir. Bu bir gelecek meselesidir.
Gençler Neden Bu Tuzağa Düşüyor?
Madde bağımlılığı çoğu zaman merakla başlıyor. Arkadaş çevresi, sosyal medya özendirmesi, aile içi iletişim eksikliği, işsizlik, umutsuzluk ve gelecek kaygısı bu süreci hızlandırıyor. Genç, bir kere “deneme” diyerek attığı adımın dönüşü olmayan bir yola girebileceğini fark etmiyor.
Uyuşturucu tacirleri ise bu boşlukları çok iyi analiz ediyor. Onlar için gençler sadece birer “pazar” ve “kazanç kapısı”.
Mücadele Sadece Polisle Olmaz
Elbette güvenlik güçleri büyük bir mücadele veriyor. Ancak uyuşturucu ile savaş sadece operasyonlarla kazanılmaz. Bu bir toplum mücadelesidir.
Aileler çocuklarıyla daha güçlü iletişim kurmalı.
Okullarda bilinçlendirme çalışmaları artırılmalı.
Belediyeler gençler için spor, sanat ve kültür alanlarını çoğaltmalı.
Medya özendirici değil, bilinçlendirici yayın yapmalı.
Gençleri sokaktan kurtarmanın yolu onlara umut vermekten geçer. İş, eğitim ve sosyal destek mekanizmaları güçlendirilmeden bu sorunu kökten çözmek mümkün değildir.
Bağımlılık Bir Suç Değil, Bir Hastalıktır
Madde bağımlısı gençleri dışlamak, onları daha da karanlığa iter. Oysa bağımlılık bir irade zayıflığı değil, tedavi edilmesi gereken bir hastalıktır. Rehabilitasyon merkezlerinin artırılması, psikolojik destek sistemlerinin güçlendirilmesi şarttır.
Unutmayalım: Her kurtarılan genç, kurtarılan bir ailedir. Her kazanılan hayat, kazanılan bir vatandır.
Bugün sessiz kalırsak yarın çok daha büyük bedeller öderiz. Uyuşturucu ile mücadele sadece devletin değil, hepimizin görevidir. Çünkü mesele gençlerse, mesele gelecektir.
Kalemimizi de, vicdanımızı da bu mücadelede kullanmak zorundayız.