Koca Bursa, Evlatlarına Yabancı Bursa…

Yazının Giriş Tarihi: 07.11.2025 22:32
Yazının Güncellenme Tarihi: 07.11.2025 22:35

Evlatlarına yabancı bir şehir olabilir mi?
İnsanını ayıran, nice değerleri görmezden gelen bir şehir…
Bursa işte, derinine kadar yaşatan, en sert yüzleriyle sınayan Bursa.

Meğer ne büyük ayrıcalıkmış “şehrin çocuğu” olmak.
Kim bilir, kendi evladından bile fayda görmeyen dünyada tam olarak ne demek?

16 yaşında lise takımında oynadım… Görmediler.
17 yaşında lise maçlarının gol kralı oldum…
18’de genç takım vardı sadece…
Sonra 2. Amatör’de Burgazspor; şampiyon takımın gol kralı…
Yine fark eden olmadı.
Oyak Renault, ardından 2. Lig Burdurspor…

Yıllar geçmişti futbolun içindeydim.
Resmi olarak yedinci sezonumda, rahmetli İlhan Cavcav beni İzmir’de Altınordu maçında izledi.
Sonrası mı? Rüya gibi…

Oysa mesele neydi? Kimlik mi?
Bir işi iyi yapıyorsan ne fark eder ismin, geldiğin yer?
Ha Trabzon, ha Bursa…
Doğru olanın buluştuğu noktada kavuşmaz mı yollar?

Ama yine de…
Kendi evlatlarına yabancı Bursa.

Sedat’ların biri, ikisi, üçü…
Hangisine yol açtı ki?
Hele o üçüncü Sedat Özden…
Ne büyük futbolcuydu!

84–85 sezonu…
Hocamız Tınaz Tırpan, “Sedat 3 bugün senin” dediğinde içimde bir kıpırtı vardı.
Birkaç kez izlemiştim, gözüm tutmuştu.
“Yerim onu” diyordum kendi kendime.
Ama uzakla davulun sesi tatlı gelirmiş…

Sedat ağabey boylu poslu, güçlü…
Topu aldığı anda uzaklara sürüyor, bastırmaya yer yok; bacak uzun, top uzakta…
Öyle bir oynuyordu ki yanında dolaşmak bile keyifti.
Sertlik, itiş, kakış nafile…
Sonradan öğrendim; Sölözlü, köy çocuğuymuş…
Doğallığı da oradan belki.

Biyediç…
İlk maçını Gençlerbirliği’ne karşı oynamıştı.
Bir sanatkâr, bir orkestra şefi…
Nasıl tarif edilir ki?

Sedat’ların ikisi yıllarca üstlerde oynadı.
Sonra alt liglerde hocalık yaptılar.
Denemedikleri kalmadı.
Maç sonlarında Bursaspor’u yazıyorlar; bitmesin diye yavaş okumak istiyor insan…
Bir futbol insanından faydalanmak için daha ne gerek?

Beyhan Kaptan…
Kalecilerin en tekniği: Eser Kardeşler…

Bu insanlar şelalenin en ucunda dizilip beklerdiler;
İşlerin en zorlaştığı anlarda imkânsızı isteyenler onlar oldu.
Ama işler kolaylaştığında kimler devreye girdi?
Elin çocukları…

Sonra da denildi ki:
“Şans verdik, beceremediniz! Daha ne istiyorsunuz?”

Tuhaf değil mi?
Koca Bursa…
Evlatlarına kör Bursa…

Geçen sene ligin beş-altı katı maliyetle bir kadro kuruldu.
Şampiyonluk kutlandı, hakkıyla…
Ardından yeni yapılanma; kadronun yarısından fazlası değişti.
Şimdi ara devreye sayılı günler var; belli ki yine bir o kadar takviye gelecek…

Oysa yokluk yıllarında en üst liglere damga vuran bu şehir potansiyeli,
Bugün bu ligleri silip süpürür elbet.
Mesele bu değil…
Mesele çok başka…

Vakıfköy altyapı tesislerinde “yok” kelimesi çoğalmış.
Hırsız misali birileri gelip yıllarını çalmış…
Yeşil-beyaz formayla sahaya çıkan kaç Bursa çocuğu kaldı?
Bu yıl çıkılsa üst lige…
Yine kaç tanesi şehrin evladı olacak?

Plansız, programsız devletler bile yıkılmaya mahkûmdur, bilirsiniz.
Bu yüzden ne büyüksün Bursaspor…
Hâlâ ayaktasın,
Gözünü en tepeye dikmiş koşuyorsun.

Ama arka tarafta bir gerçek var:
Bu şehir kendi evlatlarına sahip çıkmadıkça,
O koşu hep yarım kalacak…

Öyle bir oynuyordu ki yanında dolaşmak bile keyifti.
Sertlik, itiş, kakış nafile…
Sonradan öğrendim; Sölözlü, köy çocuğuymuş…
Doğallığı da oradan belki.

Biyediç…
İlk maçını Gençlerbirliği’ne karşı oynamıştı.
Bir sanatkâr, bir orkestra şefi…
Nasıl tarif edilir ki?

Sedat’ların ikisi yıllarca üstlerde oynadı.
Sonra alt liglerde hocalık yaptılar.
Denemedikleri kalmadı.
Maç sonlarında Bursaspor’u yazıyorlar; bitmesin diye yavaş okumak istiyor insan…
Bir futbol insanından faydalanmak

Beyhan Kaptan…
Kalecilerin en tekniği: Eser Kardeşler…

Bu insanlar şelalenin en ucunda dizilip beklerdiler;
İşlerin en zorlaştığı anlarda imkânsızı isteyenler onlar oldu.
Ama işler kolaylaştığında kimler devreye girdi?
Elin çocukları…

Sonra da denildi ki:
“Şans verdik, beceremediniz! Daha ne istiyorsunuz?”

Tuhaf değil mi?
Koca Bursa…
Evlatlarına kör Bursa…

Geçen sene ligin beş-altı katı maliyetle bir kadro kuruldu.
Şampiyonluk kutlandı, hakkıyla…
Ardından yeni yapılanma; kadronun yarısından fazlası değişti.
Şimdi ara devreye sayılı günler var; belli ki yine bir o kadar takviye gelecek…

Oysa yokluk yıllarında en üst liglere damga vuran bu şehir potansiyeli,
Bugün bu ligleri silip süpürür elbet.
Mesele bu değil…
Mesele çok başka…

Vakıfköy altyapı tesislerinde “yok” kelimesi çoğalmış.
Hırsız misali birileri gelip yıllarını çalmış…
Yeşil-beyaz formayla sahaya çıkan kaç Bursa çocuğu kaldı?
Bu yıl çıkılsa üst lige…
Yine kaç tanesi şehrin evladı olacak?

Plansız, programsız devletler bile yıkılmaya mahkûmdur, bilirsiniz.
Bu yüzden ne büyüksün Bursaspor…
Hâlâ ayaktasın,
Gözünü en tepeye dikmiş koşuyorsun.

Ama arka tarafta bir gerçek var:
Bu şehir kendi evlatlarına sahip çıkmadıkça,
O koşu hep yarım kalacak…

Ama arka tarafta bir gerçek var:
Bu şehir kendi evlatlarına sahip çıkmadıkça,
O koşu hep yarım kalacak

Yorum Ekle
Gönderilen yorumların küfür, hakaret ve suç unsuru içermemesi gerektiğini okurlarımıza önemle hatırlatırız!
Yorumlar (0)
Yükleniyor..
logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.